​ Kapitalizmi Kendi İçsel Çelişkileri Yok Edecek mi? / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '08

 
Kategori
Ekonomi - Finans
 

Kapitalizmi Kendi İçsel Çelişkileri Yok Edecek mi?

Kapitalizmi Kendi İçsel Çelişkileri Yok Edecek mi?
 

Bugün dünyada hüküm süren sitemin adı: KAPİTALİZM .Ama öyle bir kapitalizm ki kapital'in reel getirisi % "0" yaklaşmış ve hatta "0". Kapitalin para- gelir ve artı değer yaratamadığı bir sisteme kapitalizm diyoruz. Makinadan çıkarılmış ölümcül hastalar gibi, oksijen maskesi de nefes aldıramıyor ama hala umudumuz var. Demek ki sistem değişmek istiyor. Yenisinin ne olacağını bulana, eskisi bedava.

Aslında kapitalizm sempatik ama çok vahşi/ acımasız yüzüyle hep tartışılagelmiştir. Ama ekonomi politiği ve felsefesi insan ihtiras ve doğasına uygun olduğundan ayakta kalmayı başarmıştır.

Kapital' in para kazanmakta çok zorlandığı şartlarda, finans kuruluşların 2. ve 3. dünya ülkelerine riskler çok yüksek olmasına rağmen direk olarak girmek istemesinin nedeni de budur. Çünkü gerçek kapitalizmin olduğu yerde para artı değer yaratamaz hale gelmiştir. Şimdi daha yarı kapitalist yarı feodal toplumların da bu sisteme dahil olması için biraz yüksek faiz ve risklerle kapitalistleştirilmesi lazımdır. Ancak bu durum ticari gidişatı gelişen ekonomiler lehine çevirecektir. Ve gelişmişler ithalat- ihracat dengesini kuramayacaklardır.

Sözkonusu ülkelere giden yüksek faizli ama göreceli olarak çok düşük olan sermaye bu ülkelerin de üretimini artıracaktır. Bu artan üretimle bu ülkeler yüksek büyüme elde edeceklerdir. Bu durum bugünkü ileri ülkelerin de üretim formatını değiştirme zorunluluğu getirecektir. Zaten yeterince birikmiş sermayesi olan bu ülkeler bir süre daha para satarak geçineceklerdir. Çünkü üreterek rekabet edemez hale gelecekler. Ancak cari açıklarını kurtarmak için faiz indirmeleri de gerekmektedir. Hem para satacaklar, hem de faizleri sürekli indirecekler bu durum gelişen ekonomilere daha da çok yarayacaktır.

Kapitale yatırım lazımdır. Sattıkları kapital azgelişmiş ülkeleri de bu yarışa sokacaktır. Ve bu durum gelişmiş ülke yatırımcılarını zorlayacaktır. Nitekim bu sözettiğimizin bir kısmı olmuştur. Bu daha da büyüyecektir.

AB ve ABD ve JAPONYA'da firmalar iflas etmeye devam edecektir. Örneğin Türk yatırımcısı çok yüksek faizle bile üretim yapabilirken , bu düşük faizlerle uluslararası piyasada dans edecektir. Karların zaten limitlerde olduğu gelişmiş ülke yatırımcılarının sonu böylece gelmiştir.Asıl sorunu üretttiklerini satmak olan bu yatırımcılar üretimlerini çok büyük oranda azaltacaktır. Üreten ve kazanan ikincil piyasalar gelişmiş piyasalara da hakim olacak ve bu aşamadan sonra uluslararası ilişkileri Irak'takinden daha kargaşalı bir gelecek beklemektedir.O konu farklı bir müneccimlik gerektirmektedir.

