Karşıyaka'nın halleri / İzmir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '07

 
Kategori
İzmir
 

Karşıyaka'nın halleri

Karşıyaka'nın halleri
 

Seçim...Seçim... Seçim... Akibet başa geldi. En sıcak ay. En çekilmez ayda seçim ha!..Demişlerdi, ''Etmeyin, eylemeyin'' Al işte seçim. Akıbet başa geldi. Ve de bu günlere gelindi. Liderler de birbirini yedi, sen sağ ben selamet... Çareler tükenmiyor.Sayfiyelerden oy verecekler sandığa taşınacakmış. Araya, hakiki Bandırma yolcusu olanlar da karışacak tabi, nerden bilebileceksin

Liderlerden AKP'nin baş sorumlusu zat, televizyona, ''Kapışma'' teklifine, dönüp bakmadı bile . Karşı tarafın dediği gibi korkaklığından mı? Bu yol, Amerikada, Fransada liderlerin yan yana gelerek, beyaz camda tartışmaları, demokrasinin süsüdür. Liderler;caddelere, çıkmaz sokaklara kadar astıkları flamaların süsüne önem verdiği kadar, bu TV.işine de dönüp baksalardı, çok yerinde olurdu. Kararlılar, kararsızlar, ortada olanlar, kat'i bir sonuca varabilirlerdi.Gel de anlat!.


Ama onlar, bu yaz sıcağının ortasında, ''Kışlık'' kömür dağıttılar.''Evet!'' dağıttık diyorlar .Kömürü, seçim önceleri kışın o soğunda dağıtsaydınız ya? Değil mi? Şimdi bunun neresinden tutarsınız?! Şimdi nohut torabaları da piyasaya çıktı.

Bırakın onu, bunu. Olanlar, bizim Karşıyaka'ya oluyor. Bir düzensizlik var. Bir adam sendecilik var. Meseleleri kulak ardı etmek var. Sokaklar, iyi süprülmüyor. Paytonlar koku saçıyor, hala sabit bir yer seçilemedi onlara. Güya Bostanlı İskelesine taşınacaktılar. Her gün bir yeri pisliyorlar. Kokutulmamış kaldırım kenarları kalmadı Karşıyaka'da...

İskele önündeki tuvaletin zavallılığı, İskeleyi bozuyor. Yer altına indirilemez mi deniyor. Yahut, modernize edilemez mı deniyor. Belediyeye geçti geçeli, vapur adamlarının laubaliliklerine nasıl son verilecek? Bu belediyeciler, vapurculuktan, ne zamandır anlıyor oldular? Vapura iskele veren yok. Ne düzü, ne de basamaklısı kullanılmaz oldu. Yolcunun yaşlısı var, sakatı var, çocuğu var. Elinde ağır yükü var. Bunlar vapurdan nasıl çıkacak...Hem sonra vapur kalkış zili, akla gelince çalınıyor. O da ''Zırt'' diyor o kadar!. Belediyeci gemi adamları, kapalı iskelelerde, kapıları vaktinden sonra açıyorlar. Millet, hamama girmiş gibi oluyor.Turnikelerin başında, yardımcı eleman yok. Bunlara bakan birim ne iş yapar ?Hiç şilkayet almıyorlar mı? Hiç yerlerinden kıpırdamazlar mı? Bu şehrin insanına ayıp olmuyor mu? Hı?!..Ört ki, ölem!...

Bir koca şair var Karşıyaka'da, şiirsel bir pano ve büst ile temsil ediliyor. İlkten ışıklıydı. Aylarca karanlıklarda şimdi. Neden? Pano'nun, yeniden yapılarak buraya sabitlenmesi, güzel bir jest. Ama gerisi?..Şaire vefamız bu kadarcık mıydı? Atila İlhan, karanlıkları yırttı satırlarlarıyle. Şimdi biz o'nu, karanlıklara mahkum ediyoruz. Hak mı?Reva mı? Bu mudur duyarlılık? Böylesi eksik olsun!

Öte yandan, dünyaya ''Onur'' dersi veren, Yunan Kralının, serilen Türk Bayrağını çiğnediği şimdiki Çağlayan Apartmanının önündeki Atanın bu onur tablosu, bu mini anıtı , hala ışıksız. Hala muvakkat halinden kurtarılıp, iyileştirilemedi. Güya, daha mükemmel bir konum için, projeler üretilecekti. Direği dikilip, bayrağımız asılacaktı bu panonun yanına. Ses yok. Seda yok!.

