- Kategori
- TV Programları
Kayıp Şehir'i de kaybetmeye çeyrek kala

Uzun süredir yazmak istediğim, fakat bir süredir buna vakit bulamadığım için ancak şimdi kaleme alacağım bir konu var. Kayıp Şehir… Bu konuda yazmam için, bana haftalardır çok sayıda izleyiciden mesaj geliyor. Ben de sıkı bir Kayıp Şehir izleyicisi olarak, bana mesaj gönderen arkadaşlarla aynı dertten muzdarip olduğum için, uzun süredir ara verdiğim yazılarıma, bu konuyla start verme kararı aldım.
Öncelikle izlemeyenler için genel bir tanıtım yapacak olursak; Kayıp Şehir dizisi yayın hayatına, Eylül 2012'de başlamıştır. Her Cuma akşamı Kanal D'de yayınlanmaya başlayan dizi; daha ilk bölümüyle hem reytinglerde üst sıraya yerleşmiş, hem de sosyal medyada fazlasıyla ses getirip, inanılmaz derecede beğeni alıp, ilgi odağı olmuştur. Kayıp Şehir'in konusunu, bilmeyenler için kısaca özetleyelim:
"Kayıp Şehir; İstanbul’un arka sokaklarında yaşanan, yoksulluğun sebep olduğu insanlık trajedilerini, kadınların, çingenelerin, travestilerin, hatta siyahların uğradığı ayrımcılığı, işçi ile emekçi sorunlarını ve sokak çocuklarının şiddet dolu dünyasını farklı bir dille gözler önüne seriyor. Ve bütün bunların odak noktasında da, mahalleye yeni gelen Toptaş Ailesi yer alıyor." (Alıntıdır. Kaynak: http://www.kanald.com.tr/kayipsehir)
Özetten de anlayacağınız üzere; şimdiye kadarki pek çok yerli yapımdan farklı olan konusu ve dokusu ile izleyicinin gönlünü daha ilk bölümden kazanmayı başaran Kayıp Şehir; giderek kemik kitlesini oluşturmuş ve kendine özgü karakterleri ile kısa sürede fenomen haline gelmiştir. Şimdi gelelim sorunumuza ve Kayıp Şehir sevenlerin mağduriyetine…
Bu sezon çoğu dizisinden beklediğini bir türlü alamayan ve gün birinciliklerini ATV ve Star'a kaptıran Kanal D yönetimi; pek çok dizinin gün ve saati ile oynadı. Bu durum gün ve saati değiştirilen dizilerin takipçilerinin büyük tepkisine ve isyanına yol açmasına rağmen; Kanal D bu tutumunu sürdürmeye devam etti. Arka Sokaklar, Yalan Dünya, Umutsuz Ev Kadınları gibi büyük bir ilgiyle izlenen dizileri, kendi günlerinde izlemeye alışmış izleyici neye uğradığını şaşırdı. Yukarda da belirttiğim gibi reytingleri gayet yüksek gelen ve Cuma günleri zorlu rakiplerine fark atıp ilk 5'e giren Kayıp Şehir de; Kanal D'nin ani bir kararı ile birden bire Perşembe akşamlarına kaydırıldı. Aynı gün (Cuma) yayınlanan ve yine reyting başarısını sabitlemiş olan Yalan Dünya da Pazartesi gününe alındı. İşin en komik ve inanılması güç tarafı, yaklaşık 7-8 senedir Pazartesi akşamları yayınlanan ve Kanal D'nin reytingi garanti lokomotif dizisi olan Arka Sokaklar da pat diye Cuma akşamlarına kaydırıldı.
Oysa ki bu dizilerin kendi gün ve saatlerinde hiçbir reyting sorunu yoktu. Bu yapılan radikal değişiklik sonucunda; Arka Sokaklar yine kendi reytingini muhafaza edip Cuma akşamlarının da kazananı olurken, ilk darbeyi Pazartesi akşamlarına kaydırılan Yalan Dünya dizisi yedi. Pazartesi akşamları neredeyse bütün büyük kanallarda yayınlanan ve kemik izleyicisini sezon başından oluşturmuş olan drama dizilerinin karşısına konulan Yalan Dünya; fazlasıyla reyting, dolayısıyla da kan kaybetmeye başladı.