Yatırıma kar Lazımdır. Zaten çok limitlerde kar eden yatırımcı Malına müşteri müşteri bulamazken ( ki müşteri vardır ama yeterli değildir) kapasite düşürecek ve üretim bantlarını kapatacaktır. Aşırı üretimden dolayı karı boşver kredilerini ödemekte zorlanana yatırımcı işçi çıkarmalalarına başlayacak- ki çoktan başlamıştır- bu da krizi kartopu gibi büyütecektir. Çünkü işsizler ordusu tüketemeyen bir ekstra grup daha yaratacaktır. Tüketim çıkmazı karşımızda dağ gibi büyümektedir.

Tüketiciye likidite lazımdır. Tüketmek, tüketicin sonuç olarak gelirlerini tüketmesi demektir. Gelirinin seviyesi yaşam limitlerine zorlanmış çoğunluk nüfusun, bu üretilenleri tüketmesi imkansız hale gelmiştir. Zaten gelirlerinin % 80' i zaten peşinen harcanmıştır ve ipotek altındadır. Çıkmazda olan kapitalizm tüketiciye de kredi sağlayarak kendi sınırlarını zorlamış ve yaşamını bir nebze uzatmıştır.

Oluşan piyasa dengesinde para ne eksiktir ne de fazladır. Bu para demek ki mal şeklinde veya para olarak bir yerlerde saklıdır. Para ya belli sermaye sahibinin elinde birikmiş kalmıştır. Ve bu da likiditeye dönüştürülememektedir. Ya kredi verilecek teminat kalmamıştır ya da likidite stoklara sıkışmıştır. Gelirinin üstünde para alamayacak tüketiciye nasıl likit para verebilirsin ki tüketsin. Devletin aslında bir kağıt maliyeti olan kağıdı basıp halka dağıtması belki piyasaları raharlatabilir. Yoksulu göreceli zenginleştirerek kapitalizm kendini geçici olarak kurtarabilir. Tabi bu bir fantazi.

Krizden sonra ortaya çıkan ücretli emeğin arzını da gözöne alırsak ücretlerin daha da düşmesi gerekirken ne yapılabilir ki? Bütün bunlar geçici olarak çözümlenebilir. Ama büyük yıkımlar yaşanacaktır. Belki de
KAPİTALİZM kendi içsel çözümsüzlüğüyle yüzleşmiştir.

1861 yılında Karl Marx' ın Ücretli Emek ve Sermaye eserine önsözünde F.Engels' in aynen sözleri şöyledir. " Ama gitgide artan bir hızla birbirinin yerini alan bu buluşlar, insanoğlunun hergün görülmemiş bir şekilde artan üretkenliği, nihayet, bugünkü kapitalist ekonomiyi ortadan kaldıracak bir çelişkiye yol açar. Bir yanda ölçüye gelmez büyüklükte zenginlikler ve alıcının başa çıkamayacağı ürün bolluğu; öte yanda ise toplumun proleterleşmiş, ücretli işçiler haline gelmiş ve işte bu yüzden de bu ürün bolluğunu kendilerine maledemez hale sokulmuş geniş yığınları. Toplumun son derece zengin küçük bir sınıfı ile mülkten yoksun büyük bir ücretliler sınıfına bölünmesi toplumun kendi üretttiği fazlalılığın altında ezilip boğulması sonucunu verir. " Tabi ki bugünkü küresel krizin nedenlerini sıralamasını beklemeyemeyiz düşünürün, ancak kapitalizmin bu kadar erken zamanlarında bu tahlilin yapılması ve çelişkinin görülmesi ilginçtir.

Görünen odur ki binlerce yıl süren ilk çağ, 1000 yıl kadar feodalizm ve 200 yıl kadar ömürlü kapitalizm tarihsel sürecinin tamamlamış gibi duruyor. Bundan sonra krizler daha sık aralıklarla olacağı kesindir.

 
Toplam blog
: 105
: 3914
Kayıt tarihi
: 05.11.08
 
 

İ. Ü. İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler 1989 mezunuyum. 1993'ten beri uluslararası fındık ..