- Kategori
- Felsefe
Kalp, akıl ve iradeden oluşan üçgen

Öyle bir yer ki, düşler ve gerçekler orada koyun koyuna yaşar...
Dikenler ile güller aynı topraktan biter. Birine el uzatırsın gönlün küser, diğerine yönelirsin bu defa aklın veryansın eder.
Kalbini çarptıranı aklın kabul etmez, aklının "tamam "dediğiyse yüreğin kabul etmez...
Serttir dönemeçleri ...fazlasıyla engebelidir buraların yolları...
Rüzgarları, kuzeyden eser, kışlar dersen; epey uzun sürer. Yazları kısa da olsa kasıp kavurur...yanarsın, kaçarı yoktur... Baharsa, neredeyse hiç yaşanmaz bu diyarlar da...
Bu topraklarda bir ömür de tüketsen, yaşamın böyle çelişkiler med cezirinde avare halde sürüp gider işte buralarda...
Her ne kadar görmezden de gelinse; hayallere el uzattıkça gerçeklerden uzaklaşan akılının eninde sonunda sana ödeteceği bir bedeli vardır. Ve bu ödeme inan, senin canını en az hayallerin kaybı kadar yakacaktır...
Gel gör ki; gerçeğin o siyah beyaz hali...
O tel örgülerle çevrilmişcesine sınırlı, o değiştitirilemez görüntüsür sana kupkuru gelir...
Oysa bu ikilemin dışında bir halde olmalıydı, değil mi?
Belki de artık bir üçgen kurulmalıydı...
Ve bu üçgenin bir bacağını kalp, ötekini akıl, diğeriniyse irade oluşturmalıydı.
Yaşam boyu bunu oluşturabimek adına itinayla çabalamalı...
Ne bir bacağı kısa kalmalı, ne de ötekileri...
İnsaoğlunun tek savaşı kendinle ve buna olmalı...
Ne düşlere kapılmalı ve aldanmalı...
Ne de sadece o mutlak aklın kuru gerçekliği ileyaşayıp, yaralanmalı...
Kalbin; hayallerini kurgulayabilmekte rehberin,
İraden; hayallerine kapılmaman adına dizginin ,
Aklın ise; gerçeklerle hayallerini uzlaştırabilmekte ki klavuzun olduğunda, oturtabilirsin yaşamını bu üçgenin tam ortasına...
Diğer durumdaysa; olan ortada...
Sevgi ve ışıkla,
Ayna
19.03.07