- Kategori
- Şiir
Kaşıkçı elması

Neredeydi tam hatırlamıyorum
ama iş görüşmesi için bekliyordum
karşımda dergi okuyan sekreter
kıza gözüm kaydığında.
Öylece vakit öldürüyordu. Güzel de sayılmazdı.
Ne iş dedim? Burada olması için bir özelliği olmalı.
Sonra ayaklarına takıldı gözüm.
“Of bu ne be?” dedim içimden.
Ucu açık topuklu ayakkabı giymişti.
İçinde parmaklarını yavaşça hareket ettiriyordu.
Sanki tırnakları üzerinde uğur böcekleri dolaşıyordu.
Daha önce kadın ayağının böyle güzel olabileceğini hiç düşünmemiştim.
Ayaklara ne kadar baktım bilmiyorum.
Sanırım sekreterin dikkatini çekti.
Rahatsız sesi beni kendime getirdi: “Nereye bakıyorsun sen?”
Sekreter kız gözlerini açmış yüzüme bakıyordu.
“Ayaklarıma mı bakıyorsun yoksa?”
“Evet.” Dedim.
Önce bir şey söylemedi. Sonra sessiz, fakat duyabileceğim şekilde:
“Dost başa düşman ayağa...” Dedi.
Yerimden kalktım ve yanına gittim.
“Sadece ayaklarını beğendim.” Dedim.
“Öyle mi?” dedi, sandalyesinde geriye yaslanırken.
Mavi kot pantolon bacaklarına yapışmıştı.
Yeşil gömleğini pantolonun içine sokmuş,
parlak tokalı bir kemer takmıştı.
“Tanrım.” dedim. “Hayal mi görüyorum?”
Giydiği kot içinde iri kayısı belli oluyordu. Devasa bir şey.
“Kaşıkçı elması!” dedim içimden.
“Sapık mısın sen?” diye sordu.
“Hayır, yalnızım.”
“Çok sinsi bir şeye benziyorsun.”
“Bak güzelim. Burada oturmuş hiçbir şey yapmadan para kazanıyorsun.
Şimdi de psikolog mu oldun?”
“Doğru konuş benimle. Yoksa güvenliği çağırırım.”
“Bu binada güvenlik yok.”
“Ukala. Umarım işi alamazsın.”
Söylediği gibi oldu. İşi büyük göğüslü bir kadın aldı.
Uzun zaman geçti. Sekreter kızın yüzünü unuttum
ancak kot pantolonu içindeki iri elmas hala aklımda gelir
özellikle iş görüşmesi için bekliyorsam...