Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

Kategorize olmuş köşe yazarları 'out' çok renkli blog yazarları 'in'

Kategorize olmuş köşe yazarları 'out' çok renkli blog yazarları 'in'
 

ImageShack


İçinde yaşadığımız Dünya’da Kapitalizmin uzantısı bir grup insanı çağrıştırıyor bana köşe yazarlığı artık. Bunlar popolarını kaldırıp araştırma, bilgi toplama, servis edilen haberi teyit etme gereğini bile duymuyorlar. Bazılarının muhbirleri, bazılarının minik kuşları falan var. İnternet dedikodularını haber diye köşelerine taşıdıkları yetmiyormuş gibi, blog yazılarından kolaj yapanlar bile var. Gazetecilik mesleğinden gelmek de gerekmiyor. Gerçi gelenlerden de akılda kalan, tiryakisi olacağımız, sansürsüz yazabilen, cesur yürekli, kalemini satmayan kaç kişi kaldı…

Köşe yazarı olup egosunun pervanesi olmayan yok! Üstelik kendilerini tanıtırken “Gazeteciyim” diyorlar. İnsanlarda bunlardan ciddi anlamda çekiniyor. Kafası kızmışsa birine, muhabirin çektiği fotoğrafa ekler asılsız bir yorum, taşır köşesine. Köşeleri onların mabedidir çünkü. O köşe var olduğu sürece onlar ‘bir şey’dir. Türkçeyi katlederek yazdıkları yazılar sansüre bile uğramaz ! Tüm bunları ‘temelsiz’, ‘ahbap çavuş’ ilişkisi ile bir köşe kapmış olanlar için yazıyorum, gerçek anlamda mesleğini yapanları da tenzih ediyorum. Aynı kirlilik Tv. medyasında da var. Bakın programcılara, programların içeriğine meslek etiğine sadık kaç kişi göreceksiniz.

Anlı şanlı köşe yazarlarından geriye kalanlara baktığımda da bu mesleğin artık bittiğini görüyorum. Hizmet sektöründe hitap ettiğiniz kitlenin sosyo-kültürel kalitesinin önemi, satışlarda/tirajda belli olur. Sizin ikna kabiliyetiniz/delilleriniz ne denli güçlü olursa olsun insanlar’ın okuma alışkanlığı yoksa yada evine gazete alamıyor/almıyorsa nafile! Türk toplumu okumayı değil resimlere bakmayı sever! Kadınlar magazin eklerinden, erkekler arka sayfadan başlar okumaya.

Köşe yazarlığı önemini yitirmemiş olsaydı okur yazar oranı yüksek ülkelerde gazeteler batmaktan kurtulurdu! Ülkemizde de tiryakisi olduğumuz gazeteciler ‘kovulduktan’ sonra görüyoruz ki Medya patronları batmadı… Yaşadığımız yüzyıl öylesine hızla tüketiyor, alışkanlıklardan öylesine çabuk vazgeçiliyor ki bu hıza, halâ doğru anlamda işini yapmaya çalışan köşe yazarlarının karşı durabilmesi mümkün değil. Meslekle birlikte onlarda kaybolup gidiyor. Bu gün köşe yazarlarının güvenilirliği tartışılır boyutta ise bunun nedeni Medya patronu ve köşe yazarları’nın‘taraf olmak’ zorunda bırakılmasından kaynaklanmaktadır.

Sosyal çevrenin köşe yazarlarına sunduğu nimetler de yadsınacak gibi değil. Hele hele prestijli bir yayın organındaysanız…Taraflı ve sivri dilliyseniz prim yaparsınız. Bir de kadınsanız ve popüler bir sevgiliniz varsa , ‘gecelere akıyorsanız’ yaz köşesi size, kış köşesi de Ruhat Mengi’ye tahsis edilir…

Türkiye’de her 100 kişiden 4, 5 kişi kitap, %22 gazete okuyor. Sosyal Medya’ya bakacak olursak orada da bir tuhaflık var. Pazarlamadunyasi.com’un VodacoAgency iş birliği ile 2009 yılında gerçekleştirdiği “Sosyal Medya” araştırması sonuçlarına göre blog okuma oranı %26, 4, blog yazma oranı 33, 3 ! Konunun dışına çıkmamak için araştırmanın diğer seçeneklerine girmiyorum. Ancak şu kadarına değinmeden geçemeyeceğim. Anlık iletişim araçlarını kullanma (MSN, Gtalk v.b ) oranı 92, 2, Facebook, Myspace gibi networklerde profile sahip olma oranı %83, 7 !

