- Kategori
- Siyaset
Kaldırın başınızı yerden... Biz yenilmedik daha...

Heeey! Size söylüyorum: Kaldırın başınızı yerden... Çünkü biz yenilmedik daha... Yenilmeyeceğiz hem de sonsuza kadar.
Kaldırın başınızı yerden, kaldırın, kaldırın hemen. Heeey! Size söylüyorum. Biz bu ülkeyi, bu cumhuriyeti kimselere teslim etmedik daha... Bu savaşı kaymetmedik, yenilmedik daha…
Çünkü biz, Atatürk Türkiye’sini, Atatürk Cumhuriyeti'ni kuranların, Çanakkale şehitlerinin, Dumlupınar fatihlerinin evladı, İnönü’de, Sakarya’da bu milletin makus talihini, yok olmaya sürüklenen kaderini yerle yeksan eden, aydınlık geleceğimizi kuran ecdadımızın torunlarıyız.
Evet… Biliyorum ben de… Bu ülke, bu cumhuriyet, kurulduğu günden beri belki de en acı, en karanlık günlerinin içinden geçmekte… Bu karanlık geçişi ancak bir tek şekilde aydınlık yarınlara çevirebiliriz; o da daha çok, daha inançla, çok daha büyük bir kararlılıkla bir araya gelerek, akıllıca çalışarak, birliğimizden sönmez, tükenmez bir ışık, bir enerji üreterek…
Kaldırın başınızı yerden… Biz daha bu karanlık savaşı kaybetmedik. Çekilin yolumuzdan... Biz cumhuriyet sevdalıları, en koyu, en zifiri karanlıkları en parlak güneşlerle donatmaya geldik.
Heeeey! Arkadaşım, sana sesleniyorum. Heeey! Oradaki... Cevval delikanlı!... Mustafa Kemal Atatürk, en büyük eseri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, sana emanet etmedi mi? Eğer sen de destek olursan bu büyük kavgamıza, sırtımız yere gelmez asla... Sonsuz aydınlıklar için yaptığımız bu savaş, gençlik aşınla, bitmez enerjinle yeni, sonsuz bir enerji kazanacak. Hadi!... Boş boş bakma da öyle!; Gel de koşa koşa aramıza katıl sen de…
Çümkü biz daha bu savaşı kaybetmedik. Çünkü daha söyleyecek çok sözümüz var. Son sözümüzü daha söylemedik biz. Dur bakalım sen! Son sözümüzü bekle! Yok öyle yağma! Biz daha yenilmedik.
Hangi savaşı kaybetmediğimizi soruyorsun bana güzelim? Dur, bekle de, hemen anlatayım.
En başta cehaletle savaşımızı kaybetmedik. Bu ülkeyi bölmeye çalışan şerefsizlere karşı da henüz yenilmedik.
Biz bu cumhuriyeti ne kara taassuba gömülmüş bir din devleti, ne de koyu bir şeriat devlati yapmalarına izin veririz.
Çünkü biz bu savaşı daha kaybetmedik. Canımız pahasına, bu aydınlık Atatürk Cumhuriyeti’ni koruyacağız.
Hangi savaşı mı daha kaybetmedik güzelim benim?
"Avrupa! Avrupa!" diye diye, bizi bitmiş bir AB’ye yamamaya çalışanlara karşı, 60 yıldır " Küçük Amerika olacağız! " diyenlere, bağımsızlığımıza kasteden, her gün yeni bir ulusal değerimizi ele geçiren, uluslararası sermayeye de, henüz teslim olmadık, yenilmedik daha; Allahıma çok şükür.
Hangi savaşı mı, hangi kavgayı mı kaybetmedik daha; kanatsız meleğim benim? Onu mu soruyorsun bana?
Allahın bir günü, Türklüğe, diğer günüyse, Türk askerine, Türk Ordusu’na sövenlere de terk etmedik meydanı; yüreğine sağlık!
Çünkü biz Atatürk’ün evlatları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yenilmek bilmez savaşçıları, ölmez neferleriyiz.
Bu uğurda, bedenimiz ölür belki… Ama ruhumuz ölemez; asla yenilgi kabul edemez.
Ne çölün Arabına özenir, ne Amerikalının, Avrupalının ağzının içine bakarız; ayran budalası gibi…
Çünkü biz aydınlık bir cumhuriyetin bekçileri, Mustafa Kemal Atatürk^ün öğrencileri, hatta fedaileriyiz.
Hadi!... Hadi!... Kaldırın başınızı yerden… Çünkü biz daha bu savaşı kaybetmedik ve kaybetmeyeceğiz, asla yenilmeyeceğiz.
Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleri, Atatürk Cumhuriyetinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlık yüzleriyiz. Biz Atatürk milliyetçileriyiz
Ve bu cumhuriyeti ve bu güzel ülkeyi, hiçbir karanlık güce, hiçbir azılı Türk, hiçbir uslanmaz Türkiye düşmanına terketmeyeceğiz; asla teslim etmeyeceğiz. İşte bu, namus, işte bu, şeref sözümüz...
Hem de kıyamete, hem de sonsuza kadar…
Sonsuzluk tükenir belki ama… Aydınlık Atatürk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti asla!…
" Ne mutlu Türküm diyene! "
Mustafa Kemal Atatürk
Not: Yazıda kullanılan görsel www.resimleriyeni.blogspot.com adresinden alınmıştır.