- Kategori
- Öykü
Kararsız kadın - 5

Tatil sayesinde, kendi hayatı için yeni bir şeyler yapmak, hayatına yeni yorumlar katmak için kendinde güç buldu.
Eve dönmek hüzün verici gibi gelse de, artık elinde yeni hayat tecrübeleri ve ümidi vardı.
Eve dönüşünün ilk günleri, bıraktığı tablodan çok uzak bir şekilde geçti. Neredeyse kış günü ilkbaharı yaşıyormuş gibi hissetti. Fakat tarihin tekerrürden ibaret olduğunun eskiler tarafından boşuna söylenmediğini öğrenmek çok zaman almadı. Gün gün her şey eski haline dönmeye, aradaki gerginlikler ve konuşmalar huzursuz bir hal almaya başladı.
Yine böyle gergin konuşmaların alıp başını gittiği bir gün, kendini çok yorgun ve ümitsiz hissetti. Aslında içindeki ümitsizliğin esas sebebi, ilişkilerinin bir değişmeyeceğine olan inancıydı.
Eşinin değişmesini bekliyordu. Bir an “illa onun neden değiştirmek istiyorum. Belki de o da benden değişmemi bekliyor” diye düşündü. Birçok kişinin karşıyı değiştirmek için bin bir zahmete girdiğini, değişmediği için suçladığını görmüş ve onlara yanlış yolda oldukları konusunda akıl bile vermişti. Şimdi ise aynı şeyi o istiyordu. Asıl sorun eşinin değişmemesi mi, yoksa eşini olduğu gibi kabul etmemesi mi! Bu çok önemliydi. Aslında ikinci şık daha ön plandaydı biliyordu. Onu bu haliyle kabul edemiyor, bu şekilde yaşayamıyor, nefes alamıyordu. Ama bırakıp da gitmek de istemiyordu. Hala onu sevdiğini hissediyordu. Sevmek demek böyle bir şeydi. Sevmek sebep sonuç, kazanç zarar ilişkisinin ötesindeydi. Sevmek sadece sevmekti. Evet seviyordu. Ama aynı zamanda da beklentileri vardı. O da seviyorsa değişebilirdi. Seven değişirdi. Öyle öğretilmişti. Bunun doğruluğunu sorguladı. Seven değişir miydi? Yoksa seven olduğu gibi kabul mu ederdi? İşte bütün her şey burada düğümleniyordu.
Son seçeneği de düşünmeden edemedi. Sevmek illa değişmeyi veya olduğu gibi kabul etmeyi gerektirmeyebilir miydi? Belki de insanlar sevdikleri halde illa beraber yaşayabilirler anlamına da gelmiyordu. Sevgi her zaman uyumu ve yan yana olmayı sağlamayabilirdi. Aslında sağlamıyordu da.
Belki de sevgi tükenmişti. Bütün sorun buradan ileri geliyordu.
Bunları uzun uzun düşünmek istedi. Yorgun zihninin ve bedeninin bir tarafta, bir köşede unutulmasını hayal etti. Orada sadece düşünmek ve tefekkür etmek istedi.