Bu gün için Türkiye‘de blog yazarlığı, insanların geçimini sağladığı yada birbirinin sırtına basarak bir yerlere varabildiğinde çok ünlü ve popüler bir şahsiyet olunabilecek , astronomik rakamlar kazanılacak bir iş değil kanımca. Fakat 2007 rakamlarına göre dünya nüfusu’nun %16, 9 ‘unun (1 milyar 114 milyon 275 bin kişi ) internet kullandığını düşünecek olursak gelecekte yıldızı parlayacak inancındayım. Blog yazıları bana göre en iyi kamu araştırmalarından biri !

Konu başlığını girdiğiniz an farklı görüşte binlerce makale çıkıyor karşınıza. Üstelik bedava! İnternet Gazeteciliği bu bağlamda önemli olsa gerek. Binlerce insana maaş, sigorta, yol+yemek parası ödeyeceğinize bedava blog yazıları ile işi götürebilirsiniz…Reklâm geliri ise burada da var. Şimdilik kayda değer bir gelir sağlamıyorsa da gelecekte büyük rantlar getireceği kesin.

Blog yazarını besleyen yorumlar ve okur sayısı. Maaş + prim olmadığı için de blogger kendini ortaya koymak zorunda. Bir gruba bağlı yazmıyorsa düşüncelerini özgürce ifade etme şansına sahip. Yazan açısından şans dediğim, okur’u yönlendirme açısından bir o kadar tehlikeli olsa da…Bir grup çatısı altında yazıyorsa da ‘kapris yapma’, ‘iş bırakma’ lüksü olmadığından kurallı, bilinçli, eğitimli, araştırmayı ve okumayı sevmesi gerekiyor. Aksi taktirde tutunmanız ve barınmanız mümkün olmuyor. Bu beraberinde, seçilen konularda çeşitlilik, yazılan yazıların içeriğinde kalite getiriyor. Standartizasyon ortadan kalkıyor.

Blog yazanı, yazabilmesi için gerekli araştırmaları yaparken dağarcığı gelişiyor, vizyon kazanıyor. Seçtiği konuların özüne iniyor. Bazen bir gazeteci sezgisi, bazen bir akademisyen titizliği ile yaklaşıyor.

Blog yazmak artık Web günlüğü olmaktan çıkıp, “Köşe yazarları mı, blog yazarları mı? Geleceğin medyasını oluşturmada hangisi etkili olacak? Hangisi daha güvenilir?” noktasına gelmiştir. Kapitalist düzenin az gelişmiş ülkelerde ki yeni sömürü aracı blog yazarlarıdır. Kanun koyucu tarafından emek veren bu insanların koruma altına alınmasından yanayım. Bana ait bir şeyin benden izinsiz yayınlanması, çalınması yada kullanılması yasaklanmalıdır.

Blog yazarlığı’nı geleceğin parlayan yıldızı olarak görüyorum. Güvenilirliğine gelince; Çok seslilik her zaman için geçerli olmuştur benim için. Şef iyiyse, çatlak sesler her zaman elimine olur. Gerçek yazar ile yazar geçer farkını bu büyük havuzda çarpıcı bir şekilde görebilmek mümkün.Bir ‘tık’ mesafesinde her şey…

Malzemesi insan olan her konuda sonsuz bir güven yada körü körüne inanç söz konusu olmamalı diye düşünüyorum…İnsan, zaafları olan ve hatan yapandır... İşin içine bir de ticari kaygılar girerse ne olur düşünmek istemiyorum. Bizim gibi güven ortamının olmadığı, sosyal sermayenin tüketildiği toplumlarda ha köşe yazarı olmuş ha blog yazarı benim için fark etmiyor. Fakat şunu çok açık itiraf edebilirim. Blog yazarlarını okurken ‘kimin adamı?’ sorusu geçmiyor aklımdan ! Sadece ‘benim paralelimde düşünüyor’ yada ‘farklı görüşteyiz’ diye yorumluyorum.

Saygımla.

Nurcan Çelik Yalun

26.11.2010

 
Toplam blog
: 347
: 1365
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..