- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kadınlar garanticidir!

Garantiye dair ilk rüşvet :)
Acun’un şu kutu yarışması takıldı dün akşam gözüme; yarışmacının elinde sadece iki kutu kalmış yarışmanın doğası gereği, bir kutuda 500 bin Lira var, diğerinde ise 20 bin Lira, kendisine teklif edilen para ise 100 bin. Adamcağızın bir tatlıcı dükkanı var, muhtemelen peşi sıra açılan franchaise tatlıcılardan muzdarip, tatlı satamıyor olacak ki bir dolu borcu var.
Hesaba göre yarışmanın kendisine teklif ettiği 100’lük borcu kapatmaya yetiyor, ya bu parayı alıp borcunu kapatacak, ya da kutusuna gidip 500 bin Lira kazanma şansına sahip olacak. Bir tarafta 100 bini alması için ısrar eden eşi ve kızları onların hesabına göre, adamcağız kutusuna gitmeye karar verirse ve kutudan 500 bin lira çıkmazsa 20 bin Lira ile eve geri dönüp, borçların sadece küçük bir kısmını kapatmak var.
Yüz ifadesini görmenizi isterdim yarışmacı erkeğin; içine düştüğü amansız ikilemi, kutusunda 500 bin Lira olduğundan son derece emin olmasına karşın, kutudan 20 bin Lira çıkması durumunda eşinden ve kızlarından yemesi garanti papara arasında gidip geldi. Eşi çok mantıklı konuşuyordu ne de olsa (!) 100 bin Lira ile tüm borçlarımızı kapatabiliriz, ama 20 bin Lira alırsak borç içinde yüzmeye devam ederiz, şayet 500 bin çıkarsa kutudan hiç pişman olmam çünkü bu 100 bin Liraya (aslında kendisine ait olmayan) ihtiyacımız var...
Son bir kez daha düşündü adamcağız; iki kutuya da ağlamaklı gözlerle baktı, biliyordu, gayet emindi kutusunda 500 bin olduğundan ama 20 bininin çıkması durumunda hayatının sonuna dek karısının korkunç çenesini çekeceğini, onun ve kızlarının sürekli kendisini itip kakacağını ve belkide aşağılayacağını adı gibi biliyordu. Kabul ediyorum dedi içi kan ağlayarak ve eşinin ve kızlarının ısrarı ile hiç istemese de 100 bin Lirayı aldı. En korktuğu kader anı ile karşı karşıyaydı şimdi, kutusunun açılma anı, elinin değil yanlız, göz bebeklerinin bile titrediğini görebiliyordum, adım gibi emindim ki kutusunda bu zavallı adamın 500 bin Lira vardı.
Acun yine her zamanki dramatik konuşmalarından birini yaparak kutunun mühürle kapatılmış iplerine parmaklarını uzattı, mühürü koparttı ve kutunun kapağını endişeli gözlerle bakan adamın yüzüne doğru açtı. Sizce kutuda kaç para vardı ? Tabii ki 500 bin Lira :) Neden tabii ki dediğimi merak edenlere hemen sebebini açıklayayım, buna benzer bir durum ilk defa yaşanmadı o yarışmada, daha öncesinde de oldu ve o gelinen noktada hanımlar hep eşlerine ağlamaklı gözlerle (aslında tamamen tehditkar) bakıp, programın kendilerine teklif ettiği parayı alması gerektiğini kendilerince mantıklı bir takım sebeplerle anlatıp ki bu sebep hep çünkü buna ihtiyaçları olduğunu idi, eşlerini parayı almaları için zorladılar . İşin hazin tarafı o kutulardan hep yarışmacı erkeklerin korkulu rüyası 500 bin Lira çıktı :)
