- Kategori
- Deneme
Kalemarkası

Kalbim İz;Çikolata Dağı
Kalemarkası
MB (olabildiğince) hür bir ortam…
Herkes adam.. Sen çok yaşa padişahım(!) Sözünün üstüne söz olur mu?
Aman, boynumuz kıldan ince..
Nerede CUMHURİYET?
Kadınlarımız zamandaş sultan .. Yürüdükçe incilerimiz dökülüyor..
Aman, bildiğimiz çakıl taşı.. Şakır şakır eder, ceplerimizi de deler
Şekillilerinden seç sekte aralarda beştaş mı oynasak?
Ah büyümedi gitti, içimizdeki sümüklü göbeller
Bildiğin ahşap kürsü, cilası da kurumadı
Aklına, bileğine kuvvet
Yaz rahatla
Yaz
Aşk kevgire döndü
"minik kuş hiç şikayet etmez
telde donar ve düşer
ama asla şikayet etmez "
Sevgili İŞYAR
” sensiz olmuyor” diyendir..
Yaz
Bin bir çeşit aşkımız var;
Biricik başat VATAN sevdamız
Rengarenk çeşit çeşit börtü böcek ..
Balıklar kılçıklılar kılçıksızlar insanlar ah insanlar
Gök ve deniz ufukta birleşir harman yeri toprak
Hece taşları birer kitabe..
…
Yaz
Dilinin becerisi, kaleminin kıvraklığı, her satır ama her satır ama öyle ama böyle seçtiğin ve yazdığın her kelime seni anlatır .. Ak kaşık kara kaşık derken; dalıp çıktığın derya alaz, geriye doğru akan nehirler, ırmakların kolları ne kadar uzun ..Asıl kaynağa gelelim; mağaradan bir başka gözüküyor dünya ..
(Hiç dudak bükmeyin; bence saatlerce bilgisayar başında oturduğunuz, yapışıp kaldığınız koltuklar da mağara )
Eksikler bir eksik …Boşluklar bir boşluk ..Asılı kalıyor çığlıklar ..
Ara ki bulasın ..
Duygudaşlık , cana yakınlık kara kayıp..
İnsanlıktan dem vuranlardan
İnsani bir haber yok.
Toplumsal bi gerçek maddi, manevi ; gözümün içine batan yolsuzluklar, boynu kırık fidanlar, ciğerimi delip geçen bildiğiniz sözlü kurşunlar, tenimi yırtan, kanatan delici, batıcı alet edevat, canımı acıtan dar gelen pabuçlar , ceplerimin boşluğunda volta atan kuruşlar, nefesimi daraltan yanımda oturan kadının üstüne sinmiş sigara kokusu, dumanı..Aklıma gelen, gönlüme düşen ne varsa kısaca “acılar zulada değil meydanda furya “ diyerek , yaşadığımız gerçekleri elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum.. (Bol bol imla hatasınla ama asıl olan duyguya bakınız siz..)
Sevinçlerimi yazıyorum, sevincimi paylaşanlar oluyor..Sağ olsunlar…!
Yazıyorum, siliyorum ; bu dünyadan elimi ayağımı çektiğimi zannedip yokluğuma sevinenlerin olduğunu görüyorum ..
Ve bunu ironi konusu yapmaktan hiç çekinmiyorlar, oysa ki ironi yapacağız derken kendi ilkel kişiliklerini sergiliyorlar..
( Ki benim olayımı gerçekte silinme olarak adlandırmakta doğru değil sadece içeri çekilmiş paylaşımlarım, ne varsa olduğu gibi içerde duruyor..Duracaktır..)
Bir insanın sızısından hoşnut kalan insanın insanlığından şüphe ederim..
Ben benim ..Ne olursa olsun;duruşum, yazdığım ilgim ve içeriği asla değişmez..
Fikrimi açık seçik yazarım.. Hata yaptım ise, geç kalmadan özrümü dilerim..Ve o hatayı bi daha tekrar etmem..Bu zamana kadar kimseyi kandırmadım, kimseye saldırmadım ..Kendi halimdeyim, kendimi aşıyorum ..
Bana gelip ilgi düşenden, isterim ki; bilgisiyle, bilincinle canımı alsın..
Herhangi bir olaydan dolayı cevap hakkım doğar ise de; gerekeni çekinmeden edebimle yazarım ..
Bilesiniz!
Ben kolay ölmem.. Sallanırım, ama yıkılmam ..
Ve lütfen, elinizi vicdanınıza koyun.
Sallantısız bir hayat geçiren var mı?
Sallantı geçirmedi ise geçirmeyeceğine dair garantisi var mı?
Söyler misiniz?
Acılarınızın derinliğinin kaçta kaçını yazıyorsunuz?
Yaralarınızın umusu, umarsızlığı.. Dökülen kabuklar, yeni kabuk oluşumu ne kadar zaman alıyor?..
Dermeyan gözyaşlarımız sağanak .. Saklanabilir mi?
Balıkesir yolunda, otobüste 2 numaralı koltukta , dinmek bilmeyen yağmura yol boyunca baktım, yolun kıyısında yağmur suları sel oldu, taştı, aktı; önce sarı sarı çamurlu, sonra kızıla döndü, sonra ak oldu, sonra akıntı kesildi.. 4 saat süren şiddetli sağanaktan sonra Susurluk’ ta mola yerinde kara bulutların arasından yine açtı güneş…
Güneşle birlikte ilk gözüme çarpan bir bardakta köpük köpük ayrandı..
Telefonuma baktım, beni aramışlar, ben yine duymamışım.
Arayan numaralardan bir tanesini görünce çok sevindim ..
Yüreğim gibi aydınlandı yüzüm ..
“ Hayat bu işte ” dedim ..
Sevmekle başlıyor her şey ..Sevilmek gibisi yok.. Her derde deva mısra ..
Önemli olan diriliştir ..Yeniden dirilme çabalarıdır... Bu çaba göz ardı edilemez ..
…Yaşamaya devam… İnsanları seviyorum…
Ey Kalbimİz Çikolata Dağı
Ey sevdiklerim dört mevsim
Kalbimin bi daracık odasında bi ağlayan çınar
Dalım, çiçeğim her şeyim sizsiniz
Çelimsiz olanları savurur rüzgâr
Yapraklarım dibime dökülür
Onarır, sevgi ile besler kökleri
İlkyazda ilk aşkmış gibi
Sevgi ile ala tomurcuklar açar
"Yeni eski bir sevgili kokusu rakı"
Demleniyor feylesof zaman
Yazıyorum… Yazıyorlar… Siliyorum ..Siliyorlar ..
Kalem’ ile ‘Silgi’ nin bitmeyen çatışması, yazgısıdır bu..
Kalemarkası başka ne işe yarar arkadaş, yazarsın ve istediğin zaman yazdıklarını silmek hakkını tepe tepe kullanırsın, olay bu değil midir? ..
Nil Alaz - Balıkesir / İzmit