- Kategori
- TV Programları
Kuzey- Cemre şahane(!) Peki Zeynep ile Barış'ın suçu ne?

Kuzey&Zeynep, Barış, Zeynep, Kuzey&Cemre
Hayatımızı ciddi ciddi esir almış olan dizilerden uzun süredir bahsetmemiştim. Ancak özellikle bir dizi konusunda mail kutuma gelen şikâyetler ve benim de bu konuda şikâyet eden arkadaşlarla aynı görüşte olmam neticesinde; bu yazıyı kaleme almam farz oldu. Dizimizin adı Kuzey Güney efendim… Bu dizi başlangıçta çok büyük yankılar uyandıracak cinsten bir açılış yaparak yayın hayatına başlamış olmasına karşın, umduğunu reytinglerde bulamayınca defalarca ve defalarca senaryo ve karakterlerde kişilik değişimlerine giderek kendi saçmalama rekorunu kırmıştır. Konumuz iki erkek kardeş ve onların aynı kıza âşık olması üzerinden şekillenen bir hikâyeye dayanıyor. Ne kadar orjinal bir konu değil mi? Yine yengesine aşık bir adet Kıvanç Tatlıtuğ, yine aynı yapım şirketi, yine aynı senaristler… Yok canım, tabii ki bazı farklılıklar var. Behlül fazlasıyla kişiliksizdi, Kuzey ise bunu ağabeyine (yani Güney'e) yapmamak adına, kendini hapislere attı, oradan çıktı, kendini birçok kadının kollarına da attı. Ardında bir dolu üzgün ve gözü yaşlı genç hatun bıraktıktan sonra; sevdiği kadın (Cemre) olmadan yaşayamayacağına karar verdi. Gerçi kızı bir öptü, sonra utandı kaçtı ama olsun. Buna da alışır yakında. Ne de olsa öyle ya da böyle bu aşk yaşanacak. Toplum olarak; Kuzey'in vicdanının sesinin, ne kadar kuvvetli olduğuna emin olalım önce bir, sonra bu ikilinin yaşayacağı ilişkiyi onaylayacak kıvama da geleceğiz nasıl olsa… Hatta geldik bile. Benim bahsedeceğim mevzu aslında bu müthiş iki aşık (!) değil aslında, onların mağdur ettiği diğer karakterler…
Efendim bu dizide Kuzey ve Cemre ikilisi dışında her karakter, her türlü harcanabilme potansiyeline sahiptir, zaten diğer karakterlerin var oluş nedenleri de her daim bu iki kişiye ve onların aşkına hizmet etmektedir. Dizide var olan Zeynep (Merve Boluğur) ve Barış (Çağdaş Onur Öztürk) karakterleri; 2. sezon itibari ile Kuzey ve Cemre'nin kara çalıları olarak görev yapmaktadırlar. Kara çalılar kadrosunda ayrıca Güney (Buğra Gülsoy), Simay (Hazar Ergüçlü), Banu (Bade İşçil) gibi karakterler de vardır. Zeynep kimdir? Kendisi geçen sene diziye mahallenin fotoğrafçısı Hüseyin'in kızı olarak giriş yapmıştır. Bu kızımız İtalya'da moda tasarımı okumuş, saflık ve iyi niyetten neredeyse ölecek durumda olan, kısacası humanizmin sözlük anlamı olarak tanımlayabileceğimiz Zeynep'i temsil etmektedir. Zeynep; Kuzey'i görür görmez aşık olmuştur. Kuzey de; kendisinden çok etkilenmiş, hatta yavaş yavaş aşık olacak kıvama bile gelmiştir. [Ha bu arada Kuzey o sıralarda; Simay ile evlidir ve hâlâ da boşanamamıştır. Ama bunun da pek bir önemi yoktur hikâyemizde. Sonuç olarak o Kuzey'dir, boru değil.]
