- Kategori
- Haber
Kardeşlerime ve babama bakarım...

Enkaz milletimizin yabancısı olmadığı bir gerçeklik... Neredeyse hayatımız bir enkazlar tarihidır. Eskiden siyasiler ekonomideki olumsuzluğu kendilerine mal etmemek için başa geçer geçmez "Biz bir enkaz devraldık." derlerdi... Sonra giderken de kendileri daha büyük bir enkaz devrederlerdi... Bugün de değişen birşey yok... Enkaz, hep bir gerçek olarak öylece duruyor...
Davutpaşa'daki enkazı biliyorsunuz...
Annesi de enkazın altında kalan Ebru Bakkal, henüz on dört yaşında ama hayatın acılarla yüklü olduğunu o kadar bellemiş ki, acı karşısındaki sözleri, haykırışı, duruşu acılarla savaşın bilincini de yansıtıyordu. Çocuklarımız biliyorlar acıları... Ne çabuk öğrenmişler?!.. Savaşmasını da öğrenmişler acılarla... Ne büyükler, bizim çocuklarımız!.. Çocuk olmadan büyümüşler... Oyuncaklarla değil, acılarla büyüyorlar...
"Anne, söz veriyorum; kardeşlerime ve babama ben bakacağım."
On dört yaşındaki Ebru Bakkal'ın hayatla savaşının bilinçli haykırışı bu!..
Patlamalar olur, binalar çöker, deprem olur; akıllar başlara alınmaz toplumsal depremlerin biri bitmeden ve küllenmeden acısı; yeni toplumsal depremler olur... Her patlamada, her çöken binada, her depremde enkazlar olur, ölenler, yaralananlar; ağlayanlar, geride kalanlar, öksüzler, kimsesizler çoğalır çoğalır çoğalır...
Bu milletin hayatından acıları çıkarmak çok mu zor?!..
Ebru Bakkal on dört yaşında, Berna Bakkal on üç yaşında, Erdem Bakkal on bir yaşında... Biricik anneleri kara toprakta... Baba hapiste... Ebru Bakkal; hayatı acılarıyla nasıl da bellemiş; öyle bir güvenle sesleniyor ki yitirdiği annesine, annesinin tabutuna sarılıyor ve: "Anne, söz veriyorum; kardeşlerime ve babama ben bakacağım." diyor...
Hiçbir yetkili rahmetli anne Semra Bakkal'ın cenaze törenine katılmıyor... Cenaze Gaziosmanpaşa Dörtyol Camii'nde kaldırılıyor...
Ebru Bakkal: "Biz şimdi öksüz kaldık, kim ilgilenecek bizimle?!.. Siz, şimdi bizimle ilgilendiniz peki sonra?.." diye soruyor cenazede hazır bulunan cemaata...
Ve toplum; tarih bilmezler eliyle, milletini sevmeyen ve milletini birbirine sevdirmeyi beceremeyen; başaramayanların marifetleriyle toplumsal depreme doğru ilerliyor hızla... Ne acı değil mi?..
Dünkü gazeteler uyarı yazılarıyla doluydu... Bugünkü gazeteler de öyle...
Sabahattin Önkibar dünkü yazısını şu cümlelerle bitirmiş: "Türkiye kıldan ince, kılıçtan keskin bir süreçten geçiyor, haberiniz olsun."(Yeniçağ 02.02.2008 Cumartesi)
Davutpaşa'daki felaketten sonra ağır yaralı vaziyette hastaneye kaldırılan Sedat Çelik ve Satılmış Haylamaz da Hakk'ın rahmetine erdiler. Yitiğimiz yirmi üç oldu... Allah rahmet eylesin!..
Dünkü Vatan Gazetesi'nin manşetlerinden birinde Ebru Bakkal ve onun sözleri vardı: "Ebru'yu ağlatan paydos... Abi niye gidiyorsunuz, annem enkaz altında!"
On dört yaşındaki Ebru Bakkal, ne büyük dersler verdi hepimize değil mi?...
fot.Vatan 02.02.2008