- Kategori
- Deneme
Kerpiçten Padişah
İsrailoğulları’ ndan birisi vefat etmiş, iki oğlu kalmıştı. Adamın bıraktığı köşkün içinde, iki kardeş münakaşa ediyorlardı. O sırada, köşkün duvarlarındaki kerpiçlerden biri dile gelip şöyle dedi:
“ Bizim için hiç münakaşa etmeye değmez. Ben bir zamanlar padişahtım. Vefat edip kabre konuldum. 300 sene padişahlık yaptıktan sonra kabre konulunca, kabirde de 130 sene kaldım. Orada çürüyüp toprak oldum.
Sonra bina yapmak isteyenler beni oradan alıp kerpiç yaptılar. Bir binanın duvarında 40 sene kerpiç olarak kaldım. Bina yıkılınca beni bir yola fırlatıp attılar. Orada da gelip geçenin ayakları altında 30 sene toprak olarak kaldım. Beni tekrara kerpiç yapmak üzere oradan aldılar ve kerpiç haline getirdiler.
Şimdi kerpiç olarak buradayım. Bu dünya, gördüğünüz gibi kimseye kalmıyor. Benden ibret alıp birbirinizle münakaşa yapmayı bırakın da, Allah’ a ibadet edin.”
Bu söz onlara çok tesir etti. Dünyalık için birbiriyle uğraşmaktan vazgeçip Allah’ a bağlandılar. Akıllı olanlar, dünyaya gelmekteki gayenin dünyalık için mücadele etmek değil, Allah’ a kulluk olduğunu bilirler. O’ nun rızasını kazanmak için çalışır, onun manevi huzurunda secdelere kapanırlar.
Bu hikâyede anlatılanların doğru olup olmaması da mühim değildir. Ama kerpicin ağzından söylenenler şaşmaz gerçeklerdir. Bunun doğru olmadığını kimse iddia edemez. Elbette ki dünya boştur ve onun için münakaşa etmeye değmez.
Yazıma başlık ve konu olan yukarıdaki alıntı için herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. Fakat istediklerim doğrultusunda bu yazı üzerinden kendimi paylaşabilirim. Örneğin ben de“ varlık “ bilinciyle hareket etmek istiyorum. Yani öyle ya da böyle ihtiyaçlarımın bir güç tarafından karşılanacağını bilmek ve hep o doğrultuda hareket etmek. Ne güzel! Ayrıca kalıcı olanın da sadece ve sadece bu güçle bağlantın olduğunu bilmek. Ne güzel!
Gelgelelim, egom rahat durmuyor. Yarın Fethiye’ ye gideceğim. Bütün vücudum kabardı. Geçen seferde böyle olmuştu. Vücudum tepki veriyor. Çünkü birilerine; “Beni misafir edebilir misiniz? “ demek çok zor geliyor. Kabul edenlere de kendimi borçlu hissetmemek ise ayrı bir konu. Anlayacağınız uygulamada yine sınıfta kaldım.
Sonuçta bir şeyleri kişisel algılamadan, en azından yalnızca bugün için gitmekten vazgeçmedim ve yarın yola çıkıyorum. Beni asıl misafir edecek insan ne yazık ki son anda kendine göre mazeretleriyle beni reddetti. Hiç hesapta olmayan bir başka arkadaşımdan teklif geldi. Pek samimiyetim olmayan bir arkadaş bu teklifi getiren. Balıklama atladım. Hep bunlar beni yordu.
Bir tarafım egon törpüleniyor bak, üstelik yeni yakınlaşmalar için fırsat doğuyor dese de benim canım yanıyor. Annem de bu konuda “yangına körükle gidiyor “ ve bana diyor ki; “ Kovuluncaya kadar git bakalım! “
Evet, o risk de her zaman söz konusu. Maalesef risk almadan da yeniliklere yelken açılmıyor. Ne yaşanılacaksa yaşanılacak, onu da o zaman düşünürüm. Şimdilik tüm iyi niyet rezervlerimi kullanıp yola çıkıyorum. Rast gele!