Kuzey; kızın (Zeynep'in) peşinden koşmuş, kendisine bir sürü ve sonradan tutamayacağı türden sözler vermiş, namusunun onun şerefi olduğu gerçeğinin altını Zeynep'e defalarca çizmiştir. Bu çiftimiz aynı zamanda birlikte de olmuşlardır. Bu arada senaristler; direksiyonu yeniden Cemre'ye kıvırma kararı almışlar ve Kuzey'in Zeynep'e olan aşkı saniyenin onda biri süresinde yok olmuş ve Zeynep ile birlikte olmaya devam ederken, Cemre için ölüp bitmeye kaldığı yerden devam etmiştir. Ancak hafıza kaybı gibi bir sorunu olmayan, aklı başındaki izleyici kitlesi bu ani değişime ayak uyduramamış olup, dizideki bu ani geçişten rahatsız olmuştur. Genel durumu özetlersek: "Ne oldu şimdi yahu?" demiş olduklarını da varsayabiliriz.
Kısacası biz geçen sene Zeynep'e dut gibi aşık olan, onu gördüğünde heyecandan ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşıran bir Kuzey izlemedik mi? İzledik. Ama sanki bütün o sahneler yaşanmamış gibi davranılıyor. Senaristler; algıda yanılsama yaratmaya çalışıyor ama olmuyor işte. Çünkü izleyici o sahneleri izledi ve beyninin hafıza merkezine de bir güzel kodladı. Şimdi bu kandırmaca insana inandırıcı gelmiyor haliyle. Üstelik de Kıvanç Tatlıtuğ; Zeynep'e aşık ve ondan deliler gibi etkilenen Kuzey'i o kadar inanarak ve o kadar gerçek bir biçimde canlandırdı ki; bana ve çevremden gelen yorumlara göre Kuzey'in Cemre ile olan hiçbir sahnesinde, Kuzey bu duyguyu izleyiciye yansıtamıyor.
Ayrıca geçen sene Kuzey ve Cemre'nin birbirlerine aşık olduğundan şüphelenen Zeynep; bu şüphesini onlarla dürüst bir biçimde paylaşmıştır, fakat bu paylaşım iki tarafın da kendisine ağır sözler söylemesi ve işaret parmaklarını sallamaları neticesinde geri püskürtülmüştür. Kız da: "Aman Allahım ben ne yaptım? Sevgilim ile arkadaşıma nasıl iftiralar atmaya kalktım böyle! Ne art niyetli bir kız oldum giderek!" diyerekten; ikisinden de özür üstüne özürler dilemiştir.
Geçen sezonun sonunda da Zeynep; Kuzey'in en yakın arkadaşı olan Ali'nin ölürken, Kuzey'e söylediği son sözleri duyup Kuzey - Cemre gerçeği ile yüzleşmiştir. İkinci sezonun açılışı ile birlikte Zeynep dizinin en kötü ve en tehlikeli kadın karakteri olarak hayatımıza tuhaf bir şekilde yeniden giriş yapmıştır. Koca bir sezon boyunca hem Kuzey hem de Cemre tarafından defalarca kandırılan, aptal durumuna düşürülen Zeynep'in; aslında dizinin en mağdur kişisi olması gerekirken, Kuzey'in kendisine kocaman bir özür eşliğinde doğru dürüst bir açıklama yapması beklenirken, nedense senaristler bu yolu asla tercih etmemiş, aksine bir de kızın haklılığını insanların kafasında imha etmek için, ona türlü kötülükler, plân ve entrikalar yazmaktan bitap düşmüşlerdir. Kız entrika çevireceğine; Kuzey'e yaptıklarının hesabını sorsa, ona ağzının payını bir güzel verse; zaten hak yerini bulacakken senaristler bu yolu tercih etmemekte dibine kadar ısrarcı olduklarını bize göstermiştir. Bu durumda da, bizim masumiyet sembolümüz ve aslında şu anda bile davasında sonuna kadar haklı olan Zeynep; oldu mu size kötülükler kraliçesi! (Tabii yerseniz!)
