- Kategori
- Anneler Günü
Kadınlar ağlarken, tartaklanırken, dayak yerken ‘Anneler Günü’nü kutlamıyorum.
Bu kadar anne ağlarken; anneler gününü kutlamıyorum.
Asker analarının uykusuz geceleri, korkulu gündüzleri yaşarken, ben anneler gününü nasıl kutlayabilirim?
Evli evlatlarına hasret kalan annelerin yaşadığı günlerimizde anneler gününü kutlamıyorum.
Saygı gösterilmeyen, ilgiyi ise hiç görmeyen, kendi haline bırakılmış, üç beş kuruş yardımla vicdanların rahatlatıldığı zamanımızda; anneler günün hiç ama hiç kutlamak istemiyorum…
Bütün annelerin tanrıça olduğu, tarih boyunca annelerin kutsallığı anlatıldığı, onların ayaklarının altının cennet olduğunun bilindiği yaşamımızda; annelerin hiçe sayıldığı bu günlerde ben anneler gününe inanmıyorum.
Ben anneler gününü kutlamıyorum.
Hangi anneler günü diyorum?
Hangi yüzle anneler günü kutlanılacak.
Anne eşittir kadın.
Kadınların bu kadar tartaklandığı, dövüldüğü, öldürüldüğü günlerde;
Kim nasıl, ne yaparak, ne düşünerek!
Yardım isteyen kadınlara elini uzatmadan, çığlıklara kulakları tıkayarak, feryatları duymadan yaşadığımız bu bencil zamanda!
Anneler gününü hangi yüzle ve gülerek mi kutalayacağız. Ben yokum!
Kadınlığının en kutsal halini yaşayan, anne olan aile olmak için çırpınan, evladına kavuşmak için saatlerce sancı çeken, dokuz ay çeşitli şekillerde; mide bulantıları, baş ağrıları, halsizlik, duygusallıkla boğuşan!
Eşine bir evlat hediye etmek derdinde olan anneler!
Yalnız olmasın, tek başına büyümesin, ileride birbirlerine destek olurlar düşüncesi içinde ailesini büyütmek için kendine zaman ayırmayan, günü güne ısmarlayan, çocuklarıyla eşiyle mutlu olmak için çırpınan annelerin!
Anneler gününü kutlamak! Benim haddim değil. Ben biliyorum, ben onları tanıyorum, ben onların neler yaşadığına şahit oluyorum, ben onların gözyaşlarına, haykırışlarına üzülüyorum.
Ben anneyim ama aynı zamanda gazeteciyim, aynı zamanda yazarım. Ben kadınım…
Yalnızlıkları kalabalığa çeviren, bunun için kendini hiçe sayan, uykusuz gecelerinden şikâyet etmeyen, eşi uykusundan olmasın! Belkide sinirlenmesin endişesi içinde kucağında bebeği ile uykusuz sabahları karşılayan!
Anne – kadın yıllarla birlikte kendi ihmali önemsemeyen, çok önemli kıldığı eşinden aldığı ilk acı hediyeyi tadan, aldatılan, terk edilen dünyamızda; hangi yüzle utanmadan anneler gününü kutlayacağım, ben kutlamayacağım.
Bir güne sığdırılacak olan günlerin vebalinin bir tek taş yüzük, bir pahalı hediye, bir çanta bir güzlük olduğuna hele hele anneler günü adı altında evine eşya bahşeden, çamaşır makinesi, düdüklü tencere alan eşlerin ve evlatların kutladığı bir anneler gününde ben yokum, olmayacağım!
Çocukların yaptıkları iyiliklerin babaya, yanlışların anneye mal edildiği yaşamımızda yine ben anneler gününde olamam.
Mutsuz evinden, zalim babasından, korkulu gecelerinden kaçıp başkasına sığınan kız evladının; cezasını eşinden dayak yiyerek çeken annelerin olduğu yerlerde ben olamam, nasıl olayım ben vicdanlıyım, ağlarım.
Kendi küçük ailemde eskinin ne işi var?
Düşüncesi içinde olan, okutulan emek verilen, altı temizlenen, gazı çıkartılan, korkmasın diye saatlerce okul bahçesinde bekleyen, evladım yesin diye az yiyen, çocuğu giyinsin diye altı yırtık ayakkabı ile dolaşan, evlatlarına bir tas çorba yapmak için hasta yatağından kalkan, onlar evlerine gelmeden uyuyamayan, uzakta olsalar bile telefonlarla onları takip eden, mutlu olduklarında mutlu olan, mutsuzluklarında, hasta olduklarında dünyayı kendilerine zehir eden annelerin varlıklarının ‘eski’ olduğu bu evlerde kutlanan anneler günü kutlamalarında yokum ve olmayacağım…
Annelerini çevrelerine, evlerine yakıştırmayan - yakıştıramayan gençlerin olduğu bu dönemlerde anneler gününü kutlamıyorum tam tersi istemiyorum.
Akranları ile birlikte daha mutlu olur! Düşüncesi içinde sadece kendini kandıran yâda çevreye öyle bir intiba bırakmak isteyen evlatların;
“Ancak ayağının altından Cennete girebilecekleri annelerini; yabancıların arasına atan, huzur evlerine gönderen, adına evlat yâda insan dediğimiz varlıkların olduğu bu zamanda ben kimle, neyi, ne için kutlayacağım.
