- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kendimi yabancı hissettigim anlar

Iki yol birbirini kesiyor. Dort kose de dort ev. Ucu Sivasli, Biz Zarali. Zara'nin Danisik Koyu'nden. Ama ben, orada, o dortyol agzinda ki evlerin birinde dogmusum. Kendimi hic yabanci hissetmedim. Manukyanlarin, Osman Efendilerin, Seher Teyzelerin torunlari kadar, ben de Gokce Bostanliydim. Oyle olmasa; yana tutusa Gokce Bostan, Gokce Bostan diye diye, olur olur dirilir miydim?
Sonra, Hediye Teyzelerin evine gittik. Kosedeki bakkalin ogullari, onlarin arkasinda amcamlar, tam karsimiz da oturan komsular... Hepsi de Sivasli. Hic yabancilik hissetmedim.
Ilk okul da, sinif arkadasim, kalin dudakli, koca koca gozlu Yasar evimize geldi. Karacayirlilar'in evine. Anam icin gizlice, bizim besleme, dedim. Yasar bana; biraz, yalan soyleyecek, anama evin beslemesi (hizmetci) diyecek kadar, yabanci gelmisti.
Sonra Bursa'ya gittik. Aha!... Butun Mahalle Bulgaristan gocmeni. Cek, cak, cegiz, cagizli konusuyorlar. Bizim; gidek, kalak, inek li aksanimizla dalga geciyorlar. Kurt diye, Sivasli, diye. Artik konu komsu, bizi soran olursa;
-Sivaslilar surada oturuyor, diye tarif ediyorlar.
Yabanciydik..
Bursa'dan donduk. Gokce Bostan'a, Alibaba'ya gidemedik. Babam ev bulamamis. Sokaga cikamiyoruz.
Dilimiz cok kibar. Cek, cak, cegiz, cagizla konusuyoruz! Simdi de Sivaslilar bizimle dalga geciyor.
-Cikolata, cikolata...
Eve kapandim. Ha bire ders calisiyorum.
Sivas'in yabancisi olduk mu?
67 Evlere gittik. Avniler, Osmanlar. Cerkez Savaslar. Iyi, hos ama, biraz yabancilik var. Onlar gibi camiye gitmiyoruz. Oruc olmadigimizi gizliyoruz. Bize gelen akrabalarimiz Turkce konusmuyorlar sa utaniyoruz. Hem yabanciyiz, hem degiliz!
Hava Harp. Artik dil, dis degil, ne dusundugunu soruyorlar. Ya sagcisin, ya da solcu... Bizim kisim da Ferhat diye bir oglan var. Disari da ki arkadaslarini anlatiyor... Bir de, bir sinif onceden kalma, kisa boylu, kafasinda o yasta saclarini dokmus bir oglan daha... Ikisi de bize gore alim, bilgin, dusunur. Ikisini de birileri geldi, aldi, goturdu. Bir daha gelmediler!
Onlara, oburlerine yabanciyiz. Ne konusuyorlar, anlamiyoruz.
Kutahya'da biraz, Baglarbasi'da daha az yabanci oldugumuzu hissettik. Bir ara Trabzon'dayim. Ramazan. Gece yarisi yandaki kahveden bagiriyorlar;
-Dunnu gugu... Cifte direk... Onbir...
Yabancisiyiz. Bilemiyoruz tombala oynadiklarini.
Italya'ya gittik. Gece yarisi gece klublerini dolasiyoruz. Bana kapida ki Italyanlar, yabanci numarasi yapma len, demeye getiriyorlar...
Almanya da, yabanciyiz. Turkum diyorum, Ingilizce. Tren istasyonu neresi? Yuzume iyicene yabanci yabanci bakiyorlar. O zamanlar, pek Ingilizce konusan Turk gormemisler!
Bazi yerlerde de yabanciyim demene gerek yok. Japonya da, yabanci olmaktan keyif aldim. Hindistan da korktum.
Birkac yil oncesine kadar, Avrupadan buraya geliste, Avrupa hava alanlarinda hep urkerdim. Yabanciydim. Ucak bir an once kalksa da gitsek!
Buraya indigimde rahatlardim. Bir keresinde baktim, keyiften islik caliyorum.
Bir yerlere giderdik, aksanimiz hoslarina giderdi.
Yabancilik hissetmezdik.
Simdi. Cocuklar rahat. Kari rahat. Ben yabanci.
Hem kara, hem kuru, hem aksanli. Tam yabanci.
Hele hele, gelip de kapima, sen yabancisin, deyip, elime kelepce taktilar ya? Iyicene sogudum...
Gokce Bostan'i cok ozledim...
25 KASIM, 2002 PAZAR, BILOXI