- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kahvede Fal Bakan Adam
Gider kahvenin en dip, en görünmez köşesine oturur. Dış kapının mandalı muamelesi görür kahveciden. Ama memnundur halinden. Muhatap olduğu davranışı zerre ırgalamaz. Yeter ki kimseler ilişmesin. Sabahtan akşama tekke dervişleri gibi yarı uyur yarı uyanık haline eloğlu karışmasın.
Mahalle kahvelerinin, ara sokak kıraathanelerinin sabit, kadrolu elemanı sanki mübarek! Her gidilen mekanda bir örneği mutlak bulunur.
Ne şakırdayan okey taşına çevirir başını, ne memleketin halini indirip kaldırana yüz verir. Ne çay kahve ister ocaktan, ne kumar oynayanın Yancılığına minnet eder. Tıkır tıkır işleyen bir guguklu saat gibi… Ha bire elindeki desteyi çevirir. Zerre merak edip heyecan duymasa da çevirip döndürüp baktığı eski püskü kağıtlara… Başkalarıyla eğleşmektense tek kişilik zindanına kilitler kendini.
Yüzü yorgun… Bayağı dökülmüş, fazlasıyla seyrelmiş saçları; nicedir fırça yüzü görmemiş… Uzamış da uzamış sakallarına; ütüsüz, buruşuk elbiseleri eşlik ederken… Dünya yıkılsa, umrunda değil paşamın!
Ne vakit ortama yabancı biri gelse, anında iliştirilir falcının masasına. İstenmeyen, beklenmeyen, sürpriz misafirlerin; zorunlu ağırlayıcısı, garsonun gizli çırağıdır. Kitap okuyanı da onun yanına dehlerler, laptopuyla geleni de. Şekerleme için takılan da, canı sıkılıp vakit öldürmeye gelen de oraya fırlatılır. Kovulmak istenmediği için katlanmak zorunda kalınan tiplerin; gizli lideri, şefi sayılır falcı abi.
Konuşmayı hiç sevmez mesela. Sorana öcü gibi bakar. En sevdiği, selamsız sabahsız oturup kalkandır. Yalancı muhabbetlere zorlanmadığı için. Sohbetten zerre haz etmediği gibi… Düzenine laf edilmesine de dayanamaz. En kral adam, yabaniliğine dokunmayandır. Yalnızca dilediğine selam verir.
Patrondan gerisini adamdan saymaz. Ne öte gider başkası deyince, ne yana kaykılır incelikle rica edilince. Son mevzisi gibi savunur sandalyesini! Sanki altından alsalar, ruhunu teslim edip, Kelime-i şehadet getirecek!
Masayla sandalyeden farkını, nefes alıp vermesinden anlarsın. Zaman bile sular seller gibi geçse de üzerinden… Amcam yerinden milim oynamaz!
Gelene el, gidene yabancı. Bir tek iskambil destelerine meftun. O da yalnızlığını paylaştıkları için… Mekan açılıp kapanırken fark edilir varlığı. Bir de camiden selası okunurken yokluğu… En etkisiz elemanıdır bulunduğu yerlerin… Tıpkı çarpım tablosunun 1’leri gibi…