- Kategori
- Sosyoloji
Kadın gibi

Kadın gibi
Dün akşam Samanyolu televizyonundaki bir programı izliyordum. İbretlik dersler verilmesi üzerine kısa hikayeler anlatan bir program. Çanakkale Savaşı'nın verildiği yıllarda geçiyor hikaye.
Seferberlik ilan edildiğini, eli silah tutan herkesin cepheye çağırıldığı duyuluyor köyde. İki arkadaştan biri diğerine “Gidecek misin” diye soruyor.
Diğerinin verdiği cevap:
“Elbette ki. Vatan meselesi bu. Kadınlar gibi yerimizde oturup duracak mıyız.”
Gerisini izlemedim. O kadar sinirlendim ki devamını izleyemedim.
Bu zihniyetten öylesine tiksiniyorum ki artık. Kadını aşağı gören, kadını hor gördükçe erkekliğini şişiren bu zihniyet öylesine yaygın ki. Maalesef böyle gelmiş, kadınlar bastırılmış, kadınlar hor görülmüş, kadınlar aşağılanmış, erkekler de pohpohlandıkça pohpohlanmış. Kadınlar da kendilerini bastırmaya öyle alışmışlar, öyle uyum sağlamışlar ki bu düzene, yetiştirdikleri erkekleri bile böyle büyütmüşler.
Bu programı yapan, bu replikleri yazan insanlar bu kadar mı bilgisizler acaba? Kurtuluş savaşında, Çanakkale savaşında Türk kadının verdiği mücadeleyi, dünya üzerindeki hangi toplumun kadınları vermiş acaba?
Kadınlar gibi oturup durmak…. Nasıl da kolay aşağılanıveriyor kadınlık. Nasıl da normal geliyor herkese.
Biraz araştırılsaydı görülürdü Çanakkale’nin kadın kahramanları.
Nezahat Onbaşı..
Mücahide Hatice Hanım…
Zeynep Mido Çavuş…
Safiye Hüseyin Elbi… Bunlar bilinenler. Ya cephe gerisindeki kadınlar. Kocalarını, evlatlarını askere gönderip, canla başla cephe gerisinde savaşan kadınlar.
Türk vatanında, Türk erkeklerince aşağılanan Türk kadınının Çanakkale Savaşında nasıl savaştığı yabancı kaynaklarda da geçiyor. Örneğin, Avustralyalı piyade er J.C.Davies, annesine yazdığı mektupta, keskin nişancı bir Türk kızının karşı taraftan pek çok askeri vurduğunu, gün batmadan kendisinin de bir Avusturyalı tarafından vurulduğunu söylüyor. 19-21 yaşındaki genç kızın bedeninden, ölü olarak ele geçirildiğinde 51 kurşun çıkmış.
Bakın nasıl açıklanmış Türk kaynaklarında bunların geçmemesi:
“Çanakkale Savaşı’nda gerek keskin nişancı olarak ön saflarda gerekse diğerleriyle birlikte omuz omuza çarpışan kadınların yer aldığı halde bu isimlerin neden kayıtlara geçmediğini tarihçiler o günkü toplum yapısına bağlıyor. Çünkü, dönemin koşullarında kadınlar çok fazla ön planda değildi. Hatta, Anafartalar’dan başlayarak Kurtuluş Savaşı’na kadar pek çok cephede boy gösteren Mücahide Hatice Hanım’ın ismini ‘Ahmet’ olarak duyurması da bunu açıklıyor.”
Kadınlar gibi oturup durmak…
Karı gibi gülmek..
Karı gibi dırdır etmek.
“Kadınlığını bil” denir mesela. Aşağısın sen demek yani.
Kadın gibi…
Kadın gibi demek aşağılamak ya erkek gibi?
Erkek gibi denir üstüne basa basa.
Adam gibi…
Neden bu kadar nefret ediyor bu baskın erkek zihniyeti kadınlıktan?
Neden sindirilmesi, bastırılması zorunlu görülüyor kadınlık?