- Kategori
- İlişkiler
Kadın diyalogları...

Okuldan arkadaşlar... Geçen gün toplanalım dedik.
Ayrı ayrı görüşüyoruz da, hepimizin aynı zamanda, aynı yerde olmamız biraz güç oluyor.
Dört bayan biraraya gelince, neler konuşurlar?
Diğerlerini bilmem ama bizde sohbet şu şekildeydi:
- Ay! Ne iyi oldu Vallahi.
- Şükür kavuşturana...
- Aksatmasak da şunu sık sık yapsak...
Burada uzun uzun ne kadar özlendiğinin anlatılması, birbirine iltifat etmeler... Bunları geçiyorum.
Aramızda Necla ile Füsun evli... Diğerleri bekar.
Nuran bir defa ile yetinmemiş... İki kez evlenip boşanmış... Şimdi yeniden evlenmeyi düşünüyor. Adam çok istiyor da, bizimki "İyi düşün" dememiz üzerine işi biraz ağırdan alıyor... Çünkü birinci evlilik altı ay... İkincisi iki yılda "kendisi tarafından" bitirilmiş.
Necla ile Füsun lafı birbirlerinin ağzından alıp, sanki en önemli konu buymuş... Bekarlık suçmuş gibi "Hala evlenmeye niyetiniz yok mu sizin?" diye başlatıyorlar işkenceyi. Canım Ferhunde'ciğim suçlu suçlu "Yok... Daha değil" diyor..
O'na bakıyorum şaşkın şaşkın. Niye kendini suçlu hissediyor ki. Bu eziklik nereden geliyor?
"Niye ki ne? Evlenmemiz mi lazım?" diyorum.
Necla "Tabii kızım evlilik gibisi yok" diyor...
Hmmm... Sormalı, öğrenmeli... Neler kaçır(ma)dığımızı bilmeli, di mi ama? Aslında biliyorum da, bu da benim oyunum. Çünkü ne zaman biraraya gelsek değişmez bu senaryo. Herkes repliğini bilir.
Haydi o zaman hodri meydan!.. O "neden mutlu olduğunu" söylesin. Çok mu fark var aramızda görelim.
"Bi kere" diyor... " Ööööyle her gece kukumav kuşu gibi tek başına oturmazsın."
Demek ki neymiş? Kukumav kuşu yalnız bir kuşmuş... Bu konuyu bir araştırmalı. National Geography'de de bu "kukumav kuşunun yalnızlık" konusuna hiç rastlamadım ama...
"Peki... Sen tek başına oturmuyorsun... Anladık. Ne yapıyorsunuz çokbaşınıza oturup?"
Bir an yüzünden geçen gölge gözümden kaçmıyor.
"Hiiçç... Televizyon seyrediyoruz."
"Başka... Sohbet filan?"
"Eskiden ederdik de... Şimdi ikimiz de işten yorgun geliyoruz. Yemek faslı bitince, kıvrılıyoruz kanepelere."
"Peki burada seni mutlu eden ne?"
"Yaaaa! yalnız değilim işte."
İyi de, kanepeye kıvrılıp, TV seyretmekse yalnız olmamak bu yapılamayacak bir şey değil ki. Hem ben, saatlerce TV seyredemem.
"İki kişilik yalnızlık yaşadığı" da söylenmez üzülür şimdi.
Hemen oradan Füsun atılıyor. O da evli ya destek vermesi lazım. "Yalnız oturmak değil de... Ne bileyim ben... Bir yere giderken tek başına olmuyorsun."
İyi de illa yanında kocan mı olmalı.. Sevgilin veya arkadaşın olamaz mı? Demiyorum.
"Nereye giderken mesela?"
"Arada bir arkadaşlara gidiyoruz işte"
"Başka.. Dışarıda yemeğe filan?"
"Yok kızım ne yemeği... Geçti artık... O eskidendi."
Gözlerinden bir özlem mi okudum?.. Bana mı öyle geldi?
"Neden geçsin ki... İsteseniz gidersiniz."
"Amaaaan! Gitsek de tadı olmuyor ki.. Ööööyle kös kös oturuyor. Ben istemiyorum artık gitmeyi.
"Nasıl kös kös oturuyor?"
"Eskiden dans ederdik, sohbet ederdik... Şarkı tutardık."
"Şimdi?"
"Saçmalama kızım... Biz kaç yıllık evliyiz. Geçti artık bizden."
Ben söyleyemiyorum ama, Ferhunde dayanamıyor... "O zaman neden evlilik nimetmiş de, biz bundan yararlanamıyormuşuz gibi yapıyorsunuz ki?" Necla ile Füsun'a bu soru. Nuran derin düşüncelere dalmış...
İkisinden de ses çıkmıyor... Birbirlerine bakıyorlar.
Birden Nuran yüzünde karar vermiş insanların rahatlığı ile "Yok... Ben karar verdim. Evlenmeyeceğim" diyor.
Eyvah!.. Eyvah ki ne eyvah!.. Şimdi adam anlayacak yine bizim kanına girdiğimizi.