Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '12

 
Kategori
Siyaset
 

Demiştim, sıra Atatürk’e kadar gelecek…

Demiştim, sıra Atatürk’e kadar gelecek…
 

Sn.Onur Öymen ve Sn.Şahin Mengü ile


Her şey başbakan Erdoğan’ın Baykal ‘lı CHP zamanında Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi önderlerinden, 2. Cumhurbaşkanımız İnönü’yü Hitler’e benzetmesiyle başlamıştı.

Sayın Baykal o zaman TBMM Gurup toplantısında Başbakan Erdoğan’a şöyle seslenmişti.

Bunun altında ne yatıyor, bunu söyleyen niye söylüyor? Bunları değerlendirmek lazım. Ben Başbakan'a sormak istiyorum. İnönü Hitler ise Atatürk nedir? Hitler'in Cumhurbaşkanı mıdır? Eğer İnönü Hitler ise Türk milleti nedir? Şaşkın. İnönü'ye hakaret ettiğini zannediyor, Türk milletine hakaret ediyor. Sayın Başbakan elini ve dilini İnönü'nün bıyıklarından çek. İnönü'yle görmek istediğin bir hesabın varsa, İnönü vefat edeli 40 yıl oluyor, İnönü'yü bırak, gel benimle hesaplaş.

İnönü kim? Ülkeyi dışarıdan beş kuruş almadan kuran bir siyasetçi.  Bu mücadeleyi cephede vermiş, devlet adamı olarak vermiş ve günü geldiğinde bir tek parti rejimi içinde devraldığı Türkiye'yi çok partili rejime, iktidardan uzaklaşmayı bir büyük şeref sayarak, Türkiye'nin bunu başarabildiğini yaşarken görmeyi dileyerek, demokratik rejime geçişin en büyük örneğini vererek, Çankaya'dan arkasında hiçbir dedikodu bırakmadan, yürüye yürüye Pembe Köşk'e inmeyi başarmış bir insan! Hitler kim? Demokratik bir toplumun imkanlarını kullanarak işbaşına gelip tarihin kaydettiği en acımasız diktatörlüğü, insanlığa karşı en büyük suçu işleyen bir insan... İnönü bir barış adamı, vatanı işgalden kurtarmak için savaşmış, Lozan'da barışı yapmış, sonra kendi devletini inşaa etmeye çalışmış. Ülkesine demokrasiyi getirmiş, hakimlere bağımsızlık, basına özgürlük vermiş bir insan. Buna diyeceğiz ki sen Hitler'sin. Hitler kim? Dünyayı ateşe atmış bir adam. İnönü kim, Hitler'in dünyayı attığı ateşten Türkiye'yi kurtarmak için en büyük diplomatik zaferi kazanan adam.

Baykal uzun uzun anlatmış, başbakana ders vermişti adeta.

Sn. Kılıçdaroğlu ise

“1940 ların CHP iktidarına karşı mücadele ediyormuş gibi sanıyorum. Çünkü AKP iktidarı aynı 1940 ların CHP iktidarının ortamını yarattı" demişti.

Aradaki görüş ve devlet adamlığı farkını görüyor musunuz?

"Sabahattin Ali'yi kim öldürttü sorusuna CHP" diyen Sn.Kılıçdaroğlu, Atatürk'ü Koruma Kanunu'na da gerek olmadığını söylemişti.

Dersim (Cumhuriyetten sonra Tunceli oldu) için neden özür dilemediği sorulduğunda ise şunları dile getirmişti: "Ben Dersim olayını zaten yaşamışım. Ben özür dilenmesi gereken kişiyim. Daha ne söyleyeyim ben? Dramı yaşayan, kayıplar veren birisiyim.

Oysaki feodal sistemin İngilizlerle işbirliği içerisinde yapılan isyanlarından hiç söz etmemişti.

