- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kansızlık, pekmez ve dostluk

Bir kavanoz pekmeze sığdırılmış, kocaman, sevgi dolu, sıcacık yürekler…
Geçtiğimiz günlerde ezeli ebedi sorunum olan kansızlık problemim için hastane ye gittim.
Tabii hiç şaşırmadım sonuçlara. Ne yapsam ne yesem kansızlık ve demir eksikliği yakamı bırakmıyor.
Aslında itiraf etmek gerekirse neyin iyi geldiğini duyup denemeye başlasam, bende bu konuda tutarsız ve tembellik edip bir süre sonra uygulamayı unutuyorum (hatırlıyorum da, unutuyorum diyelim).
Hastane ortamları oldum olası gitmekten hoşlanmadığım yerlerdir. O kendine has kokusu günlerce burnumdan gitmez.
Ve ben; eğer o hastaneye kendim için gideceksem bir gece öncesinden agresif tavırlar sergilemeye başlarım.
Elimde değil. 2008 de göz doktoruna gidip, gözüme damlatılan iki damla sonrasında sedyede buldum kendimi. Panik atakla ilk tanışmamız!
Biliyorum damla bahane, olacağı vardı. Bir yerde zaten yakalayacaktı bu panikli ataklı saatler.
O gün bugündür hastaneye gitmekten hiç haz etmem.
Doğum ziyareti dahi olsa sevmiyorum.
Ama yine gittim işte. Bir gece öncesinden yaptım yapacağımı evdekilere.
Huzursuz bir uyku sonrası, sabahın kör saatinde beş karış suratla kalktım.
Şu aç karnına muhabbeti.
Annem durur mu hiç, “hazır hastaneye geldin bari testler yapılıp her şeye bir bakılsın.”
5 tüp kan vermeme neden olan bu cümle sinirimi bozmuş olsa da kurbanlık koyun gibi oturdum o koltuğa.
Tahliller, ablamın ısrarıyla ultrason ve böbrek kontrolleri derken derken değişmeyen sonuç “kansızlık ve demir eksikliği.”
E artık adım kadar alıştım zaten.
Moral bozmaya gerek yok çünkü her hastane dönüşü duyduğum şey bu.
Hemen söylenmeler başlar tabi “sen daha bakma kendine, kilosunu korusun diye yemiyordur bu, keçiboynuzu alalım” vs.vs.
Üzüm suyu almayın da ne alırsanız alın.
Birkaç arkadaşın duymasıyla onlardan da önerilerimi aldım.
Ertesi hafta siparişlerle köylerden gelen kavanoz kavanoz pekmezlerim oldu.
Pek bir mutlu oldum. Arkadaşların göstermiş olduğu yoğun ilgi, kansızlığı unutturdu resmen.
Şimdi o kavanozlara dokunmadan rafta izleyesim var ama emeğe saygısızlığı sevmeyen biri olduğumdan yiyorum.
Annem elinde her sabah bir kavanoz ve bir kaşık “ben getirmezsem yemez” diyerek dolanıyor.
İnsanın çevresinden ilgi – alaka görmesi, önemsenmesi, kendini daha bir özel hissettiriyor.
Ve ne güzel bir şey ki, insanlar seni gördükleri anların dışında da iyiliğine bir şeyler düşünüp planlıyor.
Telefonda tavsiyeler, senin için dil dökenler…
Hayatıma dahil olanlar iyi ki tanımışım dedirttiler.
Hepsi sağ olsun.
Herkes kanlı,canlı, sağlıklı olsun.