Herşeyden önce dizideki bütün karakterlerle o kadar çok oynandı ki; artık her bölüm kişilik değiştiriyorlar. Bir bölüm melek olan kişi, diğer bölüm katil olabiliyor. Örneğin Barış… Kendisi gri bir karakter olarak hayatımıza girmiş, ünlü bir holdingin üst düzeyindeki adamlardan birini temsil etmektedir. Yerine göre sinsi, çıkarcı olmasının yanı sıra kendisi Cemre'ye deli gibi aşık olmuştur. Çağdaş Bey'in çok büyük bir başarı ile canlandırdığı Barış karakteri; o kadar çok beğeni almaya ve taraftar toplamaya başlamış bir hale geldi ki; senaristlerin acilen bu duruma el koyması gerekti. Öncesinde kendisinin neden çıkarcı bir adam olduğuna yönelik, çok mantıklı ve yerinde açıklamalar, izleyici için onu daha da cazip hale getirmişken, adamın imajı tek bölümde çizilmeye çalışıldı. Adamı nasıl kötü göstereceklerini şaşırdılar. Malum Kuzey'den daha karizma sahibi ve daha çok sevilen bir karakterin yükselmesi kabul edilemezdi.
Bir bölüm Cemre'ye deliler gibi âşık olduğu her halinden belli olan Barış, diğer bölüm iş yerinde kirli oyunlar ve dolandırıcılıklara imza atarken, sanki Cemre'yle de çıkarları için evli kalıyormuş gibi gösteriliyor ve onu Kuzey'i hapise attırmakla tehdit ederek kendisiyle zorla evli kalmaya mahkum ediyor,bir sonraki bölüm merhamete gelip sevdiği kadının Kuzey ile birlikte gitmesine ve özgürlüğüne kavuşmasına vicdanının sesini dinleyerek izin veriyor ve Cemre'nin geri döndüğünü görünce yüzünde beliren o masumiyet ve mutluluğu yansıtmaktan geri durmuyor, sonraki bölüm ise çıkarları için Burak'ın arabasını bozup onun ölüme gitmesine sebep olacak bir canavara dönüşebiliyor ve bla, bla diye gidiyor bu değişimler. Anlayacağınız Barış karakteri tek bölümde katil olabilecek bir potansiyele sahip, kötü ve taş kalpli bir adama dönüştürüldü. (Tabii yerseniz!) Bu durum neredeyse tüm karakterler için geçerli… Kişiliği değişen değişene… Sonuç olarak dizide oturmamış taşları; sürekli olarak kişilikleri değiştirerek yerine oturtmaya çalıştıkça, dizi daha da batmaya başladı.
Ayrıca nerede görülmüş sosyetenin tanınmış simalarından, büyük bir holdingin ortaklarından olan genç ve ünlü bir iş adamının, bir otelin otoparkına inip kendi elleriyle öldürmek istediği adamın arabasını bozduğu? Bunu yapacak adamları yok mudur yani onların ya da bu pis işleri yapacak birilerini bulmak yerine, bu işi kendi elleri ile yapmaya kalkacak kadar salak bir adam olabilir mi? Eğer bu dizinin adı; Kuzey Güney ise; bal gibi olabilir tabii ki. Kaldı ki öldürme nedeni bile o kadar anlamsız ve de komik ki… Başı dolandırıcılıktan dolayı derde girmesin diye cinayet işleyen, ünlü ve zengin bir iş adamının paradoksuna gelin sayın seyirciler…
Neticede bu dizinin bütün karakterleri, üstüne üstlük jest sosyetenin tamamı; tüm sorunlarını, sırlarını, çözülmesini istedikleri davalarını, vb. Kuzey'e havale edecek kadar çaresiz ve kimsesiz haldelerse; burada (yani senaryoda) ciddi anlamda bir sorun var demektir. Yahu nerede görülmüş, Koç ya da Sabancı Holding'den birilerinin işlerini bu kadar ayağa düşürdükleri? Hiç mi adamları yok? Çevrelerinde bir tane bile mi akıl verenleri, yardım edenleri yok? Özel dedektif tutacak paraları bile mi yok ki; tüm bu alengirli işler için koşa koşa Kuzey'e gidiyorlar. Son bir çare ile ona sarılıyorlar. Kendi polis ahbapları yok diyelim, emniyete gidip şüphelendikleri mevzuları anlatıp, soruşturmanın gizli kalmasını isteyecek avukatları dâhi mi yok? Saçmalığın daniskası… Direk absürt komedi… Kuzey kim? Neden süper kahraman özellikleri varmış gibi yazılıp çiziliyor? Fantastik bir film ya da dizi olsa bile bu kadarı fazla olur. Twilight'ın vampir Edward'ının bile yapacaklarının bir sınırı varken, Kuzey'in bu mükemmel güçleri hangi gezegenden geliyor?
