Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '12

     
    Kategori
    Gündelik Yaşam
    Okunma Sayısı
    201
     

    Karagözlü Ceylan

    Karagözlü Ceylan
     

    Şanlıurfa - 2012


    Şanlıurfa otogar tuvaletinde tanıstım Ceylan ile. O ellerini yıkarken yanında frapan genç bir kadın makyajını tazeliyordu. Ufak tefek bir kızdı Ceylan. Düşük omuzları, hafifçe kambur bir sırtı vardı. Ellerimi yıkamak için yanlarına gittiğimde Ceylan ıslattığı eli ile mor başörtüsünden görünen bir tutam saçına şekil vermeye çalışıyordu. Saçını kulağının arkasına alıyor, ıslatıyor, kıvırıyor, sonra başörtüsünü çekip çıkarıyor, tekrar takıyordu. Aynada Ceylan'a baktığımda yandaki kadına biraz imrenerek biraz da acıklı gözlerle baktığını fark ettim. “Özendi herhalde kadına” dedim. Nitekim az sonra azından dökülen sözler buna emin olmamı sağlamıştı. Ceylan kadına dönerek acıklı bir ses tonuyla “ne kadar da güzelsiniz” demişti. Sesindeki hüzün o an içimi parçalamıştı. Kadın teşekkür ettikten sonra Ceylan devam etti “Ben 17 yaşındayım ama herkes çok yaşlı göründüğümü söylüyor” dedi ve az önceki sözlerini yineledi “halbuki siz ne kadar da güzelsiniz”. Kadın Ceylan'ı teselli edebilecek yada sesindeki hüznü yok edebilecek bir  söz söylemeksizin teşekkür etti ve gitti. Ceylan’ın sesinde ki o üzüntüyü farketmemiş miydi, yoksa kendi güzelliğinden sağır mı olmuştu bilemedim ama Ceylan mahcup bir halde baka kaldı kadının ardından. Aynaya döndü, biraz utanmış, biraz üzgün saçı ile oynamaya devam etti. Dayanamadım konuşmaya başladım. “Sen de güzelsin, neden yaşlı olduğunu düşünüyorsun ki, kim ne derse desin, üzülme sen” dedim. “Öyle deme abla yaşlandım ben” diye cevap verdi. Gerçekten de yaşlanmıştı Ceylan. Esmer teni iyice kararmış, matlaşmış, sanki günlerce ağlamış da gözyaşları tenini yakmış gibiydi. Yanakları içeri çökmüş, gözlerinin altı morarmış, o kocaman, kapkara, güzel gözleri yok olmuştu. Ancak dikkatlice bakarsanız anlaşılıyordu gözlerinin güzelliği. Omuzları çökmüş, kamburu çıkmıştı. Sanki tüm Dünya'nın yükü altında eziliyormuş gibiydi Ceylan. “Ne oldu da kendini bu kadar yaşlı hissediyorsun” dedim. Anlatmaya başladı başından geçenleri.

    Ceylan’ı bir ay önce yaşıtı bir genç ile evlendirmişler. Zorla ve tabi ki resmi nikahsız. Kocasının ailesi istemiş, Ceylan’ın ailesi de kabul etmiş. Ancak gençler uyuşamamış. Kavga, dayak, eziyet… Bir yandan kocası, bir yandan da kayınvalidesi tüm hırslarını çıkarmışlar Ceylan'dan. Bir ay olmuş olmamış kocası Ceylan’ı geri yollamış evine. Velhasıl Ceylan’ın ailesi de kızlarını geri kabul etmek istememiş. “Bizi utandırdın” demişler, namus meselesi yapmışlar. Haliyle Ceylan kendini sokakta bulmuş. Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem bilememiş. Babasının ahbabı olan bir adamdan yardım istemiş. Adam "Sen merak etme ben babanla konuşurum, derdine derman olurum" demiş ama daha büyük bir yara açmış Ceylan'ın yüreğinde. Hiç utanmadan, hiç acımadan minibüsünde Ceylan'a iki kere tecavüz etmiş. “Eğer hamile kalırsan çocuk kocamdan diyeceksin. Benimle ilgili bir şey söylersen seni öldürürüm” diye de tehdit etmiş. Tabi Ceylan iki göz iki çeşme.

    Sonrasında gene bir başına kalmış Ceylan. Sokaklarda, anasının kucağından uzakta, korku içinde uyumuş geceleri, kuytularda saklanmış hep. En sonunda başka ne yapacağını bilmeden bir polisten yardım istemiş. Polis "Sen korkma, ben seni korurum, sokakta bırakmam" demiş, almış Ceylan'ı evine götürmüş. İki gün eve kapamış. Defalarca tecavüz etmiş, defalarca dövmüş. O da tehdit etmiş tabi “Birilerine anlatırsan seni öldürürüm” diye.

    Ceylan bir hafta içinde evsiz, ailesiz, kimilerine göre namussuz biri olmuş, defalarca tecavüze uğramış, dayak yemiş. Tüm bunların yanında bir de Ceylan’ın ailesi onu öldürmesi için abisine görev vermiş. Maalesef biz garda Ceylan ile olan biteni konuşuyorken abisi kardeş katili olmak için Ceylan'ı arıyordu. Zaten Ceylan’ın garda olmasının sebebi de buydu. Şehirden, ailesinden, abisinden, onu döven kocasından, ona tecavüz eden adamlardan kaçıyordu. Ceylan geçmişinden kaçıyordu, Ceylan geleceğinden kaçıyordu.

    Gözleri dolarak son söz olarak “Abla işte insanlar böyle kötü yola düşüyorlar” dedi bana. Ceylan'ın suratıma tokat atmışçasına söylediği o sözü, o an ki bakışı aklımdan hiç çıkmıyor. Donup kalmıştım, gözlerim dolmuş, boğazımda bir şeyler düğümlenmişti. Ceylan'ın bundan sonra yaşayacaklarını düşünmek, bu güne kadar yaşadıklarını düşünmekten çok daha fazla acı vermişti bana. Bir şeyler demeye çalışıp telkin etmek istedim ama nafile olduğunu biliyordum. Bu ülkede İşsiz, eğitimsiz, ailesiz, dostsuz 17 yaşındaki bir genç kadın, acımasız insanlar tarafından her türlü kötülüğü, her türlü eziyeti görürdü. Ya da kendi abisi tarafından sokak ortasında vurulurdu.

    Otobüs saati gelmişti. Sonradan arayıp nasıl olduğunu sormak için telefonunu sordum. Telefonu yoktu. “Dua et abla benim için” dedi.

    Her gün aklımda Ceylan. Nerede olduğunu bilmiyorum ya da ne yaptığını, başına neler geldiğini. “Belki iyi olmuştur” diyorum. Belki hamile kalmaz, belki iş bulur, belki güzel insanlara denk gelir, belki ailesi anlar hatasını, belki abisi “seviyorum ben kardeşimi, öldüremem” der. Belki, hep belki. Belki de çoktan ölmüştür Ceylan. Kim bilir, belki.

     

     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 201
    Kayıt tarihi
    : 08.10.12
     
     

    . ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster