- Kategori
- Siyaset
Kemal Kılçdaroğlu'nun suçu ne?

Fatmagül'ün hikayesi kadar trajik bir hikaye bu. Dersim'de yaşanan katliamın mağdurlarından biri olan Sayın Kılıçdaroğlu, bugün o katliama imza atan partinin iliştirilmiş genel başkanı...
Söylendiğine göre, Kemal Kılıçdaroğlu kendi ailesinden yetmiş kadar kişiyi kurban vermiş Tek Parti Cumhuriyetine... Geriye kalanların ne kadarının nereye sürüldüğünü tam olarak kendisi de bilmiyor.
Bilmediği için de dönemin Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangile sormuş Sayın Kılıçdaroğlu... Basına yansıyan bu "trajik röportaj"da Çağlayangil, fareler gibi zehirledik, diyor, Kılıçdaroğlu'nun akrabalarını. Gidenler nereye gitti, söylemiş mi onu bilmiyoruz.
Güç o kadar büyük ve o kadar acımasız ki, ölenler ölüyor ama kalan sağlar da, bu gücün "ihtişamına" hayran oluyor. Yaşamak adına, cellatlarına tapınmaya başlıyorlar.
Bu katliamdan her nasılsa kurtulan biri Sayın Kılıçdaroğlu... Ailesinden öldürülen yetmiş kişinin içinde, yaşı itibariyle kendisi olmasa da, kendisini doğuran annesi veya babası da olabilirdi. O zaman da Sayın Kılıçdaroğlu olmazdı bugün, ne CHP'nin başında ne de hayatta...
Başbakan Erdoğan'ın devlet adına özür dilemesinden sonra, iktidarın en yakın adayı olmak durumundaki anamuhalefetin lideri olan Sayın Kılıçdaroğlu, geçmişin trajedisi ile, günümüzün siyaseti arasında bir yerde kaldı.
Herkes ona yükleniyor ama onun da bir suçu yok. Var diyorsanız, o zaman söyleyin bakalım; Sayın Kılıçdaroğlu'nun suçu ne?...
CHP'nin başına geçmek mi?
Dersim hakkında sessiz kalmak mı?
CHP'nin mirasını reddedemeyip, kendi ailevi mirasını reddedmesi mi?
Bunlardan hangisidir Sayın Kılıçdaroğlu'nun suçu!... Onu, bir gecede CHP'ye genel başkan yapıp sonrada karşısına geçerek "nanik" yapanların hiç mi suçu yok!
Sayın Kılıçdaroğlu'nun, katliamdan daha da beter olmak üzere, fikren ve ruhen iğfal edilmiş bir toplumun temsilcisi olarak, tecavüzcülerle aynı "mahallede" yaşamak zorunda kalmış dizi kahramanı "Kerim"den farkı var mı?
Söyleyecek çok şeyi var ama söyleyemiyor. Yapacak çok işi var ama yapamıyor. Onu, azgın bir atın üstüne bindirenler, atın dizginlerini eline vermiyor.
O da, bir rodeo atı gibi zıplayıp duran bu atın üzerinden düşmemek için bütün kemiklerinin yer değişmesi pahasına çabalayıp duruyor.
Söyleyin bakalım şimdi; suç kimin?
Hiç beklemezken şu azgın rodeo atına bindirilen Sayın Kılıçdaroğlu'nun mu?
Onu bu azgın ata bindirip dizginlerini eline vermeyenlerin mi?
Yoksa, atın mı?
Ha, söyleyin suç kimin?