O apartmanın yerinde eskiden bir ev vardı.Yunan Bayrağını Ata'nın ayaklarına serdiler bu sefer. ''O ;çiğnedi, siz de çiğneyin'' dediler. Ata'mız: '' Bayrak, bir milletin onurudur. O, hata yapmış. Kaldırın bayrağı'' dedi ve Yunan Bayrağını çiğnemeden, konuk bulunduğu bu eve öylesi girmişti. Buradan, dünyaya bir ''Onur'' dersi verilmişti. Biz, bu muazzam tarihe, böyle mi karşılık verecektik?

Ben size söyliyeyim, nasıl karşılık verildiğini. Valilik, bu anıt için Belediyeyi uyaran bir yazı göndermişti ya. Cevabı da valiliğe, eminim ki şöyle gitmiştir: Şayet böyle olmamışsa o siyasinin dediği gibi ben, Başbakanlığı, pardon blog yazarlığını bırakıyorum. İşte bu kadar!. Belediyenin yazısı herhalde şöyle yazılmıştır: ''....... tarihli yazınıza cevaptır. K.Yakada Çağlayan Apartmanı önünde bulunan ve yıprandığı, yukarıda anılan yazınızdan anlaşılan Ata'nın ''Onur Pano''su, yenilenerek yerine konmuştur. Bilgilerinize arz ederim''Yüzde yüz böyle olmuştur . Hani gerisi?Hani ışık?Hani yeni projeler?!Hiç biri yok.

Belediyemizi, tekrar Valiliğe şikayet ediyorum .''Sayın Vali diyorum. Dünyaya onur dersi veren Ata'nın, kıyıda terk edilmiş ışıksız, vizyonsuz bırakılmış anıt panosuna bir el atın. Tam Karşıyaka'ya bakan onurlu Konağınızdan, onurlu boynunuzu uzatın ve bakın. O pano, bahçede kaybolmuş gibidir. Sizden evvelki Valimizin gösterdiği aynı hassasiyeti ortaya koyarak duyarlılığınızla gönülleri fethedin!.. İlgililere ''Hassasiyetin'' ne olduğunu, örnek davranışınızla gösteriniz. '' Daha ne diyeyim Sayın Valim?

..........................


Seçimlerden sonra düzeliriz inşallah. Biz, K.Yakanın diğer simgelerine bakalım şimdi. Tenis Klubü, nihayet el değiştirdi. İdaresi, iki genç hanıma verildi. Yeni düzenlemeler var. Tenisçilere imkanlar sağlanıyor. Piyano konserleri tertipleniyor, yorgunluklar gideriliyor.


Tenis Klubü karşısındaki ''Dante'', yi, Belediye işletiyor. Halka yarayışlı hale getirilerek. Parola bu ama. İşin fiyat politikası kafi değil. Güneyde 5 yıldızlı otellerde, parlak proğramı olan gecelerde bira 5 lira. Burada ise 6 lira. Ve Proğramı yok buranın. Bu fiyatı kim tesbit etti? Nasıl oluştu? Nereden örnek alındı.Y azıldı çizildi, ses yok. Evet, piyasa ekonomisi. Güneye kadar gitmek yok. K.Yaka kafelere bakın. Biralar daha ucuz. Belediye bu Dante ile halka böyle mi hizmet ediyor. Bu tarifeler nasıl tasdiklenebildi. Hani bu işletmenin halka yansıyacak olan nema'sı?

K.Yaka, yine bildiğiniz gibi. Kordonunda oturmuş bir genç kıza soruyoruz: ''Hayrola? Düşüncelisiniz?'' Dalgın dalgın ayılıp cevap veriyor baygın baygın: ''Şu muhteşem Karşıyakanın güzellikleri dalmış gitmişim.Düşünceli değiilim'' diyor.

Beri yandan, karşı apartmanın çocukları kızlı erkekli çimenlere serilmiş, gitarla eğleniyorlar. Diğer yandan İskele karşısındaki ''Yerde Fıstık'' birahanesinde yenen fıstıklar, yerlere atılıyor. Bu işin raconu bu. Bira yanında gelen eşantiyon fıstığı yiyeceksiniz. Kabuklarnı da yere atacaksınız. Kuşlar da gelip, ayak alından, kabukları gagalayacaklar. Sahibi Sermet Bekiroğlu: ''Yörede tekiz.Taklit edenler oldu ama, kapandıla.Turistler ilgi gösteriyorlarr'' diyor. Burası da, şehrin simgelerinden sayılır oldu artık.

Karşıyaka'da asırlık Sakıpağa'lar var..Kuyumcular var..Kuru kahvecisi var.Dahası da var. Bunlar birer simgesi şehrin .Şu seçim hengamesi bir bitsin, ferahlıyacağız.Eli kulağında.Bitiyor.Az kaldı.Aaaaaaz sonra...


RESİMLER :(Objektifimizden)

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..