- Kategori
- Sosyoloji
Kadın ezilmiş bir canlıdır; Ama bu suça ortaktır

16 yaşındaki küçük kız kardeşim henüz yaşına girmemişti; bir yere gelip giderken babam kucağına alıp getirir götürürdü; kardeşime karşı gösterilen bu normal ilgi, altmışlı yaşlardaki uzak bir kadın akrabanın ilgincine gitmiş ve hayretini şöyle dile getirmiş:
“Vaa anam! Siz de, sanki oğlan çocuğuymuş gibi ne tartıp oturursunuz?!…”
Cehaleti görüyorsunuz, değil mi?
Bunu diyen üstelik bir kadın…
***
Kadınlar tarih boyunca ezilmişse, bunun tek suçlusu erkekler değildir, aynı günahın ortakları da cehaletin eşiğinde yetişmiş, büyümüş ve yaşlanmış kadınlardır.
Örneğin insanın soyunu devam ettirme endişesine sahip olan yalnız erkekler değildir, cehaletin gölgesinde yetişmiş bir çok kadın da aynı anlayışa sahiptir.
Örneğin bizim doğu kültürümüzde töre denilen cehaletin hamuruyla yoğrulmuş garip bir hukuk sistemi vardır; sözlü hukuk… Babil kralı Hammurabi’nin kanunları gibi katı kuralları vardır; tamamiyle ataerkil kültür üzerine kurulmuş, kadının adı olmayan bir canlı olarak görmüş bir anlayış, bir dayatmadır.
Töre denilen bu hukuk sistemini savunan, destekleyen bir tek erkekler değildir, bu garip anlayışın karaltısı altında yetişmiş bir çok kadın da savunmaktadır.
Örneğin Orta doğu kaynaklı, çöl kültürüyle yoğrulmuş ve dünyanın dört bir tarafını işgal etmiş, semavi olduğuna inanılan dinler de, kadın ikinci sınıfa itilmiş, görevi yalnız kuluçka makineliği olmuş, örtünme çarşaflara giyme zorunluluğu getirilmiş, küflenmiş inanışlardır; ama kadınlar sayesinde ayaktadır hepsi…
***
Kadınım, güzel kadınım, şuh canlım; ezilmişliğinde senin de payın var, unutma!
-Mustafa Yıldırım – 16 Şubat 2014