Bütün bunlara ek olarak dizide Cemre'nin yaptığı bütün hatalar, bencillikler, Barış'ı sırf Kuzey'i kıskandırmak için kullanıp, onunla evlenmesi, Barış'ın duyguları ile oynaması; Cemre'ye hak görülürken, Zeynep'in Kuzey'e olan aşkından ve canı yandığı için yaptığı oyunlar onun: "kötü kadın, adi kadın, o..pu, vb." olarak adlandırılmasına neden olmaktadır. Cemre'nin hataları: "Ama o Kuzey'e deliler gibi aşık; o nedenle bunları yaptı!"diye mazur görülürken, Zeynep'in aynı nedenle yaptığı hatalar; onun çirkin yakıştırmalardan kurtulmasına yetmiyor ne yazık ki! İki yüzlülük ve çifte standart da burada devreye giriyor zaten…
Sonuçta olarak Kuzey ve Cemre'nin yaptığı büyük hatalar; senaristler tarafından öyle güzel kapatılıyor ki; onların bu hataları yapmaya hakları var sanırsınız. Neden? Çünkü onlar başrol aşıkları.. Bu nedenle diğer karakterlere her türlü yamuğu, yanlışı yapabilirler, her türlü kazığı atabilirler, onları mağdur da edebilirler. Özür dilemek mi? Haşa! Böylesi iki başrol aşığı; nasıl olur da haksızlığa uğrattığı kişilerden özür diler? Hem o mağdurlar bu haksızlıkları hak etmediler mi? Neticede iki aşığın arasına bilerek ya da bilmeyerek girme gafletinde bulundular. Hem bakın Zeynep'in içine cin de girdi. Dünyanın en iyi kalpli kızı, birden kötülükler yapmaya başladı. Barış deseniz, Burak'ın arabasının ayarları ile oynadı, çocuk uçurumdan yuvarlandı. Siz hâlâ bunlara "mağdur" mu diyorsunuz? Cık cık cık! Çok ayıp! Her bölüm için ne yazılıyorsa; ona inanacaksınız, başroldeki iki şahıs dışındaki hiçbir karaktere sahip çıkmayacaksınız, çünkü bir sonraki bölüm o karakter elinizde patlayabilir. Her zaman, her koşulda haklı olacak olan sadece iki kişi (yani Kuzey ve Cemre) olacaktır. Uyarmadı demeyin…
Aslında olayın özü ne biliyor musunuz? Çok basit. Konu bitti. Hem de geçen sezon bitti. Kuzey Güney'in 2. sezonu hikâye anlamında baştan itibaren topallıyor. Bu nedenle de senaristler; kendi yarattıkları karakterleri değiştire değiştire bir hâl oldular. Başladığı dönem gibi olmasa da; belli bir reyting alıyor diye, hikâyeyi bu kadar zorlamanın ve işin özünden uzaklaştırmanın ne alemi var? Kendi izleyicisine saygısızlık yapmaktan başka bir şey değil şu son aylarda yazılan senaryo… O nedenle bu sözüm yapımcılara ve kanal yöneticilerine: Reyting almadığında hiç acımadan ve final bölümü bile çekmeye gerek duymadan yayından kaldırdığınız diziler, nasıl o yapımın izleyicisinde büyük bir hayal kırıklığı yaratıyorsa; sırf belli bir reyting skalasını tutturuyor diye, bir hikâyeyi ite kaka sürüklemeye çalışmak da aynı şeye neden oluyor. Ne demiş büyüklerimiz? "Tadında bırakın!"
Katharsis
Dikkat! Yasal Uyarıdır:Bu blogda yayımlanan tüm içeriğe ilişkin haklar blog kullanıcısına (üyesine) ait olup, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun koruması altındadır. Bu blogdan ancak kullanıcının adı ve blog adresi kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Aksi takdirde her türlü hukuki ve cezai sorumluluk alıntıyı yapana ve yayımlayana ait olacaktır.