- Kategori
- Tarih
Kanuni Sultan Süleyman Muhibbî mahlasını neden sonra kullanmaya başladı.

Büyük bir şair olan ve şiirlerinde ‘Muhibbî’ mahlasını kullanan Kanuni'nin,
‘Divan-ı Muhibbî’ adında bir de divanı var.
Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kendindenMuhibbî diye söz ettiğini biliriz…
Muhibbi ne demektir diye merak ettim. Birkaç yerde:
Muhip aşk ve sevgiyi kendinde sır edenlerdir.
Muhabbeti bol olan demektir.
Deniliyor. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman için:
Türk divan şiirinin en başarılı ve en üretken padişahıdır. Gayet hacimli bir divanı vardır. Divanında üç binden fazla beyit yer almaktadır.
En bilinen beyiti:
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Kanuni Sultan Süleyman’ın Muhibbî ismini almasını araştırdığımda güzel bir yazı ile karşılaştım. Sizlere aktarmak istiyorum.
Kânûnî Sultan Süleymân Han 11 Haziran 1534'te Irakeyn seferine çıktığında 20 Temmuz’da Konya'ya geldi.
Burada otağını kurup birkaç gün kaldı.
Bu esnâda Konya'da medfûn bulunan başta Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere velîlerin kabirlerini ziyâret etti.
Kânûnî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin türbesi yanında dervişlerin namaz kılacakları, âriflerin duâ edip yalvaracakları bir mescid yaptırdı.
Ayrıca Behâeddîn Sultan Veled hazretlerine âid eski ve yıkık bir medreseyi tâmir ettirip yeniledi.
Bu sırada Çelebi Hüsrev hazretleri de dâhil olmak üzere mevlevî şeyhlerinin sohbet meclislerinde bulunup duâlarına kavuştu.
Kânûnî Sultan Süleymân Han, evliyâ duâlarının da bereketi ile seferi zaferle netîce lendirdi.
Bağdât'ı fethetti.
Buradaki İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin ve diğer velîlerin türbelerini tâmir ettirdi.
Dönüşte tekrar Konya'ya geldi.
Mevlânâ hazretleri nin türbedârı Osman Dede'nin sohbetlerinden bereketlenmek ve mânen istifâde etmek için onun birkaç sohbetinde bulundu.
Bu sırada memleket meselelerinden bâzı müşkillerini arzeden Süleymân Han, o hususlarda kendisini rahatlatacak cevaplar aldı.
Sohbet esnâsında kendisinde mânevî coşkunluk hâlleri meydana geldi.
Bunları evliyâyı sevmenin bir alâmeti bilen şânı yüce pâdişâh bundan sonra şiirlerinde "Muhibbî"mahlasını kullanmaya başladı.
Kânûnî Sultan Süleymân bu arada Çelebi Hüsrev Efendi ile de çok defâ sohbet etti. Çelebi hazretleri bu sohbetlerde pâdişâha Mesnevî'nin ince, derin ve akılları hayrette bırakan mânâlarından bahsetti.
Kânûnî, işittiği, duyduğu bu gizli sırlardan öyle bir haz aldı ki, apayrı bir âlemde yaşadı.
Kendisini değişik hâller kapladı.
Kânûnî bir ara Şeyh Hüsrev hazretlerine bu hâllerini arzedip hikmetini sordu.
Şeyh hazretleri;
"Bu çeşit mânevî tesir ve kalb aydınlığı başka meclislerde hâsıl olmaz. Ancak gönül sâhiplerinin, Allahü teâlânın sevdiklerinin yüksek meclislerinde ele geçer."
Diye cevap verdi.
Pâdişâh buna hayret edince de;
"Sultânım! Her şey, kendisine uygun olan şeye tesir eder. Yâni söz ve kalıba âid olan şeyler, görünen his uzuvlarına tesir ettiği gibi, hâle ve kalbe âid şeyler de, görünmeyen duyguları, kalbi, aklı, rûhu aydınlatır."
Buyurdu.
Bundan sonra pâdişâha, devamlı hal ve gönül sâhiplerine yönelip onlarla beraber ve irtibât hâlinde olmayı tavsiye etti. (alıntı)
Bir cihan padişahı, bir sanatçı, bir şair…
Muhteşem Süleyman…
Nazan Şara Şatana
https://twitter.com/#!/nazansarasatana
http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100002892442552
Kanuni Sultan Süleyman’ın beyitinin tamamı:
Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi
Ko bu ayş u işreti çünkim fenâdur âkıbet
Yâr-ı baaki ister isen olmaya tâat gibi
Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şişe-i çarh içre bir sâat gibi
Saltanat didükleri ancak cihân gavgaasıdur
Olmaya baht u saâdet âlem-i vahdet gibi
Ger huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fârig ol
Var mıdur vahdet makaamı gûşe-i uzlet gibi
*
Halk, devlete sultan olmayı, en geçerli mertebe olarak görür…
Oysa bir tek sağlıklı nefes, o yüce makamdan daha değerlidir. .