Peki neden? Peki neden? Cevap basit kadın doğduğu andan itibaren, genetik şifresine kazınmasından ötürü hep garanticidir, birşeylere olur vermek için hep bir yerlerde birşeylerin garanti elinin altında olmasını ister. Neden bir kadın erkeğine evlenme teklifi sırasında değerli birşey vermez de, erkek kadına tek taş pırlanta yahut alabileceğinin en iyisini ( ki burada asıl ima edilen şey en pahalısıdır ) göstererek bir meta ile hitap eder? Cevap yine aynıdır, çünkü kadınlar garanticidir ve o kadife kutunun içindeki ilk rüşvet aslında ileriki yaşamlarına dair erkeğin kadına vereceğini ima ettiği garantidir. Şimdilik başlangıçta sana bunu veriyorum, ileride bunun geldiği yerden daha iyilerini de alacaksın, tamam mı, oldu mu var mısın ? Ahahaha
Şöyle düşünün; hayatının aşkını yaşamış ama sonunda çeşitli sebeplerden ötürü ayrılmak zorunda kalmış kadınlarla, erkeklerin durumunu bir düşünün. Erkeğe her zaman sunulan bir takım dayatmalar vardır, bir takım şartları karşılaması gerekmektedir sevdiği kadını eşi yapabilmek için. Buradaki kilit kelime “Sevdiği” kadındaki “Sevdiği” kelimesidir, öyle ilginçtir ki, sevdiği kadın da kendisini seviyorsa dahi, o bahsi geçen şartlar illa ki yerine getirilmelidir (!) Sizce de burda sapkın bir nokta yok mu? Kim kimi seviyor o zaman gerçekten? Adam mı kadını, yoksa kadın şartlarını yerine getirebilecek herhangi bir sevdiği erkeği mi?
Bir kadın kolay kolay yanlız kalmaz, bir dönem birisini sevmiş olsa dahi yine de, o adamla birleşme şansı olmasa dahi, o adam gittikten sonra yine de yanlız kalmaz. İlla ki bir başka adamla evlenir ve hayatını devam ettirir, çünkü kadın garanticidir, çünkü kadın iç güdüsü gereği doğurmak ve doğurduğu yaratığın hayatını idavme ettirebilecek biri ile birlikte olmak zorundadır, o adamı hiç sevmese bile. Ona da kılıf çoktan hazırlanmıştır gerçi hatta bu durumu açıklamak için olmadığı hep söylense bile “Erkekler beğendikleri kadınları severler, kadınlar ise birlikte oldukları erkekleri beğenirler” :) Çünkü buna mecburdurlar, çünkü hayatta kalabilmek için o erkeği bir yönünden ötürü katlanılabilir görmek zorundadırlar ki hayatlarına devam edebilsinler.
İşte tam da bu yüzden gerçek aşıklar hep erkeklerden çıkmıştır, ozanlar, şairler, yazarlar, aşk adına, sevda adına yazıp çizip, şarkı söyleyenler. O yüzden en güzel Türkülerin sahipleri erkeklerdir ve dahi en güzel şarkıların, çünkü onlar sevdikleri halde bir takım gerekleri yerine getiremedikleri, sevdiklerine sözde ailelerinin nezdinde garanti veremedikleri için sahip olamamışlar, hayatlarını bu kadınlarla birleştirememişlerdir. Lakin sevdikleri kadınlar illa ki onların ölene dek sürecek yaslarına inat bir başka adamla evlenip hayatlarına devam etmişlerdir.
Yazının başlığında da söyledim, yine tekrarlıyorum, bunu çok net görüyorum çünkü örnek teşkil eden milyonlarca örneğe alternatif sadece bir kaç kadın örneği görüyorum. Çok sevgisiz olmadığı, yahut paraya tapmadığı sürece erkeklerde bu garanticiliği olanca fakirliğine rağmen yuva kurmaya çalışan çabalarından ötürü göremiyorum... Sevgiler biz erkeklerden, burun silen, harcadıkları erkekleri bu yazı aracılığı ile hatırlayan garantici kadınlara...