- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Kapatma - Komplo teorisi

Büyüklerimiz boşuna dememişler " Hazıra dağ dayanmaz " diye... İşte bu yazı bugüne kadar hazırdan yiyenlerin ve de sonuna geldiklerini anlayanları anlatan bir yazıdır...
Uzun zamandır ülkemizde gerek ekonomik anlamda gerekse dış ilişkiler anlamında hep pembe tablolar sunuldu. Ekonomi çok iyi gidiyor, enflasyon düşüyor, GSMH yükseliyor gibi her gün açıklama yapıldı, biz de dinledik...
Dolar uzun zamandır aynı seviyelerde tutunuyor, son günler hariç. Bunu bilen yabancı yatırımcılar da yurtdışından düşük faizli kredi kullanarak, Türkiye'de bu parayı YTL'ye çevirdikten sonra hazine bonosuna yatırıyorlar. 1 sene sonra % 16 - 18 arasında YTL bazında bir getiri sağlıyorlar. E tabi dolar da aynı seviyede olduğu için parayı yeniden dolara çevirip, yurtdışından kullandıkları kredi borcunu ödedikten sonra net olarak minimum % 16 seviyelerinde bir kar elde ediyorlar. Ne güzel para... Çalışmadan, alınteri dökmeden, etliye sütlüye karışmadan, elini taşın altına koymadan..
Bu yıllardır bu şekilde devam ediyor. Yurtdışından düşük faizli döviz kredisi kullanıp, Türkiye'de değerlendirenler kazanıyor. Bizimkilerde Türkiye'de bilmem kaç milyar dolar yabancı para var diye övünüyorlar. Tabi genel olarak duygusal ! bir millet olduğumuz için belki de kara kaşımıza kara gözümüze geldiklerini düşünenler bile oluyordur kim bilir ?!!!
Peki o zaman bu yabancı yatırımcıların kazandıkları % 20 faizi kim ödüyor? Tabiki sizin benim gibi insanların cebinden çıkıyor ve ileride de bu şekilde devam ederse çıkacakta...
Diğer konu da özelleştirme... Sırasıyla tüm özelleştirmeler yapılarak yurda yabancı yatırımcı çektiklerini söyleyenler oluyor. E pes doğrusu... Sanki yabancı yatırımcı gelip sıfırdan fabrika yada işletme mi kuruyor sanki ? Olan bir işletmeyi satın alıyor.
Bir de halen kullanmakta olduğumuz İMF kredileri var. Şimdi şöyle düşünelim. Sizin normalde bütçeniz yeni bir araba almaya yetmiyor. Ancak siz karşılığı olmadan gidip de borç parayla araba alıyorsunuz. Sonra da etrafınızdakilere " Benim arabam şu marka özellikleri de şu " diye hava atıyorsunuz. Ne kadar mantıklı sizce???
Günümüzde de aynen bu şekilde hava atanlar var. Zaten borçlu olan ülkemizin kaynaklarını etkin kullanmak yerine daha fazla borç para alınarak "Bizim yeterince paramız var biz istediğimzi yaparız " şeklinde hareket edenler var.
Bütün bunların yanında da koalisyon hükümeti zamanında yapılan ve çok sert olarak uygulanan " Kemer sıkma politikaları " sayesinde bu zamana kadar kısılmış olan tüm musluklar sonuna kadar açıldı yeterince kaynak birikti diye. Başta söylemiştim ya "Hazıra dağ dayanmaz " diye. Aynı zamanda da "Taşıma suyla değirmen de dönmez " demiş atalarımız.
İşte bugünler hazırdan kurulmuş dağın bittiği ve aynı zamanda taşıma suyun bittiği günlerdir. Tabi bunu bazıları da çok iyi biliyor ve farkındalar. Bir de düşündükleri başka şeyler de var.
Onlar da durdu düşündü napalım diye? Baktılar ki kriz yakın. İster istemez olacak bir şekilde. O zaman ilk olarak gündem değiştirdiler " Türban " ile. Gündem gerçekten de değişti ve " Türban " odak noktası haline geldi. Ellerindeki ilk kozu kullanmaya çalıştılar. Ancak karşı tarafta bu kozu gördü ve bende sana destek veriyorum diyerek toplumda bu alanda rakipsiz görülen ve pastanın tamamına göz dikenlerden parça koparmayı başardılar bence...
Daha sonra da "Türban" ı resmi dairelere de takılabilecek duruma getirmeye çalıştılar ve bence bunun sonunda da bugünkü kapatma davasıyla karşılacaklarını adlarını nasıl biliyorlarsa o kadar iyi biliyorlardı. Tabi ki kim faaliyetlerinin durdurulmasını, elleri kolları bağlı oturmayı ister ki ? Ellerinden gelen çabayı göstermek durumundalar. Tüm oyun istedikleri ve planladıkları gibi gidiyordu. Dolar 1, 31 YTL, Euro ise 2 YTL sınırına kadar dayandı. Zaten ekonomistler tarafından 2008 yılı içinde ya da en geç 2009 yılında beklenen kriz senaryoları gittikçe yakınlaşmaya başladı. Taşlar yerinden oynamaya başladı. Zaten istenen de bu.
Nasıl ki büyük deprem olmadan önce öncü deprem oluyorsa ve bu öncü deprem büyük depremi tetikliyorsa, günümüzde de yapılmak istenen budur. Zaten büyük bir kriz yaşanacak. Ancak bu krizin mevcut yöneticileri yutacağı kesin.Gerek kendi tabanından gerekse istikrar bozulmasın diye onlara destek veren kesimden tam anlamıyla veto yiyecekler. Onlar da düşündüler. Yolun sonuna geldiklerini de biliyorlar. Büyük krizi tetikleyecek olan ve aynı zamanda tabanlarından da destek görecek yapay bir kriz yaratma çabası içine girdiler. " Tavşana kaç, tazıya tut " misali... " Türban " ve diğer değer yargılarını öne sürerek belirli değişiklikler yapmanın sonucunun kapatma riskiyle sonuçlanacağını biliyorlar çünkü. Buna ekonomik olarak direk tepki vereceği için büyük krizin de tetikleyicisi olacak, ve büyük kriz olduğunda ise de " Bizi savunduğumuz fikirler yüzünden kapatmaya çalıştılar, bunun yüzünden de piyasa tepki gösterdi ve kriz oldu " diyecekler ve tereyağından kıl çeker gibi bu işten sıyrılacaklar... Daha önce dedim ya " Tavşana kaç, tazıya tut politikası " işte.. Hem tabanının gönlünü hoş tutup mesaj verecek, hem de bu krizin sorumluluğundan kurtulacaklar.
Sonra kapatılsa nolur ki?? biri gider diğeri gelir... Başka isimle yeniden kurulur. Olmadı yasak mı gelir diyosunuz? Peki arka plandan yönetilen " kukla " yöneticileri de görmedik mi sanki ...?