​ Kent yorgunu / Kent Yaşamı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '06

 
Kategori
Kent Yaşamı
 

Kent yorgunu

Kent yorgunu
 

“Bu kente şaşırıp duruyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Bu durum beni altüst ediyor. Oysa doğduğum kent burası. Uzun yıllarımı burada geçirdim, küçüklüğümden bildiğim yerler var ama yeterli değil bu akışa ayak uydurmak gerek yoksa en iyi bildiğiniz yeri bile tanıyamıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki üzerinden asma yollar, köprüler geçmiş, gökdelenler dikilmiş top oynadığınız çayırlıklara”[1] Orhan Duru, kentin değişimi karşısında şaşkınlığını ve duyduğu tedirginliği dile getiriyor. Kent insanının, yaşadığı yerle hep böyle bir problemi var. Ne kentin gelişmesini, değişmesini kabul etmek istiyor ne de vazgeçmek, başını alıp gitmek istiyor. Şaşkınlıkla birlikte sürekli isyan ediyor. Kentin hızlı temposunda, soruları sorgularıyla birlikte yaşamını sürdürüyor. Bunu daha çok ‘taşı toprağı altın şehir’ İstanbul yaşıyor.

Sürekli gelişim gösteren, büyüyen İstanbul, çoğu zaman vazgeçilmez olmakla birlikte terkedilme olgusuna da sürekli açık. Şairin gözleri kapalı dinlediği İstanbul yoktur artık ya da Beyoğlu eski beyefendilerini çoktan kaybetmiştir. Kırdan gelen aradığını bulamaz kalır, zaten kentli olan, kentin gidişatıntan hiç memnun değildir ama alışmıştır bir kere. Hep şikayetçidir, hep gitme üzerine kurmuştur planlarını, daha da yerleşmektedir aslında. İstanbul değişmiştir ve değişmeye devam etmektedir.

Türk sineması da nasibini almıştır bu durumdan. İstanbul Türk Sineması açısından da bir merkez oluşturur. Hikayelerin büyük çoğunluğu İstanbul’da geçer. Özellikle Yeşilçam melodramlarında İstanbul romantik fon olarak kullanılmış, konaklar, varlıklı ailelerin yaşadığı yalılar, mekan olarak seçilmiştir. Zengin aile çocuklarının hızlı yaşantılarının anlatıldığı, yozlaşmaya başlamış bir şehirdi. İstanbullu olan ve olmayan arasında keskin bir ayrım vardı. Istanbullu olmak yalıda oturmak, düzgün bir Türkçeyle konuşmak, varlıklı diğer ailelerle toplantılar, yemekler düzenlemek, sosyal aktivitelere katılmak iken, İstanbullu olamamak ise gecekonduda yaşamak, kırsal yöreye ait alışkanlıklardan vazgeçememek ve kültürel çatışmalara sürekli maruz kalmaktı. Bu filmlerde keskin bir zengin-fakir ayrımı da vardı ve fakir olanın göç etmişliği özellikle belirtilmese de İstanbullu olduğu vurgulanmazdı. Şive, kılık kıyafet, günlük hayattaki alışkanlıklarıyla nereli olduğunun resmi çizilirdi.

90 sonrasında durum farklılaşmaya başlar. İstanbul kent olarak içinde, kırsal yapıyı da barındırıyor olması, varoşuyla, kenar mahalleleriyle, arka sokaklarıyla bir bütün olarak kent olma çabası, 90 sonrası Türk sinemasına da yansımaktadır. Öyle ki Mustafa Altıoklar'ın Ağır Roman’ında bir İstanbul gerçeği sunulurken, Kudret Sabancı’nın Lalelide Bir Azize’de, Serdar Akar’ın Gemide’sinde başka bir İstanbul gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Ya da Haliç kıyılarında İstanbul’un vazgeçilmezi olan Hisar’da hem İstanbul’un muhteşem siluetini hem de bu muhteşem yapı içinde yalnızlığa itilen bireyi görüyoruz. Özellikle Derviş Zaim, Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan, Serdar Akar gibi yönetmenler şehrin diğer yüzünü, kentsel ve kültürel özellikleriyle ve gerçeklik boyutuyla sinemaya aktarmışlardır. İstanbul kent olarak insanıyla, kargaşasıyla, kültürel boyutuyla, modern yapısıyla, yabancılaşan bireyi ile sinemada yer bulmaktadır. Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak’ında, Derviş Zaim’in Tabutta Rövaşata’sında, Serdar Akar’ın Gemide’sinde Zeki Demirkubuz’un Masumiyet, C-Blok, 3. Sayfa filmlerinde modern kent insanı, kentli olmanın getirdiği psikolojik bunalımı, binalar ve bloklar arasında kalan bireylerin yalnızlığı, topluma ve kendilerine yabancılaşması vurgulanmaktadır.

Öyle ya da böyle kentte yaşamanın getirdiği bu zorluklar, yalnızlık, korku, tedirginlik ve kentin insanın üzerine çökmesi gibi duygular kaçınılmaz oluyor. Kent yorgunlarının bu duygularla yaşamakta zorlandığı ve pes ettiği anda ise o kenti hele hele İstanbul’u terketmek ise bir o kadar zor olmakta.

[1] “Orhan Duru, İstanbulin s:39” Sarıbay, Ali Yaşar, Kent: Modernleşme ile Postmodernleşme Arasındaki Köprü , Editör:Yıldırım Ferzan, Kentte Birlikte Yaşamak Üstüne, s:37’deki alıntı.

 
Toplam blog
: 55
: 555
Kayıt tarihi
: 07.06.06
 
 

Web editörü. İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri mezunu. TV kanallarında yap..