- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kara bahtım kör talihim kara lastiğim

Bazıları gerçekten şanslı doğar ne dersiniz?Sıcaccık bir hastane odasında doktorlar eşliğinde hayata gözlerini açma hikayesiyle başlar onların şansları, sonrasında da tüm hızıyla devam eder şans silsileleri.Daha ilk okulda özel hocaları vardır kokulu silgileri, özenle kaplanmış ciltli defterleri, renkli kalemleri vardır onların.Okulları sıcacıktır, kışın sıcak tutan botları vardır, her sene okul kıyafetleri yenilenir.Beslenme çantaları ismine de uygun olarak zengin bir menüyle besler, mataraları da en sevdikleri çizgi film kahramanlarının resimleriyle bezelidir.Ve ebeveynleri bir gecede milyonları harcayabilirler.
Ya diğerleri;değil ki hastane sağlık ocağı bile yoktur köylerinde, küçücük bedenlerini aşan kar yığınlarının içinde kilometrelerce, bahtlarının rengini taşıyan kara lastikleriyle okula varmak için giderler.Okulları buz gibidir, sobadan başka bir ısınma şeklinden bile haberdar olmayarak sobanın başına üşüşürler.Silgileri kokusuzdur ama elleri soba yansın diye tezek taşırken tezek kokusuna bezenmiştir.Kimbilir kaç kardeşleri daha vardır ve onların ikinci bi şansları yoktur okumak için bunca şanssızlığın içinde.
Dün akşam izlediğim bi haber öylesine canımı acıttı ki...Doğu illerimizden birinde ki bi köyden bahsediyorlardı ve onlar doğuştan şanssızlardı.Ayağına ayakkabı istemeden sekiz yıllık eğitim için sıcak bi okul istiyorlardı.Babalarının fakirlikleri onların göbek adları olmuştu ki, bu yaşta onlardan anlamayacak olan çocukların iki laflarının bi tanesi fakirlik olmuştu.
Ve yarım yamalak bi cümleyle her şeyi özetlediler.''Bizim babalarımız fakir bize ayakkabı alamıyor bize devletlerimiz alsın''
Sevgili devlet büyüklerimiz İstanbul'da ki okullara spor salonu projeleri gerçekleştirirken, saatlerce durmaksızın yürüyen sabiler var ve onlar hayat şartlarını küçücük kafalarına yerleştirmiş sizlerden aman beklemekteler.
Ya diğerleri;değil ki hastane sağlık ocağı bile yoktur köylerinde, küçücük bedenlerini aşan kar yığınlarının içinde kilometrelerce, bahtlarının rengini taşıyan kara lastikleriyle okula varmak için giderler.Okulları buz gibidir, sobadan başka bir ısınma şeklinden bile haberdar olmayarak sobanın başına üşüşürler.Silgileri kokusuzdur ama elleri soba yansın diye tezek taşırken tezek kokusuna bezenmiştir.Kimbilir kaç kardeşleri daha vardır ve onların ikinci bi şansları yoktur okumak için bunca şanssızlığın içinde.
Dün akşam izlediğim bi haber öylesine canımı acıttı ki...Doğu illerimizden birinde ki bi köyden bahsediyorlardı ve onlar doğuştan şanssızlardı.Ayağına ayakkabı istemeden sekiz yıllık eğitim için sıcak bi okul istiyorlardı.Babalarının fakirlikleri onların göbek adları olmuştu ki, bu yaşta onlardan anlamayacak olan çocukların iki laflarının bi tanesi fakirlik olmuştu.
Ve yarım yamalak bi cümleyle her şeyi özetlediler.''Bizim babalarımız fakir bize ayakkabı alamıyor bize devletlerimiz alsın''
Sevgili devlet büyüklerimiz İstanbul'da ki okullara spor salonu projeleri gerçekleştirirken, saatlerce durmaksızın yürüyen sabiler var ve onlar hayat şartlarını küçücük kafalarına yerleştirmiş sizlerden aman beklemekteler.