Kemal Kılıçdaroğlu'nu İkna Edici Buldum / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '10

 
Kategori
Siyaset
 

Kemal Kılıçdaroğlu'nu İkna Edici Buldum

Kemal Kılıçdaroğlu'nu İkna Edici Buldum
 

Kemal Kılıçdaroğlu, olağanüstü bir aksilik olmadığı takdirde, 22.05.2010 tarihli CHP’nin olağan kurultayında, CHP’nin yeni genel başkanı olacak.

Yıllardan beri izlemiş olduğumuz CHP, “kemikleşmiş yapısı gereği, o eski alışkanlıklarını sürdürecektir” diye düşünürken, dün yapılan İl Başkanları toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ezici olarak ifade edebileceğimiz bir destek çıktı. Kamuoyundaki genel eğiliminde Kemal Kılıçdaroğlu’n dan yana olduğunu düşünürsek, doğru bir zamanlama ile, parti içerisinde sıkışan gazında etkisiyle, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, siyaset sahnesine ve CHP’ye yeni bir heyecan getirecektir diye düşünüyorum.

Dün gece geç saatlere kadar süren “Teke Tek” programında, Fatih Altaylı’nın sorularına yanıt veren Kemal Kılıçdaroğlu, genel anlamda iyi bir performans ortaya koydu.

Vesayet sisteminin varlığına ve kalıcılığına yol açan 12 Eylül anayasası bir tarafa,

Anayasa değişiklik paketi ve önümüzdeki referandum süreci de bir tarafa,

Kemal Kılıçdaroğlu, diğer hususlarda kendisine yöneltilen sorulara son derece yalın cevaplar verdi. Anlaşılabilir, ikna edici ve iddialı yaklaşımlar çerçevesinde kamuoyuna mesajlarını gönderdi.

Ve ilk defa CHP’nin iktidara aday bir parti olduğu telaffuzunu bu denli net bir biçimde gördük.

İşsizlik, yoksulluk, üretim, paylaşım, nüfuza dayalı zenginleşme v.b. konuları merkezine alarak, toplumun “ötekileştirilmiş” kesimlerine yönelik yoğun bir siyaset izleyeceğini adeta üstüne basarak ifade etti.

Benim ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun mesajlarından yakalamaya çalıştığım bazı noktalar vardı ve bu yöndeki sorulara vermiş olduğu yanıtlarla şahsımı ikna ettiğini söyleyebilirim Kemal Kılıçdaroğlu’nun.

Neydi benim beklentim?

Öncelikle beklentim, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP içerisinde zerresi olmayan parti içi demokrasi eksikliği yönündeki yaklaşımı beni memnun etti. Deniz Baykal liderliğindeki CHP’de, dar kadrolculuk alıp başını gitmişti. Aykırı bir ses, yönetime muhalif bir çıkış derhal partiden atılmakla karşılık buluyordu. Deniz Baykal liderliğindeki bir CHP yönetimine, parti içerisinden eleştiri yapacak olan bir siyasinin, siyasi hayatı derhal noktalanıyor ve bir daha siyasete geri dönme şansı kalmıyordu. Örnekleri gırla. Kemal Kılıçdaroğlu parti içi demokrasi hususunda son derece net bir tavır koydu ortaya. Tabandan başlayan bir mücadele ile herkes eşit bir şekilde parti içerisinde yükselme şansına sahip olacak. Böyle bir tavır, üzerine ölü toprağı serpilmiş olan CHP örgütlerini hareketlendirecektir. Bu yöndeki eğilimin hayata geçmesi ile birlikte diğer partilerdede, parti içi demokrasi anlayışı geçerli olmaya başlayacak ve bir ölçüde ülke demokrasisine önemli bir katkı sağlanacaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir başka ikna edici yönü ise partinin küskünlerine kapıyı açmasıydı. Deniz Baykal döneminde partiden bir şekilde kopmuş, siyasetin dışına itilmiş, başka yerlerde kendisine yer arayan isimleri, tekrar partiye davet etme isteğiydi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu yaklaşımını son derece doğru bir girişim olarak nitelendiriyorum. Zira düşüncelerine değer verdiğimiz bir çok insan, CHP içerisinde aktif hale geldiğinde, bu durumdan ülke demokrasisi kazançlı çıkacaktır. Pek tabiki böyle bir girişimsel süreç, şu anda parti içerisinde aktif pozisyon sahibi olan siyasetçilerin konumunu sekteye uğratacaktır. Lakin ölümden öte köy yok. Mevcut CHP yönetimi ve Deniz Baykal başarısız olmuşlardır. Mevcut yönetimin ve Deniz Baykal’ın en iyi başardığı şey, kendi yanlış siyasetleri ile ortaya çıkarmış oldukları bir seçmen tabanıydı ve Deniz Baykal ile ekibinin birkaç argümanı vardı bu seçmen tabanında ilgi çeken. Bir tarafta laiklik, diğer tarafta bölücülük. Bu iki argüman üzerine oturtulan siyaset anlayışı, genel seçmen tabanında çokda fazla ilgi uyandırmıyordu. Kaldıki mevcut CHP yönetimi ve Deniz Baykal’ın, bu iki argümana bel bağlamalarına karşın, genel seçmen tabanında inandırıcı olamadıkları malum bir gerçektir. Kemal Kılıçdaroğlu inandığı doğruları ve bu doğruları ifade ediş biçimi ile öyle sanıyorumki genel seçmen tabanında daha fazla sempati uyandıracaktır. Kimi politikalarını ve izleyeceği siyaseti belki çok sert eleştireceğiz ama önemli olan insanları ne denli ikna edebileceğidir.

