- Kategori
- İnançlar
Karınca Fil Doğurdu!
Ne saçma bir başlık, değil mi? Hiçbir karınca fil doğurabilir mi? Bu fikri Orta Çağda kiliselerde papazlar iddia etse dahi saçma bir fikir görünebilirdi ama günümüzde normal karşılanabiliyor. Sebebi birçok insan akıllı olduğuna inanılan, yüksek rütbelere sahip olan, ekonomik, siyasi, akademik anlamda cilalanan birçok insan bir insan için uçuyor diyor ve yemin billâh ediyorsa bir garip köylü ne yapsın?
Analitik düşünmek fikri önemli bir meziyettir ve kesinlikle eğitimle elde edilir. Ancak bir millette matematik en nefret edilen ders ise, fizik denince “boy pos”, kimya denince “asitler bazlar, tuzlar, kimyadan ne anlar kızlar!” deniliyorsa bu ülkede bu tip şeyler olabilir.
Deneyselliğe dayanmayan, hayata pozitif katkı sağlamayan bir bilim dalı olabilir mi? Matematik bilimi sadece sayılarla işlem yapmak için değil, hayata dair gereklilikleri ihtiyaçları anlamak ve doğru üretim yapmak, hayatı doğru yaşamak için gerekli değilse ne için geçerlidir? Sayılar fizik, kimya kanunları ile birleştirilip, olabilirliği veya imkânsızlığı anlamak için öğrenilmezse ve benim hayatta ne işim yarayacak mantığı ile sözde diplomalarla, sözde belgeler ne işe yarayacaktır belli oldu. İlkokul mezunu dahi olmayanların peşine önce eğitimliler, sonra cahil halk takıldı ve karınca fil doğurdu. Bu doğumu naklen izleyen Türkiye halkları (Türkü’yle, Kürt’üyle, Laz’ıyla) karıncayı el birliğiyle fil yaptı. Fil Türkiye’nin üstünden geçti. Ekonomik verilere göre darbe girişiminin sadece borsaya maliyeti 78 milyar lira.(1)http://www.haberler.com/darbe-girisiminin-borsaya-maliyeti-78-milyar-lira-8639288-haberi/
Yıllarca karınca sanılan şey, olmuş fil hatta ahtapot sarmış bir virüs gibi tüm bedeni, Cumhurbaşkanlarını, başbakanları hemen herkesi yanıltmışlar. Belki bunlardan da önemlisi masum halkın bir defa daha Allah, namaz, Kur’an gibi ifadelerle kandırılıyor olması. Bir insan yetmiş yıl yaşıyor ortalama yazdıklarına bakıyorsun, düşünüyorsun bu insan nasıl bir insanmış ki günde üç yüz sayfa yazmış, adam bu hızla yazarken, kutsal kitabımız olan Kur’an-ı Kerim 23 yılda inmiş ve adamın biri günde 300 sayfa yazmış.(Kur’an-ı Kerim Hz. Muhammed’e (s.a.v) 610 yılı ramazan ayının Kadir Gecesi indirilmeye başlamıştır. “Muhakkak ki biz onu kadir gecesi indirdik” (Kadir suresi, 1. ayet) Hıra Mağara’sında başlayan vahiyle Alak suresinin ilk beş ayeti indirilmiştir. Tamamı vahiylerden oluşan Kur’an-ı Kerim’in ayet ve sureler halinde parça, parça indirilmesi 23 yıllık bir zamanı kapsar. “Biz Kur’an’ı insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik” (İsra suresi, 106. ayet).23 yıl süren Kuran’ın indirilme sürecinin yaklaşık olarak 12 yılı Mekke dönemi 11 yılı da Medine döneminde gerçekleşmiştir. Mekke döneminde nazil olan ayetler daha çok başta tevhit olmak üzere inanç esasları, ölüm, hayat, cennet, cehennem ve kıyamet gibi konuları ele alır. Medine döneminde ise ibadetler, insanlar arası ilişkiler, toplumsal düzenlemeler ve ahlaki kurallarla ilgili konular ele alınır.) (2) http://nenedir.com.tr/kuran-kac-yilda-indirilmistir/
Yazanlar bilir, yazmak, yazabilmek için çok okumak gerekir, iyi gözlem yapmak gerekir, tek işinin yazmak olması gerekir. Normal şartlarda bloglarda yazan yüzlerce insan görüyorsunuz. Buradaki hiçbir insana bir insanın günde üç yüz sayfa mantık hatası yapmadan yazmasını bekleyemezsiniz. Ama bazen karıncalar fil doğuruyor ve inanın başka karıncalar ve onlar da doğum sancısı çekiyorlar ve onların da doğurduğuna belki çocuklarımız şahit olacak. Matematik, fizik, kimya, akıl, mantık, doğa kanunları insanımıza doğru öğretilmezse bu doğumların benzerlerini görmeye acılarını yaşamaya devam edeceğiz. Ne derler “Şeyh uçmaz, mürit uçurur” doğru müritlerle ne şeyhler kim bilir! Doğru müritlerin ajan olması ne kadar acı!