- Kategori
- Deneme
Kanadı Kırık Kuş

Hayattaki her seçim kendi elinde değildi yaratılanın.
Yaşadıkça, öğrendikçe şekilleniyor kader denilen şeyle biraz olsun başa çıkabiliyorduk.
Herkes kadar olmayı, her şeyden tatmayı pek tabiki mutlu olmayı istemek hepimizin hakkıydı.
Özgürlük...
İstediğin her şeyi yapabilmek...
Dilediği yöne doğru efil efil esen bir rüzgar gibi.
Hayalleri, umutları için özgürce uçan.
Ama bazen kader, hayallerle dalga geçer.
Bu minik kuşun annesiyle geçtiği gibi.
Ne hayallerle dünyaya getirdiği yavrusunun bir kanadı yoktu.
Oysa birlikte uçacakları o kadar çok yer vardı ki. Ama minik kuş o kadar özel bir kuştu ki.
Düşünmeye başladığı andan itibaren halini, diğerlerinden bir eksiklik gibi görmedi.
Bu hali Ona göre bu hayattan zevk almak için bir engel değildi.
Uçabildiği halde gördüklerinden keyif almayan o kadar kuş vardı ki.
Farklı olduğunu biliyordu.
Ona engel olan kanadı değil, beyni olabilirdi ancak.
Hiç bir zaman hayatı kendine kısıtlamadı. Yapabildiği kadar, gidebildiği kadar gitti hep.
Kendinden hiç utanmadı.
Bedenini hep çok sevdi.
Her zaman mücadele etti.
“Çünkü hayat mücadele ettikçe daha güzelleşiyordu.”
Tek düşündüğü, bu şekliyle annesini üzdüğü fikriydi.
Bu da aslında onu daha güçlü yapıyordu.
Tek kanadıyla yapabileceği her şeyi yapmaya hazırdı.
En büyük gururları annesine yaşatmak için çok çabalayacaktı.
Hep çok mutlu olacaktı, diğer kuşlarında hayatlarına bu haliyle dokunacak ve onların da farklı bir pencereden bakmasını sağlayacaktı.
O yüzden hiç bir zaman yuvasının bir köşesinde durmadı.
Her zaman tek kanadıyla gözler önünde hayatın içine karışarak sokaklarda gezdi belki uçamıyordu ama uçabilen onca kuşa her şeye rağmen nasıl güçlü olunabileceğini ve hayattan nasıl tat alınabileceğini gösteriyordu.
Ve bu minik kuşu herkes tanıdı.
Onunla annesi dahil herkes gurur duydu.
“Herkesin kanadı kırık bir tarafı vardır.”