- Kategori
- Siyaset
Kamu'da "türban" eşitlik ilkesine aykırıdır!

Kamu kesiminde çalışanların kılık-kıyafet hukukunda değişiklik yaparak "türban" ve benzeri giysilerin serbest bırakılması, eşitlik ilkesine aykırıdır! Kamu hizmetleri memurlar eliyle yürütülür. Memurlar arasında farklı uygulama yapılamaz. 16.7.1982 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı'nın, 25.10.1982 tarih ve 17849 sayılı Resmi Gazete de yayımlanması ile yürürlüğe giren "kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte", ana ilkeler başlığı altında her şey tarif edilmiştir.
Madde 4. Kurum ve kuruluşlarda görevli memur, sözleşmeli ve geçici personel ile hizmetliler ve işçilerin giyimlerinde sadelik, temizlik ve hizmete uygunluk esastır.
Madde 5 (a). Kadınlar: Elbise, pantolon ve etek temiz, düzgün ütülü ve sade, ayakkabılar ve/ veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı, görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış, tırnaklar normal kesilmiş olur. Ancak bazı hizmetler için özel iş kıyafeti varsa, görev sırasında bu kıyafetler kullanılır. Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyilmez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez.
Madde 5 (b). Erkekler: Elbiseler temiz, düzgün ütülü ve sade, ayakkabılar kapalı, temiz ve boyalı giyilir. Sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. Görev mahallinde baş daima açık bulundurulur. Kulak ortasından aşağı favori bırakılmaz... Saçlar, temiz bakımlı ve taranmış olur. Her gün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz... Kravat takılır, kravatı örtecek şekilde giysi giyilmez. Hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir.
Madde 6. Resmi elbise (üniforma) giymek zorunda olanlar, ilgili kuruluşun özel yönetmeliklerinde belirtilen usul ve esaslara tabidirler.
Madde 7. Sağlık, şantiye, arazi, atölye, maden ve benzeri yerlerde çalışanların, işin ve yerin özelliğine göre giyim eşyasının tipi, modeli ve rengi ilgili kurumca tespit edilir.
Madde 12. Merkezde ve taşrada protokole tabi olan bayan ve erkek kamu görevlileri, resmi kutlama törenlerine koyu renk takım elbise ile katılırlar.
Yukarıdaki maddelerde de ifade edildiği gibi memurlar-kamu görevlileri için görevin gerektirdiği şekil ve şartta kılık-kıyafette eşitlik ilkesi esastır. Kamuda çalışanlar arasında "simgesel" giysiler serbest bırakılırsa, kargaşa olur, bunun önü alınamaz.
Kargaşa "türban"dan "çarşaf"a, oradan "burka"ya uzanır. Erkek memurlar çember sakal bırakmaya başlar. Cübbe, sarık, şalvar ve potur giymek için "özgürlük" talebinde bulunurlar! Tarikatların istekleri bitmez. Devlet ve hükümet verdikçe, onlar daha fazlasını almak ister.
Üniformalı erkek memurlar (askerler, polisler, itfaiyeciler, ormancılar, postacılar, sağlıkçılar, zabıtalar) çeşitlilik için "özgürlük" talebinde bulunurlar! Çember sakallı asker ve polis görebilirsiniz! Resmi dairelerde, bankalarda, hastanelerde, postanelerde; bankoların arkasında, halka hizmet vermek için oturmuş, cübbeli, şalvarlı memurlar görebilirsiniz!
Üniformalı kadın memurlar "türban" üzerine şapka ile hatta bazıları üniforma üzerine "uzun pardösü" ile karşınıza çıkabilirler! Protokole dahil kadın memurlar, nasıl olsa koyu renk diye "siyah çarşaf" giyebilirler! Bu ise çok hukuklu bir devlet yapısı oluşmasına neden olur.
Türbancılar "türban"ın önce üniversitelerde serbest bırakılması talebinde bulunmaktadırlar. Sonra, madem okuttunuz, resmi dairelerde de "türban"lı çalışmak istiyoruz diyeceklerdir! Masum gibi görünen bu tür siyasi eylemlerle nihayetinde devletin şeklini ve cumhuriyetin niteliklerini değiştirmeyi amaçlamaktadırlar!
O zaman demokratik-laik hukuk devleti ortadan kalkar. Cumhuriyet evrilir ve yeni bir sistem oluşur, arz-talep demagojileri ve hatta milletin oylarıyla geldik denilerek, değişmeyen din kurallarıyla yönetmek ve hidayete ermek istekleri artar!
İran'da, Suudi Arabistan'da olduğu gibi, dini hukuk kuralları hayata geçirilmeye çalışılır! Yeni bir din polisi oluşturulur, başını örtmeyen, namaza gitmeyen coplanır! "Sızıntı" ile yapılmak istenen budur. Modern devletler değişen bilimsel kurallarla yönetilir...
Türban ve başörtüsü gibi giysiler, esasen yıllardır halk arasında serbesttir. Kamu alanı ve çalışanları için yukarıda sıralanan nedenlerden dolayı yasaktır. Demokratik cumhuriyet çeşitli disiplinlerle yönetilir. Devlet, anayasada da ifade edildiği gibi 'temel hak ve hürriyetlerin' kötüye kullanılmaması için 'hak ve hürriyetleri' durdurmak ve sınırlamak yetkisine sahiptir. Kamu'da "türban" ve benzeri giysiler bir "özgürlük" sorunu değildir.
Türkiye'nin; Terör, Kürt meselesi, açlık, işsizlik, yoksulluk gibi büyük sorunları vardır. Bunların yanında "türban"ın esamisi bile okunmaz. Türban 12 Eylül sonrası ANAP, RP, FP vb. partiler ile AKP'de kümelenen bazı siyasiler ve bürokratlar tarafından sürekli gündemde tutularak istismar edilmiştir.
AKP sekiz yıldır iktidardadır, 2002 seçimlerinde 365, 2007 seçimlerinde 341 sandalye kazandığı ve çoğunlukla iktidarda olduğu halde, sorunu yukarıdaki nedenlerle çözememiştir! O nedenle yanına diğer muhalefet partilerini almak istemektedir. AKP tarikatların isteklerinin bitmeyeceğinin bilincindedir! TV oturumlarında bu konuyu sürekli gündemde tutan ve kaşıyan, sağcı-solcu-liberal hükümet yanlısı yazar ve yorumcular ile TBMM'deki utangaç destekçileri milliyetçiler ve sosyal demokratlara, bu işin ucunun açık olduğunu hatırlatmak isterim...