​ Kadın erkeği, erkek kadını anladığında, dünya, çok daha güzel olacak; değil mi? / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Kadın erkeği, erkek kadını anladığında, dünya, çok daha güzel olacak; değil mi?

Kadın erkeği, erkek kadını anladığında, dünya, çok daha güzel olacak; değil mi?
 

Bugün, erkek ve kadın birbirinden işte bu kadar farklı. Umarım yarın, birbirlerini anlamakta bu kadar zorlanmazlar.


Kadın erkeği, erkek kadını anladığında, çok daha güzel bir dünyada yaşayacağız. Bu, sence de böyle değil mi? " Bunu da nereden çıkardın şimdi? Kadınlar erkekleri, erkekler kadınları anlamıyor mu ki? " dediğinizi; duyar gibiyim şimdi?

Denemesi bedava! İster kadına, ister erkeğe, insanlara, sevdiklerinin en çok neyinden şikayetçi olduklarını soralım birlikte. Bire on bahse girerim ki, kadın, erkek, herkes, şu cümlemi tekrarlar: " O  beni hiç anlamıyor ki! "

Kadınla erkekten, birinin Mars'tan, diğerinin Venüs'ten gelmesi! birbirlerini daha iyi tanımalarını, daha iyi anlamalarını zorlaştırıyordur belki. Ancak bütün bu zorluğun üstesinden, birbirlerini daha iyi anlamaya çalışan duyarlı kadınlar ve erkekler birlikte gelecekler. Bu gerçeği herkesin bilmesini isterim.

İnsanın insanı bilmesi, kişinin halden anlaması, ilk bakışta çok kolay bir şeymiş gibi gözükse de gözümüze, birbirlerini anlaması gerekenler, bir kadınla bir erkek olduğunda, hele de onlar birbirlerini çok seviyorsa, iş, hiç umulmadık şekilde zorlaşabiliyor bir anda.

Kadının detaycılığı erkeği yorar; erkeğin umursamazlığı kadını çıldırtır. Erkek her şeyi söylemesin, kadın o söylemeden derdini bilsin ister; kadın, ne var, ne yok sevdiğine anlatmak ister; hem de en ince ayrıntısına varana kadar.

Erkek, hele de sevdiğiyle, teklifsizce sevişebileceğini sanır; kadın, sevişmeden önce ona erkeği tarafından hazırlanmayı bekler. Erkek, annesini çok sever; kadın, " Erkeğim beni annesinden çok sevsin." diye düşünür.

Kadının bazısı, sokakta üşüyen kediyi de, aç kalmış güvercini de kendine dert edinir; kimi erkeğin, yanında adam kessen, bana mısın demez. Gözü yaşlı bir çocuğa kadının içi giderken, erkeğin, bazen kendi çocuğu bile umurunda olmaz.

Kadınla erkeğin birbirinden bu kadar farklı yaradılışta olması, yaşamı bu derece birbirlerinden  ayrı biçimlerde algılayayıp yorumlamaları, birbirlerini anlayabilmelerinin önündeki en büyük engellerden biridir aslında.

Duygusal, düşünsel, ruhsal, bedensel özellikleri birbirlerinden ne kadar farklı olursa olsun, yetiştirilme, olayları ve insanları anlamlandırma tercihleri isterse zerre kadar birbirine benzemesin, yaşam hayalleri, istek ve beklentileri ne kadar birbirine benzemese de, daha güzel, daha yaşanılası bir dünyayı, sayıları kaç olursa olsun, birbirlerini daha iyi anlamaya, tanımaya çalışan erkekler ve kadınlar el birliğiyle, birlikte kuracaklar.

Böyle bir dünyayı kurmaya çalışırken yapmamız gerekenler, aslında çok zor şeyler de değil... Olabildiğince empati yapmak, insanların farklılıklarından çok aynılıklarına odaklanmak,  yaşamın asgari müştereklerinde uzlaşabilmek gibi... Örneğin: Herkesin önce iyi bir insan olması, kendine, toplumuna yararlı olup, yaşamın her alanından insiyatif alması, yaşamsal sorumluluklarımızı birlikte omuzlayıp adil bir biçimde paylaşabilmemiz gibi...

Bir kadın, tabi ki hiçbir zaman erkeği kadar büyük bir kas gücüne sahip olamaz. Ancak, sahip olduğu duygusal gücü, içsel bütünlüğü, kadınlığından gelen incelik ve insani duyarlılıklarını bulacağı uygun yöntemlerle erkeğin kaslarından önce, yüreğine ve zihnine ulaştırabilir elbette.

Baş döndürücü bir hızla değişen ve dönüşen dünyamızın, zorlamalarıyla bile olsa, toplumda ağırlığı her gün biraz daha artan, erketen her gün başka bir sosyal rolünü çalan kadınların, bunu yaparken,  hiç olmazsa, daha dikkatli davranmaları, kadınlarla erkeklerin birbirlerini çok daha hızlı, çok daha doğru biçimde anlamalarını sağlayacaktır bence.

Erkek, " Kadınlar neden böyle? Her şeyi bu kadar büyütmek zorundalar mı acaba? " diye kadınları yargılamak yerine, kadının duygu dünyasını anlamaya çalıştığında, bu işler hal yoluna girmiş demektir.

Elbetteki binlerce yıllık bir çabanın sonucunda bile birbirlerini tam ve doğru bir şekilde anlayamayan, anlamlandıramayan kadın ve erkeğin, öyle bir anda birbirlerini anlamaları beklenemez. Ancak, adım kadar emin olduğum bir şey varsa, o da, geleceğin dünyasını, birbirlerini anlamaya çalışan duyarlı, gerçekçi, insanlığın çok daha farkına varabilmiş kadın ve erkeklerin kuracağıdır..

Çünkü: Kadın erkeği, erkek kadını anladığında, dünya, çok daha güzel bir yer olacak. Bu, sence de böyle değil mi?

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten almıştır.

 

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..