En azından ben, kendi şahsım adına söyleyecek olursam, Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki bir CHP’nin, parti içi demokrasisinin oldukça iyi bir noktaya doğru evrileceğine ikna olduğumu söyleyebilirim.

Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’de, yine Kemal Kılıçdaroğlu’nun mesajından ikna olduğum kadarı ile partinin gençleştirilmesi hususu öncelikli bir çalışma olarak hayata geçirilecek. Yaş ortalamasının 65 ila 70 olduğu bir CHP’nin, en önemli sorunudur yaşlı insanların partiye hakim olması. Zira Kemal Kılıçdaroğlu, gençlere kapıyı açarak ve siyasette yükselmelerini sağlayarak ülke siyasetine önemli bir katkı sunacağı kanaatindeyim.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifadelerinden edinmiş olduğum en önemli noktalardan biriside, koltuğa yapışmayacağı yönündeki net tavrıydı. Seçimi kaybettiği anda koltuğunu bırakacağına dair kesin bir yaklaşımı vardı Kemal Kılıçdaroğlu’nun.

Şu yukarıda bir nebze olsun ifade etmeye çalıştığım izlenimlerim neticesinde Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki bir CHP’ye oy verir miyim?

Liderlik şüphesizki ülkemizde halen önemli bir objedir. Birçok insan, salt Kemal Kılıçdaroğlu’nun o kendine has alçak gönüllü, mütevazi tavrına ilgi gösteriyor. Bu sebeple CHP’nin oylarını artıracağı kesin. İktidar alternatifide olabilir Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki bir CHP.

Ama benim, CHP’ye oy verebilmem için en azından;

-Bu kurultayda Parti Meclisinin hangi isimlerden oluşacağı,

-Seçime bir yıl var ve bu süre zarfında, Sosyal Demokrat kimliği ile tanınmış isimlerin CHP’ye icabetleri,

-Partinin hızlı bir şekilde gençleştirilmesi,

-Kürt Politikasının güvenlik eksenli bir sorun olarak tanımlanmasından CHP’nin arındırılması,

-Azınlık Hakları,

-Vesayet ile arasına koyacağı veya koymaya çalışacağı mesafe,

-Yeni bir anayasa projesi,

-Demokrasiyi amasız olarak, her koşulda sahiplenme,

-Toplumun ötekileştirilmiş kesimlerini partiye hakim kılma çabası,

-Ergenekon Davasının sulandırılmaması ve faili meçhul cinayetlerin üzerine koşulsuz olarak gidilmesi,

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..