CHP Genel Başkanının bu şekilde konuşmaları, cumhuriyet tarihi ile hesaplaşmaya kalkmasıdır. İşte bu  ve buna benzer sözler ile iktidar daha da cesaretlenerek  Uluslararası  ilişkiler dersi müfredatından Kurtuluş Savaşını ve  İnönü’nün adını çıkartmaya kalktı.

YCHP den ses çıkmadı.

Oysa AKP nin amacı açıkça belli oluyor. Yeni nesillere Atatürk’ü, İnönü’yü unutturmak tarihi öğrenmemelerini sağlamaktır.

Burada enteresan olan bir şey daha var ki hayretler içerisindeydim. Benim dedem Atatürk zamanında süvari binbaşı imiş. Yani hep savaşların içerisinde olan isimsiz kahramanlardan sadece birisidir. Dedeme böyle hakaret edilse kıyameti kopartırım.

İnönü’nün torunu CHP Milletvekili Sn. Ayşe Gülsüm Bilgehan genel başkanın 40 lı yılları AKP iktidarına benzettiği zaman neden tepki vermediğini bundan ötürü hayretle ve esefle karşılıyorum. Verdi de biz mi duymadık acaba? Şimdi meclise M.E. Bakanı Ömer Dinçer’in yanıtlaması için soru önergesi vermiş İlk önce bu soruyu genel başkanına sorması gerekmez miydi?

İşçi Partisi Genel Başkanı Sn. Perinçek bile Silivri’de demir parmaklıklar ardında feryat ediyor.

“SİZ İSMET İNÖNÜ’NÜN TIRNAĞI OLAMAZSIN IZ”

 Soruyorum, CHP neden suskun?

                                             *****

Dün (8 Temmuz Pazar günü) Ulusal Kanalın Kadıköy Kozyatağı Kültür Merkezinde düzenlemiş olduğu Kemalizm ve Sosyal Demokrasi başlıklı paneldeydim.

Panelde ilk sözü alan eski CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü bazı yazarların CHP’nin Kemalizm’den uzaklaşarak sosyal demokrasiyi benimsemesinin çağdaşlık olacağı söylemlerine itiraz ederek;

“Kemalizm’in Sosyal Demokrasiden daha çağdaş düşünce, Atatürk öncülüğünde başlatılan hareketin antiemperyalist bir hareket olduğunu detayları ile anlattı. Gerçek Atatürkçülerin hepsinin ben gibi böyle düşündüklerini sanıyorum.

İşçi Partisi Başkan Vekili Hasan Basri Özbey’de hem Kemalist hem de Atatürkçü olunamayacağını anlattı.

“Biz Atatürk Devrimcilerine düşen Atatürk’te birleşip, milli hükümeti kurmak ve Türkiye’yi tekrar Kemalist Devrim noktasına getirmektir.” Diye sözlerini bağladı. Güzel bir konuşmaydı.

Eski Büyükelçi Onur Öymen de Atatürk ve Kemalizm düşmanlığının son günlerde moda olduğunu işledi.  Kemalizm’in nesinden rahatsız olduklarını bulmanın zor olmadığını esasında tam bağımsızlıktan ve de Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetten, ilkelerinden rahatsız olduklarını dile getirdi.

Panele katılım yoğundu ama etrafı incelediğimde gelenler hep orta yaş ve üstünde olan kişilerdi. Her şey çok güzeldi sadece gençlerin olmayışı büyük bir eksiklikti. Oysa bunları gençlere anlatmak gerekirdi diye düşündüm. Soru cevap kısmında bu eksikliği dile getirdim.

İşçi Partisi Allah için çok güzel çalışıyor ve TGB li gençler başarı üzerine başarıya koşuyorlar eylemleriyle. Siyaset konuşmakla olmaz eylem ister elbette.

Yaptıkları eylemler adına gerek Ulusal Kanalı, İşçi partisini ve TGB li gençleri gönülden kutluyorum. CHP ‘nin yapması gereken eylemleri, politikaları onlar yapıyorlar.

