- Kategori
- Kentleşme
KENT KÜLTÜRsüzlüğÜ
Mesleğimin eğitimini aldığım yıllarda bize öğretilen bir tanım vardı: Kültür nedir?
Tarih boyunca yaratılagelen her şey kültürün bir parçasıydı öğrendiğimize göre ve bunların aktarılabilmesi için kullanılan tüm araçlar.
Bu sabah işe gelirken gördüklerimi anlatmak istiyorum biraz. Sabahın erken saatlerinde evimin kapısından adımımı attığım anda başlayan, günümün güzel başlamasını engelleyen sebeplerden.
Apartmanın içinde karşılaştığım komşumun, selamıma cevap vermemesini anlamlandıramadığımdan bahsetmek istiyorum. Oysa biz hiç de böyle öğrenmemiştik ailemizden, ya ailemin bana verdiği eğitim ile ilgili bir hata vardı ya da başka bir şeyde.
İstanbul’un merkezi sayılan semtlerinden birinde çöplerin haftada sadece iki kere toplanmasından ve diğer günler çöpümü çıkarabileceğim bir konteyner bulunmamasından söz etmek istiyorum. Bir çöp gününü kaçırırsam eğer evimin çöp ev olmasından korkuyorum.
Otobüse binmek için sıraya girdiğimde kendini önüme atan, herkesten önce otobüse binmesi gereken insanları anlatmak istiyorum.
Şoförlerin kurallara uymadan, çılgınlar gibi araç kullanmalarından, yolcu kapmak ya da erken varmak için olmadık tehlikelerle bizleri karşı karşıya bırakmalarını konuşmak istiyorum.
Tam “kazasız belasız iş yerime ulaştım, şöyle rahat bir nefes alabilirim artık” derken, eller havaya (!) modunda bangır bangır müzik dinleyen iş arkadaşlarımdan yakınmak istiyorum.
Ve gün boyu karşıma çıkan rahatsızlıkları birilerine şikayet etmek. Gamsız insanları, işini düzgün yapmayanları, pis lokantaları, kalitesiz hizmeti, bozuk yolları, kazılmış doğalgaz çukurlarını, saçma sapan televizyon programlarını, gürültüyü, kirliliği, saygısızlığı…
Sıkıntı üstüne sıkıntı yaratan binlerce şeye karşı avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.
Bütün bunların kültürümüze yama yama ekleniyor olmasına içerliyorum.
Çocuklarımızın kendilerine selam verenlere garipseyerek bakmalarından endişeleniyorum.