​ Kanatsız melek / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '16

 
Kategori
Öykü
 

Kanatsız melek

Kanatsız melek
 

Benim futbolla tanışmam birkaç yakın arkadaşımın eşlerinin futbolla ilgili olmalarıyladır. Bu ilgi benim de futbolla tanışmama vesile oldu.

Benden ilk kez bayanlar arasında bir maçta oynanmam istendi. Aslında hem istiyor, hem de korkuyordum. Yapabilir miydim?

O akşam Ada Halısaha’da maç olduğunu söylemişlerdi. Yıllardır yürüyüşten başka spor yapmıyordum. Futbolla hiç ilgim yoktu. Lise yıllarımda voleybol ve basketbol oynamıştım. Hepsi buydu.

Bütün gün ne yaparım? Nasıl olur? Oynayabilir miyim? diye düşündüm. Futbolcuların jübile yaptığı yaşta ben futbolla tanışıyordum. Aklımda onlarca düşünce vardı. Sonra kendi kendime dedim ki; hayat herkese fırsatlar sunuyor, onu kullanıp kullanmamaksa insanın kendi elinde.

Yaşamımız boyunca sapmadığımız bir sokak, sevdiğimizi söylemediğimiz bir insan, yarım bıraktığımız mücadeleler olabilir. Bu sporu denemeliydim. Bu fırsatı kaçırmak istemiyordum.

Ve sonunda akşam oldu, kendimi sahada bulmuştum. Arkadaşlarım “Hadi yaparsın, biz de bilmiyoruz” diyordu. Takım belirlenmişti. Kale tarafımı da öğrendikten sonra topun peşinden koşmaya başladım.

İlk yarının ortalarına doğru karşı takım gol attı. Sevinçleri görülmeye değerdi. Takım arkadaşım Ayla ile göz göze geldik. Biz de bu hazzı yaşamak istedik. Ayla süperdi, yeni olmasına rağmen çok istekli ve hızlı koşuyordu.

Maç devam ediyordu. Ben nefesimi kontrol etmeyi bilmediğim için çok hızlı koşuyordum ve nefesim kesiliyordu. Bütün vücudumu ateş kaplıyordu. Ama bir iki dakika dinlenip topun peşinden tekrar koşuyordum.

Hakem “Hadi harikasın Melek, bravo!” diyordu. Ve işte o an ilk maçımda bir gol attım. Çok mutlu olmuştum. Arkadaşlarımın “Bravo Melek, süper bir goldü!” demeleri garip bir şekilde kendimi iyi hissettirdi. Artık daha fazla gol atmak istiyordum. İlk yarı berabere bitti.

Sırada ikinci devre vardı. Maç başladı ama biz çok acemiydik. Karşı takımdaki bayanlar daha deneyimliydiler. En azından paslaşıyorlardı. Birbirlerini yormuyorlardı. Biz sadece körü körüne koşuyorduk. İkinci yarıda karşı takım maçı aldı. Biz kaybettik. Ama olsun ben mutluydum. Gol atmıştım. Artık futboldan korkmuyor, hevesle diğer maçı bekliyordum.

Aradan bir hafta geçti. Ayla ile yeni maç yapmak istiyorduk. Ama futbol erkek sporu gibi bilindiği için herkes korkuyordu. Kız arkadaşlarımızı arayarak maçların devamlılığını sağlamaya çalışıyorduk. Hayatımın hiçbir döneminde beni yalnız bırakmayan Ayşe’yi aradım.”Haftaya maç yapıyoruz” dedim. Ayşe’m de benim gibi “Ben yapamam, ben ne anlarım kızım, beni karıştırma” diyordu. Neyse ki onu ikna ettim. İkinci maçımda o da vardı, bana destekti. İkinci maç da bitti. Biz yendik. Artık futbol bizim hayatımızdaydı.

1, 2, 3, 4 derken yanılmıyorsam 5 inci maçta sakatlandım. Ailem ve çevremdekilerin tepkisi aynı oldu “biz sana söylemedik mi sakatlanacaksın diye, futbol erkek sporu, bırak, liflerin koparsa sakat kalırsın…”

Hep aynı cümlelerden sıkılmıştım. Ben otuz altı yaşındayım, kendimi çok sağlıklı ve zinde hissediyorum. Sporla meşgul olan insanın beyni endorfin salgılıyor. Dolayısıyla spor yapan insan mutlu insandır. Sonuç olarak ben futbola spor olarak bakıyorum. Sakatlansam da pes etmeyeceğim.

Zaten bir ay gibi kısa bir sürede iyileştim. Şimdi antrenman yaparak maçlara daha iyi hazırlanıyoruz. Sakatlığımdan dolayı iki maçta kaleci oldum. Kalecilik de güzelmiş. Burada Halil Bey’ in bir sözünü yazayım “Adam geçer top geçemezdi.”

Ada Halısaha’da  iki tane saha var. Biz hep alt sahada oynuyoruz. Neden mi? Üst saha her zaman erkeklere ayrılmış durumda, erkekler sahiplendikleri alanlara kadınların girmesinden hiç hoşlanmıyorlar. Herhalde kafalarında bir model yaratmışlar :“Erkek erkekliğini bilmeli kadın kadınlığını.” düşüncesiyle bize her maç oynayışımızda şaşırmış gözlerle bakmaları dikkatimizden kaçmıyor.

Neyse ki hepsi aynı değil. Arkadaşlarımla futbolun küfürsüz, eğlenceli bir spor olduğunu birazcık da olsa çevremize gösterdiğimize inanıyorum. Takımımıza girmek isteyen insanlardan ve eşlerimizin bize bu hafta maç yok mu diye sormalarından anlıyoruz ki artık bizim futbol oynadığımızı herkes kabullenmiş durumda…

Tarih 25/ 02 /2016 akşam saat 8’de maç vardı. Artık hepimiz bu işi öğrenmişiz. Güzel bir mücadele oldu. Ama, futbolda şans da önemli. Bu gün şans benden ve takımımdan yanaydı. 5-1 maçı aldık. Mutluluğumuz tarif edilemezdi.

Artık ben, Kanatsız Melek değil…Kaptan Melek’ tim…

 
Toplam blog
: 137
: 158
Kayıt tarihi
: 09.03.14
 
 

1958 yılında Söke'de doğdum. Esnaf çocuğu olarak ilk, orta ve lise eğitimimi Aydın ili Söke ilçes..