- Kategori
- Genel Sağlık
Kalbim korkutma beni

Resim netten, Benim ki , böyle çizik değil tabi
Çay sever misiniz, şöyle demli mis kokulu, rengi ve görünümü ile...
Bazen ince belli bir cam bardakta, bazen de bir çay fincanı içinde.
Benim gibi çay severler, çayları karışım yapar, hatta, benim sihirli çay formülümü annem bile bilmez.
Marka vermeden, gram vermeden anlatmak gerekirse; bir parça kabuk tarçın, tane karanfil, yeşil çay, biraz da limon kabuğu.
Ama, geçenlerde, büyükçe bir marketin girişinde poşet çay dağıtıyorlardı.
Dağıtan da büyük bir firma.
Iıııgh poşet çay evin kapısından girmez dedim. Çok ısrar edince aldım.
Uzatmıyayım. Nasıl güzel bir çay anlatamam, tabi numuneler bitince, marketten aynı firmanın, bu yeni ürününün, çaydanlık poşetlerini aldık.
Süper bir çay, çay zevkim kahve keyfiminde önüne geçince, meraklanmaya başladım.
-Bu çay neden bu kadar lezzetli.
-Kahve bile içmiyorum.
-Bu çayın kafeini yüksek mi?
Hani bazı ürünlerde olduğu söylenip durulur ya.
Bu sorular kafamı kurcalarkennnn olanlar oldu .
Arife günü oruç tutmak için sahurda uyandım. Göğsümde bir sancı, hafif de sırtımda ağrı var gibi. Zaten sahura kadar da uyuyamadım.
Döndüm durdum yatakta, sahurda aspirin içmeyi ihmal etmedim.
Sonra ne mi oldu. Göğsümdeki ağrı arttı, üstelik sırtımda iyice ağrımaya başladı. O anda kızımın okulundaydım, hemen oralardaki bir özel hastaneye gittim. Ağrıyı tarif eder etmez doktor beni kardiyoloğunun olmadığından, Devlet hastanesine gitmem konusunda uyardı.
Kızımı, ilk kez dolmuşla tek başına eve yollamanın telaşı ile hastaneye attım kendimi.
O da nesi , bir anda acil servisteyim. Beni yollayan doktor ne yazdıysa, reçeteye diye meraklanıyorum.
Evraklarımı bile hastanede çalışanlar hazırlıyor.
Hastaneye hiç yakışmayan bir halim var. Sanki diken üzerindeyim. Bir şeyim yok benim diye düşünüyorum ama, ağrılar artıyor.
Filmlerde gördüğüm gibi yatıyorum. Ayaklarıma ve göğsüme bantlar yapıştırıyorlar. Tansiyonum ölçülüyor. Kan tahlili için labrotuvara gidiyorum.
Akciğer filmi de çekilmesi gerekiyor. Onu da hallediyorum.
Hastane neredeyse bomboş.
Saat 5 e geliyor.
Arife, evde yemek ve tatlı yapıyor olmam lazım diye düşünürken.
İyi ki tatlı ve zeytinyağlıları dün yapmışım diye seviniyorum.
Kızım ve oğlum meraktalar, bişeyim yokmuş az sonra gelicem diyorum.
Eşim Denizli de, iş seyahatinde, Denizli'den şimdi çıkmak üzereyim diye aradığında. Hastanedeyim diyorum.
Arabayı mı çarptın? diyor.
Yooo diyorum.
Ohhh ya çok korktum, noldu peki diyor.
Çocukları arıyorum, anneannenize bir şey söylemeyin diyorum.
Hastane bomboş, 1.5 saat kadar bekleyip tahlilleri alıyorum.
Bir şeyim yok di mi, diye eğilerek bakıyorum doktora.
Sadece ufak bir spazm . Bayramdan sonra uzman bir doktor sizi görsün ve tıkalı damar olup olmadığına bakılsın diyor.
Ne damar tıkanması, bu da nerden çıktı.
Aaaa daha yaşım başım ne ki benim.
Hayatım spor benim,
Beslenme konusunda gıcık derecede hassasım, şarküteri yemem, yağlı pişirmem, kızartma yapmam.
Balığı bol yiyiyorum.
Kırmızı şarap seviyorum.
Sigara içmiyorum.
Eee bu ne şimdi.
Bir de bunun kasıktan girilerek kalbe kadar girilerek,
Bakıldığını öğrenince, iyice sersemliyorum. Evet evet ANJİYO
Başka bir yolu yok mu bunun diyorum, maalesef diyor doktor.
Nerden çıktı bu, hiç olmaz bana diyorum.
Beslenmede, yaşam tarzında ya da ani bir sıkıntıda bile olabilir ama bilemeyiz diyor.
Aklımda çanlar çalıyor. Hem de oruç, oruç
ÇAY, ÇAY, ÇAY hani çok sevdiğin, piyasaya yeni giren, şu ünlü marka ÇAY.
Yaaa işte böyle. Birkaç gün önce, çay firmasının, müşteri ilişkileri hattına telefon açtım. Olayı anlattım.
Sonra ne mi oldu. Onu da başka bir yazımda yazayım. Uzun yazı , sıkıcı yazıdır.
Şimdi ne mi olucak? Hala, kardiyolog ve hastane aramaktayım. Önümüzdeki günlerde gidicem. Eli mahkum.
Sağlıcakla ve sevgiyle kalın.
Kalbinizi koruyun. Çayı da azaltın.