- Kategori
- Şiir
Kapalı Çarşı'nın gülleri...

Ne zaman oraya gitseniz onları orada görürsünüz/sarışındırlar,kırıtırlar; ikiz kız kardeş midirler, yoksa/ nedir,pek bilemem. Bildiğim, çoktan beri Fatih'ta yaşarlar
Ne zaman oraya gitseniz, onları orada görürsünüz
sarışındırlar, kırıtırlar; iki kız kardeş midirler, yoksa
nedir, pek bilemem. Bildiğim, çoktan beri Fatih’de
yaşarlar. Her sabah kalktıklarında Güneş’in yeniden
doğduğuna şaşarlar; fakat yine de dışarı çıkarlar..
anneleri arkalarından bağırır; kötü sözler söyler
ama onlara dinletemez; çünkü onlar o sıralarda
Beyazıt camisinin avlusunda, çınar’ın altında
meşguldurler; orada bütün güçleriyle insanları süzerler
ve on üzerinden not verirler. Sonra kim kazandıysa
gülümserler. Hep gülümserler. Ta ki bir çınar yaprağı
önlerine düşünceye kadar,
Adam bunları alır; çarşının içine sokar; Mahmutpaşa
dan aşağı yürüler; o meşhur Dörtyol ağzındaki kahve’de
sütlü kahve içerler, daha, baklava da yerler ve gülümserler
aslında hep gülümserler; belki de kızlardan birinin
adı Gülümser’dir ötekinin adını unuttum; belki de yoktur.
ama şakır şakır konuşmaları, dilbazlıkları çoktur..
herkes onlara bayılır; aşağı doğru inerler, çünkü
bilirsiniz, bütün kapılar, Mahmutpaşa’ya çıkar
tam saat kulesinin orda; çeşmebaşının yanında
kuyumcuya sorun, onlar Ömer Edip’i tanırlar..
zaten o, orada sığıntıdır; ikinci katta, rom çeker
ve durmadan şiir yazar, saçma sapan şiirler…
Tam kızlar önde, biz arkada oradan geçerken, gördük
maliye’den emekli Süreyya merdivenleri çıkıyordu
belkli yine çan çan var, sonra mutlaka kavga ederler
oradan çıkıp, Galata’daki Papirus’a giderler, hadi
bizler de peşlerinden, kızlar önde biz arkada,
Eminönü’nden karşıya geçeriz. Geçerken balıkçılar
sırıtırlar. - Ulan ne sırıtıyorsunuz, godoşlar…
deyince, seslerini keserler… Kızlar kıkırdarlar, böyle
böyle Papirus’e geliriz… Dergi henüz çıkmamıştır
kızlara fiyaka yarım kalır; aslında biz orda votka
biracıyızdır; ama kızlar bozulurlar; "Biz köfte
isteriz, " diye tuttururlar. Köfte kim, biz kim…
cepte para yok; iki kafadan bozma serseri…
İşte hep böyle oldu Ömeri ve Süreyya’yı kaybettik
kızlar da küsüp gittiler: Zaten içtima vakti geldi,
biz de garnizona yayan yapıldak geri döndük…