​ Kara çarşafın altında pırıl pırıl beyinler / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '08

 
Kategori
Siyaset
 

Kara çarşafın altında pırıl pırıl beyinler

Kara çarşafın altında pırıl pırıl beyinler
 

"çarşaf altında pırıl pırıl beyinler "


Baykal, yeni ilçe olan Sultangazi'de kendi partisi açısından bir yenilik yaptı. Bu ilçenin "Hamza Yerlikaya Spor Salonu"nda partisine katılanlara CHP rozetini taktı. Katılanlar arasında kara çarşaflı bayanlar da vardı. Baykal, kendisine yönelecek eleştirilerin önünü biraz olsun kesmek için bu bayan vatandaşlarımız hakkında şu sıfatı kullandı: Çarşafın altında pırıl pırıl beyinler.

Deniz Baykal'ı CHP'nın başına bela olmuş biri olarak görüyordum. "Ne bir açılım ne bir yenilik" diyordum kendi kendime ve sözlerime ekliyordum: Onun yüzünden sol kesim iktidar olmuyor.

Baykal bu son bir ay içinde kendisinden beklemediğim iyi bir çıkış yaptı. Başbakan'ın "Ya sev ya terket" anlamına gelen Kürtleri dışlayıcı sözlerine karşı geldi. Başbakan'a yüreğinden kopan bir sertlikle "Sen git! Sen." dedi.

Burda şiddete bulaşmamış insanlarımızdan olumlu puan aldı. Bu, bir.

İkincisi; eline pompalı tüfenk alarak dağ kanunu uygulamak isteyen kendini bilmezlere ve kendini bilmezlerin savuncularına karşı geldi.

Üçüncüsü; çarşaflı vatandaşlarımıza sırt çevirmeden, burun kıvırmadan onları sözleriyle onurlandırarak partiye dahil etmesidir.Bu tavrını bir açılım bir yenilik olarak görüyorum. Her Yenilik ise birden bire benimsenmez, yeniliklere karşı çıkanlar, yenillikleri eleştirenler olabilir. Ve oldu da. Bunların eleştirileri, bunların karşı duruşları bana göre çağdışıdır ve de Türkiye gerçeğine aykırıdır. Çarşaflı kadınları değil de, Baykal'ı ezilen sınıf ve katmanlardan kopuk, demokratikleşmeye kapalı, Kürt sorununa karşı duyarsız biridir diye eleştirseydiler elbete hak verirdim onlara. Fakat bakıyorum mesele çarşafta odaklaşmış. Tartışmalar çarşaf üzerinde.

Çocukluğumda, Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan analarımızın, teyzelerimizin, bacılarımızın çoğu kara çarşaf giyimliydi. Çarşafı, dini simge olarak değil, tesettür olarak giyiyorlardı. Gelenek olduğu için giyenler de vardı.

Hem, kapanmaları kötü bir şey değil ki.. Çarşaf sağın bir simgesi değildir. Çarşaf, gericiliğin bir simgesi değildir. Çarşaf, dinin bir simgesi değildir. Parti üyesi olmadıkları halde DSP'ye, CHP'ye, DTP'ye ve benzer diğer partilere oy veren çarşaflı kadınlar tanırım. Bunlar hepsi gerici mi?

Şunun için söylüyorum. "Çok yazık" diyerek çarşaflıları küçümseyenler var. İşte internet sitelerinden okuyoruz. Kimisi, "Tutucu, karanlık kafa" diyor, kimisi "Kara çarşaf, yalnız kadının ruhuna değil, insanın doğasına da aykırı gibime geliyor. Kadının bütün güzelliğini kara delik gibi emen bu giysileri hiç bir kadının normal koşularda gönüllü olarak benimseyeceğini sanmıyorum " diyenler de var.

Bunlar, Kurtuluş Savaşı'nda kara çarşaflıların savaş alanına nasıl mermi taşıdıklarını ve geride kalan çocuklara yaşlılara nasıl kol kanad olduklarını bilmiyorlar. İran'da, 1979 yıllarında binlerce kara çarşaflı kadınlar sokaklara, alanlara inerek ve yumruklarını sıkarak "Kahrolsun şah ! " , "Şah devrilmeli" diye haykırdıklarını görünce, "Bu ülkede değişim, devrim olur." dedim etrafımdaki insanlara. Ve gerçekten de şah kaçtı, İran devrimi gerçekleşti.. Sözlerim, kesinlikle İran yobazlığıyla gericiliğiyle ilgili değildir. Demek istediğim şu : Kara çarşaflı kadınlar , deyip geçmeyelim. CHP değişimine katkı sunabilirler ; diğer insanlarımızla birlikte CHP'yi iktidara taşıyabilirler.

ŞEMSETTİN MURAT

 
Toplam blog
: 155
: 1552
Kayıt tarihi
: 20.09.08
 
 

Diyarbakır doğumluyum. Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü mezunuyum. Hazro TÖB-DER Şubesi başkanlığını y..