​ Kangalların asaleti / Köpek Psikolojisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '08

 
Kategori
Köpek Psikolojisi
 

Kangalların asaleti

Kangalların asaleti
 

YAKIŞIKLI HAYDUT YEDİ AYLIKKEN


KANGAL “HAYDUT” UN ASALETİ

Aslında güncel bir olay üzerine yazmaktan çok, okumayı severim. Sayın Zeynep Gülay Kibaroğlu’nun yazdığı (http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=103697) konuya karşılık “HAYDUT” u kısaca anlatmak istiyorum..

Mesaj yazanlardan birinin; bu gayri ahlâki durum ile ilgili yorumunun sondan ikinci cümlesini talihsizlik olarak addediyorum... O sondan ikinci cümle; hiçbir dayanağı olmayan, bir karalamadan kaynaklanan; korkunç bir iftiranın, atadan toruna geçen beyin yıkanmasının ürünüdür. Bir zamanlar çok sevilen, hümanist bir spikerin bu konuda söylediği/söylettirildiği gibi ... Böyle bir fiilin hiçbir toplumda yeri yoktur.. Bir toplumu en çok yaralayan ahlâki değerlerine yapılan saldırılardır...

“Haydut” onbeş günlükken geldi... Patileri pembe, tırnakları yumuşacıktı... Nöbetçi eczaneden, bir biberonla anne sütüne en yakın olarak bilinen bir kutu mama almıştık. Diğer iki kardeşi de değişik yerlere gitmiş, biri annesinin yanında kalmıştı. Mamasını her gün düzenli bir şekilde veriyorduk; ancak anne sütünden mahrum kalmasına da üzülüyorduk. Sahilde bulunan köyümüzün sürekli doğum yapan çok güzel yüzlü “Analık” ismini taktığımız çok akıllı bir köpeği vardı...

Her doğum yaptığında yüzümüze bakar ileri geri hareket ederek kendisini takip etmemizi sağlardı... Kızımla iki arkadaşı; Analık'ın geniş odasında etrafa dağılan, yönünü bulmaya çalışan yavruları toplayıp, annelerinin memelerini elleriyle hafifçe sündürerek yavruların ağzına yerleştirirlerdi. Bütün günleri onun yanında geçirirlerdi. İlk birkaç gün süt bisküvi yedirdiler Analık’a... Analık, hamurlu yiyecek yiyemezdi... “Haydut”un süt annesi olabilir miydi? Aklıma gelen bu heyecan verici cümle ile ıslık çaldım... Analık balkona geldi durdu... Haydut’u getirip yanına yaklaştırdım, kokladı, yüzüme baktı.... Yere uzandı, Haydut’u memesine yaklaştırdım. Maşallah Haydut iştahlı... Analık, doğrularak Haydut’u yanından uzaklaştırıp, bana yaklaştı... Yiyecek istiyordu.... O günden sonra; her gün sabah altıda, onbirde, akşam beşte gelip Haydut’un emmesini sağlardı.... Şartı vardı; süt emdiği sürece kendisine özel olarak pişirdiğim balık, et, tavuk boynunu yediriyordum. Birkaç kez denedim ağzının yanına parça parça verdiğim yiyeceği geciktirip, doğrulur gibi yapınca, ayağa kalkar gibi yapıp Haydut’u uzaklaştırmaya çalışıyordu. Her süt verme faslından sonra koşarak, yavrularının yanına gidiyordu.

Haydut büyüdü, ... Eğitim okuluna üç ay gitti.... Mezun oldu... Çok yakışıklı oldu, çevredeki tüm cinsleri önüne atılıp yere yatıyordu. Başıyla bir iki dokunup mağrur bir edayla denize doğru gidip; yarım saat yüzdükten sonra çıkıp eve doğru arkasında en az beş altı köpekle geliyordu. Eve yaklaşınca, sert bir şekilde dönüp şöyle bir bakınca hepsi geri gidiyordu. Duşluğun altına geçip açılana kadar sabırla bekliyordu. Ne de olsa Antik Magarsus’un (Karataş’ın 5.km.batısı) denizi oldukça tuzlu... Gün geldi, çevredekiler eş aramaya koyuldu. Bir çiftlikten aynı yaşta, aynı cins bir dişi bulundu... Yan yana getirilmesine karşın her ikisi de birleşmedi... Araştırdık; aynı batından olduğunu, kardeş olduğunu öğrendik...Bir özelliğini daha öğrendik; kendisini dünyaya getirenle de birleşmiyorlarmış... Ayrıca; Haydut’un bir gün morali bozukken, yanına yaklaşan süt veren “Analık”ın tüm yaklaşmasına karşılık öyle bir küçük hareket yaptı ki “Analık” başını yere yaklaştırıp, yere boylu boyunca uzanmış, çok utanmıştı... Haydut burnuyla “Analık’ın memesine hafifçe dokunmuştu... Kendine sonra uygun bir eş bulundu...
 
Toplam blog
: 77
: 505
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

Yaşamsal boyutta etkilendiğim; kimi zaman bir kısım, kimi zaman bütün insanların orijininde birle..