Dahasına dilim elvermiyor, vicdanım kaldırmıyor, gözlerim buğulanmış klavyeyi görmüyor ama ne yazık ki gerçek…
Ailesi olupta ailesiz kalanların olduğu yerde,
Belki ara tatil günlerinin,
Kısa aralarında ziyaret edilen annelerin olduğu bu zamanlarada; asla ve asla anneler gününü kutlamıyorum.
Uzakta olan annelerini, eş için, sevgili için, yaşamın cilveleri için ihmal eden, görmeyen, aramayan, düşünmeyen; evlatların olduğu bu günlerde anneler gününün sözünü etmek yazık. Tıpkı o tiplemede olduğu gibi.
Yazıkkkk!
Yabancı gelinlerle evlenip, Türk örf ve adetlerini hiçe sayarak, annesine karşı yaptığı hadsizliğe’hoş gör be anne abartma, biliyorsun o Avrupa’lı diyen evlatların,
Annelerin her yaptığı batan, birkaç sözün büyük imtihanlara çekilmesine sebep olan evlatların; Evlat denilmesine izin verildiği bu günlerde onların kutlayacakları anneler günü mesajlarına inanmıyorum ve kutlamıyorum.
Onlar o kadar abartacaklarki ve abartıyorlarki, telefonla bile seslerini duyurmak lüzumunu hissetmiyorlar, mesajla geçiştiriyorlar. Yazıklar olsun!
Oysa sadece sevgi isteyen, görmek isteyen anneler!
Gençlikleri heba olmuş, çalışmak zorunda olup evladına hep hasret kalan anneler!
Yetiştirdikleri evlatlarına dahada hasret kaldığı bu günlerde anneler gününü kutlamıyorum.
Ya yarın!
Ya yarın ne olacak diye kalbi elinde gezen,
Emekli maaşına ile talim eden,
Bayramı hasretliğinin bitmesi için, sarılmak onu koklamak, onun yüzüne bakmak, onun sesini duymak için bekleyen annelerin olduğu,
İnsanların çalışma adı altındaki zamansızlıkların!
Aslında para hırsının, karşı cinsin cazibesinin, eğlencenin büyüsü ile ihmal edilmiş annelerin çok olduğu bu günlerde anneler gününü kutlamak istemiyorum.
Ben tarihten beslenerek yazılar yazıyorum.
Ben tarihi inceliyorum. Yakın tarih diyorum ırak tarih diyorum. İnceledikçe şunu görüyorum.
Biz bir şeyler olmak derdinde değiliz.
Bizler değerlerimizi yitirmek için çaba içindeyiz.
Anneler günü kutlamalarını sadece bir güne indiren; diğer günlerde annesinin açtığı telefonu bile:
“Önemli bir şey yoksa ben seni sonra ararım” diyerek erteleyen evlatların olduğu bu günleri kınıyorum.
Eskilerde anneler evlerin baş köşesinde oturduklarında, evlatlar dahamı az mutluydular, dahamı az huzurluydular.
Annelerin yaptığı yemekleri, gelinler sofraya koyduklarında çocuklarla birlikte yemek yendiğinde eskilerin bilgeliği yenilerin bilgiliği içinde daha iyi evlatlar yetiştirilmiyormuymuş?
Şimdiki genç erkekler, şimdiki orta yaşın üstündeki erkekler ve daha yaşı geçkin erkeklere bakın lütfen.
Hangilerinin ruhundan metal sesi hissedeceksiniz,
Hangisinin kalbinin demir tokmaklarla dövüldüğünü anlayacaksınız.
Hangilerinin sözleri sizlere daha iyi gelecek.
En gençleri dahamı bilgili, dahamı vicdanlı, dahamı duyarlı?
Yok – yok – yok.
Onlar anneler gününü kutluyorlar.
Onlar anneler gününü bir güne sığdırıyorlar, oysa önceleri anneler gününü 365 güne sığdırıyorlardı ve yetmiyordu.
Unutmayın siz annelerinizi üzerken, siz annelerinizin değirini bilmezken annesiz çocuklar annelerini bir kez görmek için sizin feda edemediklerini değil herşeylerini verirler.
Unutmayın hor gördüğünüz, evladınızın yanında azarladığınız, hatta dövdüğünüz kadınlarınıza çocuklarınızda babalarından gördüklerini uygularlar. Saymayı bilmezler, onların örnek aldıkları babalarıdır. Babaları annelerini saymıyorsa onlarda saymazlar.
Yine unutmayınki sizlerinde anneleri vardı bir zamanlar şimdi yoklar, yarım kalmış haldesiniz. En azından eşinize saygınız yoksa evlatlarınıza olsun.
Onlar sizin gibi zalim olup ömür boyu mutsuz etmesinler ve mutsuz yaşamasınlar…
Ben bunca zamandır anneler gününü kutluyordum. Benimde anneler günümü kutluyorlardı. Sonra hatırladım, bir anda aklıma geldi.
Kutlamaya değer anneleri kimlerin görmesi gerekiyor? Evlatların. Onlar görmüyorsa bu anneler gününün ne anlamı var.
Benim çocuklarım henüz evli değiller, bana karşı iyiler Allah’a hamdolsun. Bu benim diğer annelerin dertlerini, üzüntülerini sıkıntılarını görmemi engeller mi?
Nasıl engellesin? Benim çarpan bir kalbim var.
Bir benim anneler günümmü kutlanacak?
Üstelik ben; senede bir gün anne değilim ki…
Tüm anneler 365 gün annedirler…
Nazan Şara Şatana