- Kategori
- Sosyoloji
Kadının islamdaki yeri
Son günlerde, hunharca öldürülmüş olan bir genç kız olayı çerçevesinde, ülkemizde kadınların durumu yeniden tartışma konusu olmuştur.
Bir din uleması; ”Kadınlar Allah’ın erkeklere emanetidir.” dediğinde kadın kuruluşlarından tepki gelmişti. Bir kadın ”Biz emanet değiliz. Bizler mal değiliz. Kadınız ve insanız” demişti.
Din uleması “Bu, Hazreti Peygamber Efendimizin bir hutbesinden alınmıştır..Bu kadın gitsin önce dinini(dinimizi)öğrensin” deyip noktayı koymuştu.
Bunun üzerine meraklı bayan, uyarıya uyarak kadının islamdaki yerini araştırmak istedi. Bilgisayara sorunca çeşitli surelerde yer alan yüzlerce ayet olduğunu gördü.Hepsini yazmağa kalksa, çocukluğunda cami bahçelerinde satıldığını gördüğü “Mızraklı İlmihali” ne benzer bir kitap ortaya çıkacaktı. O nedenle, kendisi açısından çarpıcı olduğunu düşündüğü ayetleri aldı ve alt alta sıraladı.
Bakara suresi 223 üncü ayet: Kadınlarınız, sizin için bir tarladır.
Bakara suresi 282 nci ayet: Erkeklerinizden iki şahit tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, şahitlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda, şaşırdığında diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir.
Nisa suresi 1 inci ayet: Ey insanlar. Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun.
Bu ayetle ilgili olarak Hazreti Peygamber Efendimizin bir hutbesinde belirttiği husus: Kadınlar erkeğin kaburgasından, eğrisinden yaratıldıkları için onları düzeltmek, doğrultmak, dümdüz yapmak olanaklı değildir.
Nisa suresi 11 inci ayet: Allah size, evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor. Çocuklarınızdan erkeğe iki kadın payı kadar…
Nisa suresi 15 inci ayet: Kadınlarınızdan zina edenlere karşı dört şahit getirin…
Nisa suresi 34 üncü ayet: Erkekler kadın üzerinde idareci ve hakimdir. Çünkü erkekler (cihad,imamet,miras gibi işlerde)üstün yaratılmıştır…
Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince; önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın.
Bunlar da fayda vermezse dövün.
Diğer yandan Hazreti Peygamber Efendimiz bir diğer hutbesinde : Sizden birisi karısını köle gibi dövmeye yeltenirse…
Demiştir.
.
Bu hutbe nedeni ile şunu öğrenmişti meraklı bayan: İslamda kadın köleler(cariyeler) ve erkek köleler vardı. Her iki tür köle de alınıp satılır ve gerektiğinde cezalandırılırdı.
Bütün bunları okuyup iyice öğrendikten sonra Türkiye’de kadınlarla ilgili olanları daha iyi yorumlar duruma gelmişti meraklı bayan .
Kadınlarınız sizin tarlalarınızdır denildiğine göre, demek ki o bir tarlaydı, yani bir maldı.O nedenle alınıp satılabilirdi.
Nitekim; Anadolu’da kadını babasından eş olarak almak için başlık parası(tarla satın alma ücreti) ödenmekteydi. Hatta bazı kez kadınlar takas ediliyordu. Tıpkı tarlalar gibi . Bunun adına da “Berdel” diyorlardı. Bir baba tarlasını diğerinin oğluna verirken, o babanın kızını kendi oğluna tarla olarak alıyordu.
Kadının bir başına şahitliği yeterli olmuyordu. Eğer,bir olayda kadın şahit gösterilecekse en az iki tane olması gerekiyordu. Eğer dava için iki erkek şahit gerekli ise ve erkek şahit yoksa, o zaman dört kadın şahit gerekecekti.
Kadın erkeğin kaburgasından yaratılmıştı. O nedenle de erkek üstündü ve kadın ikincil yaratıktı. Ayrıca hutbede belirtildiği üzere, kadınlar kaburgadan yaratıldıkları için eğriydiler ve onları doğrultmak olanaklı değildi.
Yine bu nedenle erkeklerin cihad, namazda imamlık yapma, miras, şahitlik gibi konularda kadınlardan üstünlükleri vardı.
Zina suçunu yalnızca kadınlar işleyebilir ve bu nedenle cezalandırılabilirlerdi.
Erkekler kadınlar üzerinde idareci ve hakimdi. İsterlerde karılarını dövebilirlerdi. Tıpkı,cariyelerini ya da kölelerini dövdükleri gibi.
Ancak,hutbede eşlerin köleler gibi(sert) dövülmemeleri de istenmiştir.
Meraklı bayan,bundan sonra İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne bir göz attı.
27 Mayıs 1949 tarihi Resmi Gazete ile de yayınlanan ve 6.4.1949 tarihli ve 9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile uygun bulunup yayınlanmış olan İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kendileriyle ilgili hükümleri şunlardı.
Giriş bölümü:…Birleşmiş Milletler Halklarının,Birleşmiş Milletler Kuruluş Belgesinde ,temel insan haklarına,kişinin onuruna ve değerine,erkekler ile kadınların hak eşitliğine olan inançlarını teyid ettiklerini(Türkiye Cumhuriyeti de Birleşmiş Millerlerin kuruluşunu imzalayan bir ülkedir)
…Madde2-Herkes ırk, renk, cinsiyet ,dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat…ayrımı gözetmeksizin bu bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahiptir.
Madde 5-…her türden kölelik ve köle ticareti yasaktır.
Madde7-Herkes yasa önünde eşittir.
Madde 18-Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü vardır.
Türkiye’de yürürlükte olan bu hükümler ile kutsal kitabın kadınlar hakkındaki ayrımcı hükümleri çelişmektedir diye düşündü meraklı bayan..
Nitekim; bu çelişkinin ayrımına varmış olan bir siyasal parti lideri geçmiş yıllarda “Bir İslam Ülkeleri Birleşmiş Milletleri” kurulmasını önermişti.
Neyse ki bu şimdilik gerçekleşecekmiş gibi görünmemektedir.
O zaman, Türkiye’de kimsenin bir başkasını dinsel inanç nedeniyle küçük görmemesi,hukuk önünde kadınlarla erkekler arasında ayrım yapamaması gerekirdi.
Ama bu ülkede hakimin birisi “Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” demişti de o hakime hiçbir şey olmamıştı. Ne de olsa bizler “Kızını dövmeyen dizini döver” gibi anlamlı(!) bir ata sözüne de sahip bir ulusuz.