Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
478
 

Kabuklanır oluşlar; bir şekilde!

Kabuklanır oluşlar; bir şekilde!
 

Bilgisayarın açma - kapama düğmesine bastığımda, parmağımın ucunda müthiş bir elektriklenme hissederim. Bu elektriklenmenin bilincimde hissettirdiği heyecan etkileyicidir. Bu heyecan, yaşamın kendi içerisinde var olan, doğal yapısında bulunan, canlı-cansız, her varlığın birbiri ile eş zamanlı etkileşimde bulunmasını sağlayan bir “süre-gelişimin” varlığına inanmakla duyduğum heyecana benzer. Bu süre-gelişim, bütün varlıkların paylaştığı bir benliktir.

Bu benliği, kesin, tasarlanmış, haydi öyle olsun diye var edilmiş, özellikle öyle hissettirilmiş bir benlik veya enerji olarak tanımlamıyorum. Başkalarının öyle tanımlanması da pek önemli değil aslında. Benim için bu enerji, yaşamın diyalektikliği içinde kendi kendine oluşan, kabuklanan, bir neden ve sonuç ilişkisi itibariyle “aniden” açığa çıkan bir oluşumun, bir değişimin veya bir etkileşimin enerjisidir. Bana verdiği heyecan da, işte bu “aniden oluşan süre-gelişiminin” içereceği sürprizlerdir. Yaşamın doğallığı içerisince oluşacak fenomenleri, kendi gerçekliği içerisinde yaşamak, ardından açığa çıkacak sonuçlardan nasıl artı bir değer elde edebileceğimi tasarlamak, onun belirsizliğini alt etmek, alt etmek için çabalamak, karşıtlarının oluşturacağı sinerjiyi bedenimde, coşkuyu yüreğimde hissetmek. Bunların oluş şekli, insan olduğumu, kendi bilincimin varlığını ne de güzel kanıtlıyor kendimi kendime.

Her karmaşanın ardından bir sakinlik olduğu gibi, her sakinliğin ardından da bir karmaşa vardır, bunu biliyoruz. Gök gürültülü, azgın, yağmurlu, rüzgarlı bir fırtınanın yaşamsal bir devrin zorunluluğu ile açığa çıkması çevrimsel bir süre-gelişimin doğasıdır. Ta ki, o çevrimsel zorunluluğu etkileyecek başka bir süre-gelişim oluşana kadar. Fırtına olsun ki, umutla beklenen suyun toprağa kavuşması gerçekleşsin; olsun ki, su, kara toprağa tomurcuk verdirsin; olsun ki, çatlamış toprağın korkutucu görüntüsü değişsin; olsun ki, oluş elbet sona erdiğinde, duru maviliğin bir yerlerinde gök kuşağını görebileyim. İşte bunlar, bir karmaşanın sonucunda çıkaracağım artı değerlerdir. İşte bunlar, insan olduğumu, bilincimi kanıtlayan verilerdir ve ortak benlik havuzundan elde ettiğim heyecanlardır.

“Neler oluyor anlamıyorum
Ama bittiğine hiç şüphe yok(1)”

Her bitiş, bir değişimin gereği, yeni bir başlangıcın da nedenidir. Her bitiş-başlangıç çevrimi ise inandığım “süre-gelişimin” kanıtıdır.

-

(1) :
Yavuz Çetin – "Satılık" Albümü- "Her şey biter" parçasından
(2) : "Sparrow Hall" - Winslow Homer -1881-1882, oil on canvas


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu düşünme biçimini seviyorum. Yani her bitişin yeni bir başlangıcın tohumu olduğunu düşünmeyi, o başlangıçların içinde taşıdığı süprizlerle heyecanlanmayı, sakin bir gün içinde öylece dururken hayatın bizim için bir şeyler planlamakta olduğunu ve bunları yaşayıp göreceğimizi, zamanda geri giderek o sakin günlerde merak ettiğimiz o heyecanı şimdi biliyor olmanın keyfini sürmeyi... Her zamanki gibi dolu dolu bir yazıydı Sevgili Hakan Bey. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Sevgi ve saygımla size...

Fulya 
 20.03.2008 15:28
Cevap :
Fulya Hanım, çok teşekkürler. O heyacanı yaşamımızda her daim hissedilme dileği ile...  20.03.2008 15:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 414
Toplam mesaj
: 97
Ort. okunma sayısı
: 1487
Kayıt tarihi
: 16.02.07
 
 

Yaşam ışığını 1968 yılında Bafra’da gördü. İnşaat Mühendisi ve aynı sektörde yazılım geliştiren bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster