​ Katarakt ameliyatı oldum. Doktoruma teşekkür. / Sağlıklı Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '14

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

Katarakt ameliyatı oldum. Doktoruma teşekkür.

Katarakt ameliyatı oldum. Doktoruma  teşekkür.
 

sorgunpobtası.com


 Hemen hemen bir yıl önce başladı. Bulutlanmalar, zor görmeler, kitap okuyamamalar… Mahalledeki göz  doktorunun  muayenesinde gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. “ Gözdeki katarak ilerlemiş, hemen ameliyat olman gerekir…”

İnsan bazı katı gerçeklere hemen inanmıyor ki… diğer bazı doktorlar, yeni gözlük arama çabaları … Meğer boşuna çabalarmış… Dünyanın güzelliği yavaş yavaş silinmeye başladı gözlerimin önünden. Önce bir buluta geldim çattım, sonra da yavaş yavaş karanlığa doğru…

Bu işin sonunun ne olacağını kendi ailemden biliyorum. Babam o zamanlar , ömrü ahirinde, bu derde düçar idi… Nice göz doktorlarına gitti de ameliyet etmeye cesaret edemediler. “ Hele biraz daha kalınlaşsın… Biraz daha kalınlaşsın…” tavsiyeleri içinde adamcağız 60 yaşında kör bir vaziyette terki dünya etmişti.

Örnek gözümün önünde dururken. Şimdi harika doktorlarımız, olağanüstü yöntemler keşfedilmişken, Göz Doktorunun “Katarakt Ameliyatı yapılmalıdır..” önerisine uymamak bir bakıma enayilik olurdu.

Sonunda, Devlet Hastanesi’ndeki marifetli hanımefendi ile tanıştık. Ölçtü biçti , özellikle sol gözümün ümitsiz olduğunu, mutlaka bir katarakt ameliyatının gerektiğini söyledi. Kendisinin yapıp yapamıyacağımızı sorduğumuzda , işlerinin uzun bir süre içinde  dolu olduğunu, vakit ayırmasının çok zor olduğunu bildirdi.

Ama Doktorumun marifetlerini çok duyduğumdan kapısını çok çaldım. Nihayet bu Cuma sabahı hastaneye yatış için gelmemi söyledi. Dün saat 10.30’da hastaneye yattım. Bu arada bir  sürü kağıt imzalattılar. Neler imzalattılar bilmiyorum. Önemli de değil. Belki bu arada organlarmı da bağışlamış olabilirim. O da önemli değil… Ve doktorum öğleden sonra (4.7.14-Cuma) saat 13.30 -14.00 arasında beni ameliyata alacağını söyledi. Hastahanenin Göz Bölümüne gittik. 106 nolu odanın misafiri olduk. Pijamalarımızı giydik. Kaderimizi beklemeye başladık .

Bu arada iki tane hap yutturdular. Gözlerime bazı damlalar damlalar damlattılar. Saat :13.45’ elinde bir tekerlekli sedye ile gelen bir hizmetli “Erdal Ceyhan” diye adımı ünledi…”Sizi ameliyathanede bekliyorlar,” dedi.. Tahta kurulduk, tıngır mıngır koridorlardan geçtik, asansörle ameliyathane katına çıktık. Ameliyathanenin kapısında yüzü maskeli iki bayan bir erkek tarafından karşılandım. Beni aldılar dişçi koltuğuna benzer bir yere oturttular, ondan önce de bir önlük giydirdiler. Tam gözümün üzerinde çok keskin, sivri bir ışık gözümün üzerine düşüyordu. Sonra yukardaki maskeli doktor. Şimdi üzerime yine bir örtü örteceğini ve bu örtünün sadece göz yerinin açık kalacağın söyledi .”Peki,” dedim. Sonra..
“Acaba ameliyatta Ebru Hanım bulunmayacak mı?” diye sordum. Sormaz olaydım. Üstteki ses beni azarladı:
“Ama ne ayıp hocam, beni tanıyamadınız mı?” diye serzenişte bulundu. Tanıyamazdım. Baştaki maskeler, özel başörtüleri… insanın hiç tanıyacak yanını bırakmıyordu.
“Affedersin..” dedim.
“Heyecanlı mısınız,” dedi.
“Korkuyorum!” dedim.
“Korkacak hiçbir şey yok. Hiç acı, filan duymayacaksınız…” diyerek bana güven verdi.
Mavi gömleği taktılar. Gömen gözün bulunduğu yer özel yapıştırıcı bantlara sahip olduğu için, bu bantlarla gözümün kapakların aşağı yukarı ayırıp sabitlediler.
“Şimdi işe başlıyoruz, sakin olun..” dedi Ebru hanım.
“Sakin olduğum söyledim, Allah yardım etsin,”dedim.
“Hiçbir acı filan hissetmiyeceksin, belki el hareketlerimi duyabilirsin,” dedi.
Gözüme çeşitli damlalar damladıldı. Anladığım kadarıyla bir de küçük iğne yapıldı. Ben hem ortamın içinde (örtünün altında, hem de dışarıdayım. Ebru hanım durmadan arkadaşlarıyla konuşuyor, yaptığı işlekleri anlatıyor. Onlardan zaman zaman bazı şeyler alıp veriyordu.
Göz bebeğimin kesildiğini hissettim.  Bunu belli bir bisturi ile mi yaptılar yoksa, sesini (vızzz vızzz..) diye duyduğum, durmadan ışıklı ucu, gözüme giren çıkan laserle mi yaptılar. Bilemiyorum. Esasen , böyle bir ameliyatı seyredip, her safhası hakkında dünya kadar sorular sormak isterdim. Cerrahlara hayranım. Onları hep insanüstü varlıklar olarak gördüm.
“Şimdi  kalan parçaları temizliyorum… Biraz daha sabırlı olun..”
Sabırlı olmayıp ne halt edeceksin. Kalkıp, çekip gidecekmisin? İşte başa gelen çekilir. Böyle zamanlarda hep 100’e kadar içikmden sayarım. Yüz saydım mı, bitecek, derim kendi kendime. Bitmezse, hadi yeniden… Orada tek başına o kadar yalnızsındır ki… Ama ne yaparsın, karşıdaki insanlar son çare…
“Şimdi , merceğinizi  takıyorum,” dedi.  Yerleştirdiğini hissettim. Gözümün içinde yabancı bir cisim..” hiç düşünemezdim.

Meğer ameliyatlar bu minval üzere düzenlenmişler. Göz bebeği dediğimiz, organ, mercek bozuluyor.. Bu bozulan doğal merceği çıkarıp yerine, yapay bir mercek koyuyorlar. Mesele bu.
“Dikiş atacak mısınız?” diye sordum.
“yok biz dikiş atmıyoruz..” dedi.

Bütün bu süreç boyunca gözümün içine bir su aktı durdu. O su nereye gitti bilemiyorum.
Sonra bitti.
“Geçmiş olsun..” dedi Doktor. Teşekkür ettim.
“Örtülerini alıyorum.” Dedi. Önce ameliyat örtüsüna, sonra takılan gömleği çıkardılar.
“Kalk otur” dediler. Oturdum ama eşekten düşmüş gibiyim. Gözümde kocaman bir bant. Sol göz kapalı.”
“Ayağa kalkacak duruma gelince seni sedyeye alacağız..” dediler. Ve kalktım…

 

 

 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..