​ Kaybetmek- Kaybetmemek / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '10

 
Kategori
Felsefe
 

Kaybetmek- Kaybetmemek

Kaybetmek- Kaybetmemek
 

Önceleri kaybetmek çok daha kolaydı sanki. Hayatımızda olanlar daha kolay kaybedilebiliyordu ya da bu kayıp o kadar önemli gelmiyordu, nasılsa yerini alacak biri mutlaka olurdu, birileri gelir, daha sıcak bir arkadaş, belki daha sıkı sarılası bir sevgili, daha yumuşak omuza sahip bir dost, elinde mendili de olan.


Gidenler olmuştur mutlaka hepimizin hayatlarından, küçücük bir nedenle belki incir çekirdeğini doldurmayacaktır bu neden ama kırılmışızdır, belki bir özrü hak ettiğimizi düşünmüşüzdür, ya da gidişi eksiklik yaratmayacaktır, nasıl olsa bir başkası gelecektir. Bir sonraki zamana katılacak bir sonraki vardır mutlaka, gidişi de daha kolay kaldırılıyor bu düşünceyle…


Sensiz olabilirimi daha kolay söylemişizdir eskiden, gitmiştir, yalnızızdır belki de ama nasılsa geçecektir bu yalnızlık, gelecektir yenisi…


Fark katanlarda olmuştur bu gidenler arasından, gitsin demişizdir, gönderirken tek yönlü gidiş biletini elimizle keserken, geri dönmesini istemezken bir an gelmiştir, dönsün istemişizdir, ellerimizle alırız yine tek yönlü dönüş biletini, gitmesin istemişizdir, ama gelmemiştir bu kez çağırdığımız, en ihtiyaç edindiğimiz, eksikliğini dolduramayacak olduğumuz, hayat boyu içimizdeki bir bıçak yarasıyla yaşayacağımız, gelmemiştir, her zaman her istediğimiz olmayacaktır, istediğimizi gönderip, sonrası geri çağıramayacağımızı anlamışızdır. Hayat ilk tökezlemeyi çıkartmıştır karşımıza, oysa biz böyle olacağını bilememişizdir, sanki birileri gider, birileri gelir hayat böyle devam eder sanmışızdır…


Hayat öğretmeye başlamıştır artık, gidişleri kaldıramıyoruzdur, gençlik mi, tutunmama isteğimi, bir başına ama kalabalık olmanın verdiği geçici mutluluk mu, hayat sanki daha uzun ve yeniliklere açık olmayı istemek mi nedendir bilemeyiz ama o zamanlar kolay gelir kaybetmek…


Biriktirme ihtiyacı hissettiğimiz yaşlarda başlar kayıpların sancısı, gelen kalsın diye sıkı sıkı sarılırız. Artık bir geçmişimiz vardır, dönüp baktığımız, hasretle andığımız, yeniden dönmek istediğimiz ama dönemediğimiz. Geçmişimizden gelenlerle devam etmek isteriz yolumuza, artık onlarsız olamayız.


Bu zamanlarda kaldıramayız kayıpları, artık yeniden yeni birini kazanacak ne gücümüz vardır ne de yüreğimiz. Her kayıpta bir yanımız kanar, onsuz olmanın acısı sarar tüm organlarımızı, sarsılırız, kalkamayız, hastalıklı bir halde kaldığımız yerden…


Ne yeni bir sevgiliye, ne yeni bir dosta, ne de sıfırdan bir yaşama ihtiyacımız var, olanlara sahip çıkmalı, onlarda devam edebilmeli, eklene eklene, katlana katlana devam etmeliyizdir, yeni bir arkadaşa her zaman ihtiyaç vardır ama dost ve sevgilinin yenisi yeni güç yeni bir sen gerektirir ki buna katlanabilecek seni sen sende bulamazsın nihayetinde…


Benim yaşlarımda böyle hissediyorum sanırım, ilerleyen yaşlarda durum nasıl bir hal alır bilemiyorum, bir hayat kurulunca eskisi mi yenisi mi tercih edilir kazançların?

 
Toplam blog
: 127
: 820
Kayıt tarihi
: 22.09.07
 
 

Sıcağıyla bilinen memleketimde bir kış gününde geldim dünyaya. Bütün tezatlıklar hayatımda farklı r..