- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kendine iyi bak ...

Son zamanlarda insanların selamlaşma biçimi değişti, daha önce yazmıştım;
Bazı insanlar karşılaştıklarında tekeler gibi kafa tokuşturuyorlar, ne anlama geliyor anlamıyorum.
Adam gibi samimiyetle içten sevgi ve saygıyla sarılıp öpüşmelere ne oldu acaba?
Veda kelimelerimiz de değişti, hoşçakal, iyi akşamlar iyi günler yerini
Yabancı kısacık bir kelimeye bıraktı “Bay bay” yani “by by”
Hele asaleti belli bazı kesimlerin bir söyleme biçimi var ki tam bir ucube ”baaayyy”
Ayrılırken vedalaşırken herkes kendine göre bir kelime ya da cümleye bağlanmış,
Benim de son derece sık kullandığım bir cümle var “Kendine iyi bak”
Yaşamın zorluğundan bizzat yaşanan sorunlardan sonra kullandığım bir cümledir;
Yani benim yaşadıklarımı yaşama, der gibi.
Düşünsenize yaşam ne kadar zor ne kadar karmaşık bir olgudur.
Nefes almanın bile güç geldiği anlar olur, sizde de olmaz mı?
Kaçmak, bir kuşun kanadına takılıp olabildiğince uzaklara kaçmak istemez misiniz?
Ben çok isterim, gittiğim yerde ne yapacağımı bile düşünmeden isterim.
Arkama bile bakmadan, yolcu eden var mı yok mu bilmeden, el bile sallamadan gitmek…
Oysa bir tatlı söz bir tatlı gülücük tebessüm tutar insanı hayatta,
Ayrılmak gitmek ne kelime “sadece bir el sallayıştır” yaşamak,
Sonra yaşamın her karesinde yaşadığın tüm güzellikler gelir aklına, şaşar kalırsın
Gitmekle kalmak arasında, ilk tatlı kelimeyi kullanırsın farkına bile varmadan
“Kendine iyi bak”
Ne garip değil mi kime sorarsanız sorun dünya için ne diyecektir? “Yalancı dünya”
Bu yalancı dünya da şu cümlenin güzelliğine ne denir ki” Kendine iyi bak”
Son zamanlarda o kadar çok şey yaşadım ki, çalışma hayatıma başladığım günden bu yana yani emekliliğime ve şu saate gelişime kadar; acıların her türlüsünü, ayrılıkları ihanetleri hastalığı vefasızlığı, riyakârlığı sahtekârlığı aşkı sevdayı seksi tehlikeyi çaresizliği, yaşadım hala da yaşıyorum bölük pörçük anlarıyla…
İnsanoğlu yaşamın her haline o kadar çabuk alışıyor ki sanki üzerine meşhur bir terzinin diktiği giysi gibi yapışıveriyor yaş dediği sayıların her toplamı sırasında…
Yapabildiklerine “şükür” çekiyorsun yapamadıklarına hak etmediklerine “sabır…”
Biran kendinden vazgeçiyorsun başkalarının başka yerlerde başka başkalarıyla yaşadıklarını düşünüyorsun.
Gidenleri sevdiklerinin zamansız ayrılışlarını, senden kopuşlarını terk edişlerini, zor zamanlarında “toz” oluşlarını, yalnız olmadığını anlıyorsun o zaman…
Düşüncelerin bile senin yalnız kalamayacağını yalnız olmadığını gösterdiğinde işte şu güzelim cümleye bağlayıp duruyorsun “Kendine iyi bak.”
Niye kendim için kendine iyi bak ki beni şu yalan dünyada yalnız bırakma, anlamında…
Güç veriyor ya da seni rahatlatıyor mu, niye yalan söyleyeyim karşımdakinin içten ev samimi söylediğini anladığım anda değmeyin benim keyfime, rahatlamak ne kelime uçuyorum mutluluktan…
İşte o andan itibaren bana ne beni niye ilgilendirsin, her koyun kendi bacağından asılır, diyemiyorum, kendimizin yaptığı gibi herkes sevgiyle baksın sevgiyi arasın sevgiyle yaşasın mutlu olsun mutlu etsin mutlu yaşansın istiyorum. Çok hoş değil mi? Anahtar cümle, “Kendine iyi bak.”
Yaşam çok zor, giden gelmiyor, şöyle bir düşünsenize; kısacık ömür…
O halde derdiniz ne?
Bırakın hayvanlar gibi toslaşmayı sarılın birbirinize,
Garip ve anlamsız bir yabancı kelime ile veda etmeyi de bırakın,
Gülerek içten bir güle güle, gözlerinin içine bakarak ellerini tutarak allahaısmarladık demek, iyi geceler tatlı rüyalar demek kadar güzel ne var ki? Dostluk arkadaşlık sevgi saygı kadar anlamlı ne var ki?
Yalnızlık ölüm gibidir soğuk ve anlamsız, o halde en güzel temennilerle seslenmek yani benim yaptığım gibi “Kendine iyi bak” demek gerekiyor…
Kendimizi için onun için herkes için, dostluk için sevmek sevilebilmek için,
Yaşamın son dalgası “el sallanışa kadar…”
Sağlık sıhhat mutlulukla ama daima sevgiyle kalın.
Erdoğan Özgenç