- Kategori
- Haber
Karadenizde bir : " aşk şehri "

Bartın Ortaokulu. Yıkılmadan önceki hali... Şairin bahsettiği okul.
Turizm denilince, ilk aklıma Şirince geliyor. Adamlar bir hafta içinde nasıl da Şirince’yi bütün dünyaya bir anda duyurup tanıtıverdiler değil mi? Neymiş efendim, her yerde kıyamet koparken, Şirince dirlik düzenlik içinde kalacakmış. Laf ola, beri gele!
Yine demiştik ki bir yazımızda “ Keşke bu piyango Bartın’a da vursa,” bir gecede tanıtıverseydik dünyaya.” böyle şeyler hep Şirince muhtarının başı altından çıktı. “Adamı kıskandık yahu” demiştik. Ve eklemiştik: “ Bizim başımız kel mi?”
Bu hengamede de Silifke Belediye Başkanı, tarihi bir beldesini tanıtmak, için müracaat etmişti: “ Bizi de bu felaket senaryosuna dahil edin”. Tarihi beldemizi tanıtılmağa vesile olsun” diye. Görüyor musunuz. Hazıra konmak için sıraya girenler de varmış, bunu öğrenmiş olduyduk. Ört ki, ölem !
Bartın…Asma Köprüsü… Yanı başındaki Ortaokul. Çakırbeylerin elma bahçesi…”Derede bir kayık / Küreklerde sen / Dümende ben / Hava berrak / Hava ılık / Ve sularda sarmaşan gölgemiz.. Koca şair Rıza Polat Akkoyunlu böyle demiş o yarım kalan aşkının ardından.
Romeo Jüliet’ler nasıl demiş?
Ah, Romeo, Romeo! Neden Romeo’sun sen?/ İnkar et adını, babanı yadsı! / Yapamazsan yemin et sevdiğine, / Vazgeçeyim Capulet olmaktan ben. / Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile / Kokmaz mı aynı güzellikte? / Romeo’nun da adı Romeo olmasaydı, / Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı. / Romeo, bırak, at bu adı! Senin parçan olmayan / Bu ada karşılık, al bütün varlığımı.
Ah, Romeo, Romeo! Neden Romeo’sun sen?/ İnkar et adını, babanı yadsı! / Yapamazsan yemin et sevdiğine, / Vazgeçeyim Capulet olmaktan benAdın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile/ Kokmaz mı aynı güzellikte?/Romeo’nun da adı Romeo olmasaydı, Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı. / Romeo, bırak, at bu adı! Senin parçan olmayan/ Bu ada karşılık, al bütün varlığımı.”
Şimdi. Bizim yerli nokta noktam şiirinden yola çıkarak bir drama yaratılsa, mekan hazır. Hayatta olan koca Şairin oğlu hayatta. Hatıralarını arkadaşına emanet ettiği vekili de Bartında yaşıyor. Un var, ateş var. Helvayı yapmanın zamanı.
Eski Valimiz İsa Küçük, bir belgesel yapmak istiyordu. Şairin oğlu ile de tanıştırmıştım kendilerini. İsa Beyden dün bir “E-Mail” aldım. Bu konuda şöyle diyor:
'Nokta Noktam' bizim Bartın için neden olmasın, sinema ve sanat çevresinde kamuoyu oluşturmak gerek. Özellikle kahramanlarından birisi hayatta iken, onun konuşması ve hatıralarını anlatması ile başlayacak bir senaryo, Şair, Akkoyunlu'nun oğlu Sayın Ünata, yaşıyorsa eşi ve diğer tanıklardan derlenecek bilgi ve belgelerden hareketle yazılmış bir senaryo ve Bartın, Ortaokul, ırmak, anılar....
Belki bir gün 'Nokta Noktam' filmi çekilir de Bartın'ın tanıtımına önemli katkısı olur öğretmen, yazar Rıza Polat Akkoyunlu'nun. Ünata Akkoyunlu'nun bu yöndeki çalışmaları henüztamamlanmamışken, bir sinema filmi için neler yapılabilir, üzerinde düşünmeliyiz”
Bu konu, proje halinde Valilikte bulunuyordu. N’oldu? Duruyor mu? Bilemiyoruz. Bartın için, kuvvetli bir çıkış lazım. Yerli turizme ve yabancıya dönük olarak. Bu acıklı nokta noktam hikayesi kısa metrajlı belgesel olabilir.
İtalyanlar ne yaptı? Olayın geçtiği Verona’da, sarmaşıklı balkon inşa etti. “Romeo ve Jüliet, burada konuşurlardı” diyerek. Konuyu elle tutulur hale getirdi. Eee, bizim de şükür, arada sırada kurusa bile, ırmağımız duruyor. Köprü de duruyor şükür. Daha ne?! Dahası, Verona'da olur da, Bartın'da neden olmasın "aşk şehri?"
Verona, Aşk şehri ilan edilmiştir bu gün. Romeo ve Jüliet’in operaları halen sahnelerdedir. Festivallerin baş yapıtıdır. Oyunun muhtelif versiyonları sinemalarda ve sahnelerdedir. Acıklı drama, dillerden düşmemektedir. Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnunlar da böyle doğmadı mı? Bu günlere dek nasıl gelindi? He bir siz başlatın hele. Ve de çark bir kere dönsün eccük.
“Nokta Noktam” şiiri, bu gün halen daha matinelerde, en yüksek puanı almaktadır. Zamanın Bartınlı genç kızlarının sandıklarının dibinde bu şiir halen durmaktadır. Sandıkla beraber ihtiyarlayan kadınlarımız, bu şiirin güzelliği ile hala daha sarhoşturlar, ayılmamışlardır.
Kendisiyle telefonda konuştuğumuz Şairin oğlu Ünata: “ Bartın’da babamın izini sürdüm. Çok hayret ettim. Genci yaşlısı hepsi bu şiirden haberdar.” Diyor ve ekliyor. “Her türlü yardıma hazırım” diye de ekliyor. E, daha n’apsın?!
Un var, yağ var, şeker var, ateş var. Planı var, dosyası var. Daha niye beklenir ki?
Değil mi Sayın Vali?
Öyle

N O T: YUKARIDAKİ YAZIYI, YENİ EKLEDİM. ZİRA, MİLLİYET'TEKİ BU YAZIMA FACEBOOK'TA, YUKARIDAKİ GİBİ YORUM YAPMIŞ. MEMLEKETİNİ SEVEN "DİLEK GENÇ SOMAKLI'YA TEŞEKKÜR EDERİM. NE DE GÜZEL İFADE ETMİŞ. "KELEBEĞİN RÜYASI" FİLMİYLE EŞ DEĞERDE GÖRÜYOR KISA METRAJLI FİLMİ. OKUYUCUM DA DİYOR BİR BELGESEL YAPILSIN DİYEREK, ESKİ VE YENİ VALİLERİMİZE SESLENİYOR. ÇOK MESUT VE İLGİNÇ BİR TESADÜF Kİ, ESKİ VALİMİZ İSA KÜÇÜK, BANA YAZDIĞI SON E-MALİNDE SORUYORDU: " KELEBEĞİN RÜYASINI" GÖRDÜNÜZ MÜ DİYE.