Biz ne yapıyoruz?

İçim acıyor…

Bizim CHP gençlik kollarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Zeki Gündüz ise gençlerimizin söylediğine göre;  

Parti binalarından Atatürk resimlerinin kaldırılmasını öneriyor, zaman zaman da “Kemalizm’i zihninizden ve partiden sileceğiz” diyebiliyor. Bu ne zihniyettir? Böyle bir kişinin CHP de işi ne?

Günlerden beri CHP ye gönül vermiş insanlar, köşe yazarları ve CHP örgütünün büyük bir kısmı AKP   Uzlaşma Anayasasından CHP ‘in ayrılmasını söylüyorlar ki ben de buna dahilim.

Sn. Genel Başkan ise ısrarla çıkmayacağını söylüyor.

Neden?

''Kürt meselesinin çözümünde nereye kadar risk alırsınız?'' şeklindeki soru üzerine de

''Bu ülkenin çıkarları eğer siyasi hayatımın sonlandırılmasını uygun görürse ben siyasi hayatımı bu ülke için feda etmeye hazırım. Her türlü riski alırım. Diyor. Ülkenin bölünmesinin ne çıkarı olabilir?

Türkiye Cumhuriyetinin ulusal yapısını değiştirecek bir anayasanın içerisinde CHP nasıl olabilir? Bu anayasa çalışmaları tamamıyla ABD’nin ve diğer emperyalist güçlerin bastırdığı bölünme anayasasıdır. Emperyalistler topla tüfekle yıkamadıkları Atatürk Cumhuriyetini bu sefer masa başında yıkmaya çalışıyorlar. Adeta Sevr Anlaşmasının öcünü alırcasına Lozan’ı yok etmek istiyorlar.

(Sevr anlaşmasının 62.maddesi özerklik istiyordu.)

İşte, Atatürk ve İnönü’ye küfretmelerinin, onları tarihten silmek istemelerinin ardındaki gerçek budur.

Sevr,  BOP anlaşması ile aynı zamanda Ortadoğu’nun sınırlarını değiştirmektir. Anadilde eğitim seçmeli ders olsun diyenler adım, adım Sevr’i uygulamaktadırlar. Oysaki öğretim dili ayrı ama eğitim dili tek olmalıdır.

Anayasada elbette çağa uygun yenilikler yapılabilir. Bu yenilikler asla milli devleti, üniter yapıyı değiştirmeye kalkmadan yapılır, yapılmalıdır.( Kemalizm demek zaten çağdaşlık demektir.) Bu yeni anayasa hazırlıkları Kürdistan’ın oluşması ve Türkiye’nin bölünmesi için yapılıyorsa ki öyle, CHP’ nin yeri burası olmamalı, Milli Anayasa çalışmalarında olmalıdır.

Bizler, örgütün büyük bir bölümü bu düşüncelerimiz söylediğimiz zaman Baykalcı bilmem kimci olmakla kalmıyoruz, siyaseti bilmeyen, koyun gibi dinleyenlerden de bozguncu olarak hakaretler görüyoruz.  Bize saldıranlar veya bizi anlamayanlar ne yazık ki gözlerini kör, kulaklarını sağır etmişler. Yazık, çok yazık!

Bırakın bencilliği, bırakın da uyanın biraz ya…

Cumhuriyetin değerleri yok edilmiş, parti ivme kaybediyor ama bazıları halen mevki, makam peşindeler.  Atatürk, yıkılmış parçalanmış Osmanlı küllerinden CUMHURİYET’i ve CHP’yi nasıl kurduysa, biz Kemalistler ülkeyi böldürmemeye, yıktırmamaya gerçek CHP’yi korumaya kararlıyız.

Bu böyle biline.

Tünay Süer

 
Toplam blog
: 375
: 801
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

İstanbul Kadıköy doğumluyum. Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önya..