- Kategori
- Deneme
Kadın olmak

Hiç de zor zanaat değil kadın olmak... Erkeklerle aşık atmak, eşit olacağım diye kimliğini unutup sefil olmak hiç de hürriyet değil. Yaradılış gayesi her iki cins için aynı olduğuna göre geriye cinsiyet farklılığının getirdiği görev dağılımları kalıyor. Bir de akıl almaz, içler acısı ödün verme durumu var ki nedenini kadın kendide bilmiyor. Rüzgar nereye esiyorsa oraya sürüklenip nereye gittiğini, ne başarmak istediğini bilmeden sözde erkek egemen yaptırımları reddetmek adına bilakis erkek egomanyasına hizmet ediyor. Nasıl mı ?
O kadar çok çeşidi var ki; kadın erkek evladını geleneksel erkek egemen öğretilerle yetiştirip sonra da davranışındaki olumlu olumsuz eylemleri takdire şayan bularak kızına rol model oluyor. Dolayısıyla zincirleme bir yapılanmanın halkası oluveriyor. Kadın, fizyolojik ve psikolojik yapısına uygun platformda kendine yer edinmeli ki, yerinin ve değerinin farkında olabilsin. Ben hiç kadının öncülüğünü yaptığı bir ideolojide gözü boyanıp kullanılan bir erkek görmedim.. Kadın yaradılışına taban tabana zıt meslekleri seçerek, çocukda yaparım kariyerde diyerek iki arada bir derede çırpınıp duruyor. Manken olur, erkeğin cebini ve gözünü besler, sözde ün, şan, şöhret vs uğruna. Sanatçı olur sanatını gölgede bıraktıran dayatmacı uygulmalara göz yumar. Doktor olur, avukat olur, ev kadını olur vs... hiç farketmez, içindeki gerçek kadını bulup kadın gibi yaşamasını engelleyen hangi meslek hangi konum olursa olsun esaretten farksızdır. Esaret çıplak gözle görünemeyecek kadar süslenmişse gözler sadece plastik çiçeklere bakıp arkasında bir bit yeniği var mı diye fikir yormaya gerek duymayabiliyor... Kadın egosunu bir kenara koyup gönül gözüyle bakabilse kendisi için hazırlanmış süslü tuzakların mahiyetini anlayabilir. Bu benim tercihimdir, böyle hür hissediyorum dediği noktada gerçeklerden korkmaksızın düşünebilse iki karpuzu bir koltuğa sığdıramayacağını kabullenebilir. Dinine laf edildiğinde şüphesiz insan küplere biner , fakat inancının gereğini uygulamasını engelleyen yaptırımlara bırakın itiraz etmeyi savunur hale bile gelebiliyor. İçindeki isyana modlanmış varlık, otomatikleşmiş bir sistemle çağdaşlık nâraları atabiliyor. Sazdan,cazdan anlamayan entelektüel çevreden olmayan kısaca belli bir kesimin çağdaşlık dediği olguya uymayanlar cahil adledilebiliyor. Nereden geldiğini bilmediğimiz uygulamaları aydın olmanın gereğidir diye başta kadınlar olmak üzere kapışıyoruz.
Oysa aydın olmak aydınlanacak kaynağı keşfetmek değil midir ? Aydın olmak, kadın veya erkek önce insan olduğunu idrak etmek değil midir ?
Aydın olmak basiret sahibi olup hürriyetle esareti ayırabilmektir kanımca. Dostu düşmani tanıyıp, dostun yanında yer alabilmektir. Düşmanın menfaatine hizmet etmeyip başkaldırmaktır. Küçücük menfaatler uğruna ne kadınlıktan ne insanlıktan ödün vermemektir. Aydın olmak, kendine hiç yıkılmayacak bir dayanak bulabilmektir. Kadın olmak ise kendisindeki cevherin farkındalığını yakalayıp çalmak isteyenlere haddini bildirmektir.