​ Kafası kıyak neslimiz / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Kafası kıyak neslimiz

Kafası kıyak neslimiz
 

Geçtiğimiz hafta sonu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin düzenlediği Türkan Saylan Bilim ve Sanat Ödülleri organizasyonuna katılmak için Fulya Sanat Merkezi'ndeydim. Çok az katılımcı vardı, salonda yaklaşık 50 kişiydik. Rahmetli Türkan Saylan’ın kurduğu derneğin adı bile zaten durumun vehametini ortaya koyuyordu, çağdaş yaşamın desteklenmeye ihtiyaç duyulduğu günlerdeydik. Etrafımdaki pırıl pırıl insanlara baktım. Çoğu 60 yaşın üzerinde öğretmenler, bilimadamları, sanatçılar, edebiyatçılar. Saçları beyazlamış, tenleri buruşmuş, hepsinin gözlerine buruk bir anlam yerleşmiş. Gözlerindeki ışık loşlaşmış olsa da hiçbiri yaşam sevincinden ödün vermemiş. Erkekler takım elbiselerini çekmiş, sinek kaydı traşlı. Birbirlerine selam veren, kadınlara yol verip arkalarından yürüyen, nazik, kültürlü, aydın yüzlü adamlar... Kadınlar hafif makyajlarını yapmış, her biri sanki ömürlerinin bir senesine tekabül eden kırışıklıkların arasından parlayan tenleri hayatta kalan her hücrelerinin yaşam sevincini yansıtıyordu. Özgür bir yaşamın sevincini...

Dün Taksim İstiklal caddesindeydim. Sanat kurumlarının siyasetin güdümüne alınma çabalarına karşı bir protesto yürüyüşü düzenlendi. Evet yine çok az katılımcı vardı, yaklaşık 200 - 300 kişiydik. Çağdaş sanata sahip çıkmak için oradaydık, evet ne yazık ki çağdaş sanatların da sahip çıkılmaya ihtiyaç duyduğu günlerdeydik. Galatasaray Üniversitesinin önüne kadar yürünüp orada bir basın açıklaması yapılacaktı. Polis yine şaşırtmayarak izin vermedi ve ısrar edilirse müdahele edileceğini bildirdi. Gaz maskelerini yüzlerine geçirdiler. Grupta çok sayıda yaşlı kadın ve erkek vardı o yüzden ortak bir kararla rotamızı değiştirip AKM'ye yürüdük. Toplanma amacımıza daha uygun bir rotaydı Atatürk Kültür Merkezi. Kortejin uzağında durmaya özen gösterip boş gözlerle bize bakan kalabalığa "Seyirci uyuma sanatına sahip çık!" diye seslendik. Kortejde yürürken sağıma ve soluma baktım. Genci, yaşlısı, sanatçısı, seyircisi. "Karanlığa inat yaşasın sanat" diye haykırıyordu herkes, gözleri aydınlıktan parlayarak. Çağdaş ve özgür bir yaşam için haykırdık.

Evet biz 13 yaşındaki kızlara tecavüz edenlerin, gazetecileri hapse atıp tecavüzcüleri serbest bırakanların, darbe yapan ve darbeyi savunan askerleri bakımevlerinde yatırıp, darbe yaptığını kanıtlayamadıklarını hücrelere tıkanların, bir otelin içine kıstırdıkları insanları hiç acımadan ateşe verenlerin, katillerle hatıra fotoğrafı çektirenlerin, kadınlarını sokak ortasında döverek öldürenlerin, yurdun her karış toprağını yabancılara satıp borç kapatanların, mayınlı vatan topraklarını kiralığa çıkaranların, milyonlarca ağacı yıkıp köprü, yüzlerce dereyi kurutup elektrik santrali yapanların, sokağa dökülen herkesi marjinal, özgürlük talep eden her genci tinerci, alkol içen her bireyi alkolik diye lanse edenlerin; yurdunda yüzlerce kişi can vermişken yurtdışına icazet almaya gidenlerin nesli değiliz.

Özgürlük tohumları atıldı bu topraklara,1923’te. Bize bu memleket miras kalırken, yanına da geleceğe dair bir not iliştirilmişti:

“...Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler...”

Yani aklında olsun diye söylüyorum. Biz senin geleceğini zaten biliyorduk. Rahmetli sağolsun 96 sene önceden haber vermişti. Sen damarlarımızdaki asil kanda alkol yüzdüğünü zannet hala. Biz özgürlük sarhoşu bir nesiliz. Kafamızın kıyaklığı bundandır...

 
Toplam blog
: 89
: 618
Kayıt tarihi
: 16.12.06
 
 

İlk kitabımı, 'Pal Sokağı Çocukları'nı okuduğumdan beri yazıyorum. Yazmak beni o çocuklar gibi öz..