- Kategori
- Güncel
Kayıp Çocuklara Ne Oldu?

İki gün önce oğlum bisiklete binmek için bahçeye çıktı. Balkondan bakıyordum, birden oğlumun karşı tarlalarda devam eden villa inşaatlarının arasındaki yoldan geçtiğini gördüm. Çocuğun kendine güveni olsun diye onu belli zaman dilimlerinde serbest bırakırken, diğer taraftan yüreğim ağzıma geliyor.
Pazartesi akşamları CNBC-E kanalında yayınlanan bir dizi var. İsmi Without a Trace. Her hafta bir kayıp vakasını aydınlatan FBI bünyesinde bir birimin çalışmaları anlatılıyor. Bu birimin tek görevi kayıpları bulmak. Çok ilgiyle izlenen bir dizi. Bütün dedektifler işlerine öyle konsantre oluyorlar ki, kayıpları eninde sonunda buluyorlar. İnsan bizde nasıl diye düşünmeden edemiyor.
Kayseri’de kaybolan üç çocuktan hala haber yok. Aradan 1 ay geçmiş. Bu çocuklara ne oldu? Nasıl bir kayıp ki, en ufak bir iz dahi bulunamıyor. Oysa bugün bir haber sitesinde gördüğüm kadarıyla emniyetin gerekli bütün soruşturmaları yaptığı söyleniyordu. İyi ama çocuklar nerede? Şimdi o anne-babanın yerine kendimizi bir koyalım. Çıldırmamak elde değil.
Çocukların kaybolduğu Kayseri memleketim olduğu için olay daha da ilgimi çekiyor. Geçenlerde kayıp çocuklarla aynı semtte oturan yeğenimle bu konuyu konuştuk. Çocukların ölü bulunduğuna dair söylentilerin dolaştığını söyledi. Umarım bu sadece söylentidir. Öte taraftan çocukların akıbetinin ne olduğu tam muamma. Bunca zamandır kim ya da kimler onları saklamayı başardı? Halen Kayseri’deler mi? Yaşıyorlarsa ne durumdalar? Bütün bu vb. soruların cevaplarını bize elbette polis teşkilatı verecek.
Ülkemizde kayıp çocuklarla ilgili çalışmaları yürüten Çocuk Şube Müdürlüğüne bağlı Kayıp Çocuklar Büro/Kısım Amirliği var. Bu kurumdan verilen istatistikler korkunç bir gerçekten bahsediyor. Yılın ilk dokuz ayında kaybolan çocuk sayısı 1078. Bu veriye göre günde ortalama 4 çocuk kayboluyor. Bu veri bizi korkutmalı ve düşündürmeli. Bu aşamada özellikle ana-babalara, okul idarecilerine ve öğretmenlere büyük sorumluluk düşüyor. Benim çalıştığım okul gibi eğitim seviyesi düşük olan velilerin çocuklarıyla birlikteyseniz, bu sorumluluk daha da artıyor.
Anne-baba olarak çocuklarımızı gözetim altında bulundurup, onları başlarına gelebilecek olaylar konusunda eğitmemiz gerekiyor. Öğretmenler olarak hem öğrencilerimizi, hem de velileri bu konularda bilgilendirmeliyiz. Rakamların korkunçluğu bu konuda büyüklerin sorumsuzca davrandıklarını gözler önüne seriyor.
Diğer taraftan ABD’de bu işler nasıl yürüyor merak ettim. ABD, çocukların kaçırılması ve kaybolması gibi durumlarda sivil örgütlenmeyi etkin şekilde kullanan ülkelerin başında. Ülkede her eyaletin polis teşkilatı içinde kayıp çocuk ve gençlerle ilgili departmanlar bulunuyor. Bu bölümler, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) bünyesindeki gençlik departmanlarıyla sürekli işbirliği içinde. Ancak son yıllarda kaybolan çocukların sağ olarak yuvaya dönmesinde en büyük rolü hemen her eyalette ve şehirde bulunan, bölgesel düzeyde örgütlenmiş sivil toplum kuruluşları oynuyor. Tamamen bağışlarla finanse edilen ve ailelere mali yük getirmeyen bu derneklerin çoğu tam bir dedektiflik bürosu gibi çalışıyor. Özel federal izinle, istihbarat toplama, izleme, polisle eşgüdüm içinde silahsız operasyon düzenleme veya operasyonlara katılma gibi yetkilere sahip. Bu örgütler gerek FBI gerekse yerel polis birimleri tarafından da destekleniyor ve kaybolan çocuklara ait tüm bilgiler yerel polis ve ruhsatlı sivil toplum örgütleri arasında sürekli gidip geliyor.
Gerçekten toplumdan destekli bir polis birimi daha başarılı olur gibi geldi bana da. Kim bilir bizde de bu tür sivil toplum kuruluşları kurulabilir. Ben kendi adıma böyle bir kuruluşta görev almak isterim. Kayıp çocukların sorunu sadece çocukları kaybolan ailelerin değil, bütün toplumun sorunudur. Çocuklarını kaybeden bir toplum, geleceğini kaybediyor demektir.
Kaynak:http://www.ntvmsnbc.com/id/25012717/