Kayıp Şehir'e gelince. Perşembe akşamları Kurtlar Vadisi gibi güçlü bir dizinin karşısına konulmasına rağmen, reytingleri bomba gibi gelen dizi; izleyicisine yeniden rahat bir nefes aldırmayı başarmıştı. Her şey yolunda iken ve dizinin izlenme oranları gayet başarılıyken; Kanal D yine sürpriz bir kararla Kayıp Şehir'in gününü Pazartesi akşamına çekti. Aslında bu son karara sürpriz demek de ne kadar doğru bilemiyorum. Çünkü sırf Beren Saat'in yeni dizisi (İntikam) başlıyor diye ve daha da ilginci Beren Hanım'ın bundan önceki iki dizisi de Kanal D'de Perşembe akşamları yayınlanıyor diye; Kayıp Şehir yerinden edildi. Kanal D'nin bu kararı; sanki bir bayram geleneği gibi uygulaması inanılır gibi değil. Çünkü eğer Beren Saat bir dizi ile geliyorsa ve o dizi de izlenecekse; hangi güne koyulursa konulsun o dizi izlenir. Ancak aylardır reytingini garantilemiş ve izleyicisini kendisine o gün ve saatte bağlamış bir diziyi, ikinci kez yerinden ve saatinden etmek; her şeyden önce kanalın kendi kalesine gol atması değil de nedir?
En nihayetinde korkulan oldu. Pazartesi akşamları önce 20:00'da, bir süre sonra da 21:30'da yayınlanmaya başlayan Kayıp Şehir; kan kaybetmeye başladı. Reytingleri her hafta görülür bir biçimde düşüyor. Böylesi bir diziyi pamuklara sarıp sarmalamak gerekirken, kanalın kendi dizisine böylesine hoyratça bir muameleyi layık görmesi; gerçekten akıl alır gibi değil. Bu sebeple bana bu konuda mesaj yollayan bir çok Kayıp Şehir izleyicisi gibi, ben de Kanal D'nin bu tavrını kınıyorum.
Çünkü bu dizinin izleniyor olması her şeyden önce bizim ülkemiz için çok büyük bir şanstı, bir avantajdı. Ötekileştirilen insanların hikâyesini, akıcı bir dil ve yürek yakan bir derinlikle anlatan bu diziye bunun yapılmaması gerekiyordu. Öteki haline getirilen insanların neler yaşadıklarını, neler hissettiklerini anlamamızı, bu dizideki karakterler üzerinden empati kurarak anlamamızı ve içselleştirmemizi sağlayan Kayıp Şehir; bundan çok daha iyisini hak ediyor hiç şüphesiz…
Farkındaysanız giderek birbirimizi dinlemeyen, anlamaya bile çalışmayan, tahammül gösteremeyen, sadece birbirimizi hırpalayan ve hoyratça davranan insanlara dönüşüyoruz. Çevremize ve bize benzemeyene karşı yabancılaşıyoruz. Daha da acısı duyarsızlaşıyoruz. Oysa ki bu konuda derdimiz ortak. Bu sorun hepimizin sorunu. Ve bir dizi bunu cesurca anlatıyorken, hepimizi bir silkelemiş ve kendimize getirmişken, çevremize daha dikkatli ve hassas bir şekilde bakmamızı, bize benzemeyeni "öteki" olarak etiketlemek yerine, sevmemize olanak sağlamışken; bu basit hesaplar neden?
Her biri, bir diğerinin kopyası olmuş, içi boş repliklerle, uzun uzun bakışmalarla, video klip tadında yayınlanan dizi kotamız; ağzına kadar dolmuş durumda zaten. Bırakın da biraz nefes alalım, bir kendimize gelelim, girdiğimiz trans halinden bir çıkalım, beynimize biraz oksijen gitsin. Konaklarda, yalılarda yaşamayan, ellerinde viski şişeleri, üstlerinde en pahalı giysileri ile birbirine artistik bakışlar atmaktan başka bir şey yapmayan karakterlerden, içi boş aşk hikâyelerinden bıktım(k) artık.
Kaybolmamak için debelenen, ara sokaklarda yaşam mücadelesi veren, bir yandan kendilerine gösterilen ön yargılara karşı direnirken, bir yandan da kendi ön yargıları ile yüzleşmek zorunda kalan, defolu, hasar almış karakterleri, yani bizden olanları bize anlatan Kayıp Şehir; umarım reyting sisteminin esiri olmuş bu düzenin acımasız çarkı içinde "kaybolup" gitmez.
Katharsis
Dikkat! Yasal Uyarıdır: Bu blogda yayımlanan tüm içeriğe ilişkin haklar blog kullanıcısına (üyesine) ait olup, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun koruması altındadır. Bu blogdan ancak kullanıcının adı ve blog adresi kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Aksi takdirde her türlü hukuki ve cezai sorumluluk alıntıyı yapana ve yayımlayana ait olacaktır.