- Kategori
- Deneme
Karanlık
Hava karardıktan sonra çıkar ortaya bütün negatif enerjiler.
Saklanmışlardır bütün gün, güneşi görmemek için!
Onlar güneşi, ışığı, aydınlığı sevmezler.
Aydınlık, aydınlatır… Her şey görülür.
Onlar bunu istemezler.
Yapacakları zaten karanlıktır. Karanlıkta olmalıdır her şey, sırlarla, gizlerle karışık, karmakarışık bilinmemelidir.
Kimse görmeyecektir.
Görürlerse!
Yangın yeri kırmızı olur griye dönüşmeden önce…
Küller savrulmadan önce…
Onlar havada asılı yaratıkları severler, nedeni kendilerine benzediğindendir. Gece çıkarlar, gündüz sebepsiz yokturlar…
Onların da gözleri yoktur. Yok, kelimesi onlarınkinin gecelerde açılması ile vara dönüşür aslında…
Bunların kırmızı gözleri vardır,
Beje yaklaşmış dişleri…
Yağlı sanacağınız, aslında jöle briyantin karışımı yapış - yapış saçları, siyah gecelerde, siyah gözlüklerle daha bir kararmak için, kendilerinin kararan etrafa baktıları ve göremediklerini kalın perdelerle kimselerin de kendilerini
görmediklerini sanarak rahatlıkla saçmalıklarını devam ettirirler.
Bu cinslerin birçok isimleri vardır.
Kişilere, kurumlara göre değişir.
Tabi arzulara göre de…
Takım giyinirler, takım elbisenin adını kötüye çıkarmak için bir modacının ajanlığını yaparcasına!
Beyaz gömlek yakışmaz, aslında onlarda yakıştırmazlar, içlerindeki siyahlık nasıl çıksın ortaya beyazı giyerlerse!
Oysa takım elbiseli bir genç düşünün.
Bir de yakışıklı olsun. Güzel baksın temiz olsun.
Ses tonu güzel, tırnakları düzgün ayakkabılara boyalı…
İyide Haksızlık değil mi bu?
Peki, kaç çeşit haksızlık var, diye sormazlar mı adama?
Siyah takım elbiseye mi?
İçindeki ipek gibi son moda şık siyah gömleğe mi?
Siyah çoraplar siyah ayakkabılara mı?
Sahtesi de olsa marka gözlüklere mi?
Doldurma parfümlere mi?
Bunların hangisine yazık değil ki.
Böyle bir adla anılmak onlar için iyimi.
İyi…
Onlar; yani bu cinsler, yarasa harici baykuş modelinde de gezdikleri için iyi olmayan her şeyden hoşlanırlar.
Keyif alırlar zaten!
Oysa şıklıktır, takım elbise,
Erkeklere yakışır hele genç ise!
Hele yakışıklı ise;
Tu - tu deriz hafif tükürür modunda, bir de üstüne kırk bin kere maşallah’ ilave ederiz.
Tabiki her şey giyim değildir, beden dili denilenin katkısı büyüktür zaten takım elbiyi şekillendirmeye.
Kara ruhlu ile ak genci görmeseniz de, uzaktan beden dilinden bilirsiniz…
Siyah asil renktir oysa! Kadınlar siyahı tercih ederler giysilerinde, daha bir ince, daha bir zarif olur düşüncesiyle…
Büyük toplantılarda; erkekler takım elbiselerine ekseriyetle siyahtan yana istekli olurlar.
Sonunda ağır gösterir, heybetlidir, seçkindir. Bu iyi tarafı tabi...
Ya diğer tarafı?
İyide burada siyahın suçu nedir?
Siyah karadır, kara karanlıktır, karanlık günahların olduğu zaman dilimidir.
Tersi olamaz mı? Olur.
Karanlık ve siyahlarda, aile bir arada, akşam yemekleri, günün değerlendirilmesi, misafirlikler, tiyatro, sinema, aile büyükleri ile uzun sohbetler, çocukların dersleri, eşlerle muhabbetler…
Daha sayacağımız o kadar çok iyi olanlar varken!
Takım elbise sırtında, Sicilya’dan, buralara esen rüzgârın etkisiyle kaşların her daim biri havada, suratlar asık, özeti karanlık.
Siyahın suçu ne, karanlık ne yapsın!
Onların içleri kararmış. Bir ton beyaz boya bile onları aklayamaz.
Tek çareleri kendileri… Karanlık yüzlerini aydınlatabilirler, ruhlarındaki siyah dumanları üfürüp uzaklara gönderebilirler, takım elbiseleri gündelik giysi yerine diğerlerinin yaptığı gibiözel günlere ayırabilirler, daha spor, daha beyaz giyinip, gülümseyebilirler. Bunları yapabilirler. Belki daha az kazanırlar, hatta bu çok az dahi olabilir ama yastığa başlarını huzurla koyabilirler, en ufak bir tıkırtıda yerlerinden sıçramazlar, kocaman adam olsalar bile annelirene sarılırlar, bazende anam der yanında uzanırlar. Dualar okurlar, çalışırlar, işin iyisi, kötüsü olmaz, namuslusu olur diye düşünler,
Bismillahirrahmanirrahim
Diyerek güne başlarlar…
Tek yapmaları gereken kendilerine inanmaktır. Başkalarına değil.
Tek inanacakları doğruların her zaman kazanacağıdır. Karanlıkların başkalarını üstlerini örtüğü gibi, bir gün kendi üstlerini de örteceğini yok olup gideceklerini bilmeleridir.
İnsanın kendine yaptığını kimse kimseye yapamıyormuş.
Bence doğru…
Doğru, güzeldir…
Mevlana Celaleddin-i Rumi:
· İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü - türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.
Nazan Şara Şatana
https://twitter.com/#!/nazansarasatana
http:// http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100002892442552