- Kategori
- Anılar
Keyfi yazılar / Yaramaz çocuk

Bunu hatırlamıyorum. Ebeveynlerimin yalancısıyım. Galip diye bir arkadaşım vardı. Anaokuluna gönderiyorlarmış ikimizi. Gittiğimiz anaokulu da resmi bir kurumun müessesesi. Yağ satarım bal satarım diye bir oyun var; hani mendil alırsın, döner döner, birisinin arkasına bırakır sonra da kaçarsın. Ne garip bir oyun. Demek ki Galip ile bana da saçma gelmiş ki, biz oyun oynamak yerine ne yapmışız? Öğretmenin fırfır eteğinin içine girmişiz. Kadıncağız uyarmış tabii bizi ama iyi geliyomuş bize, hiç çıkmıyormuşuz eteğinin altından. Ne anlıyorsak artık o zamanlarda! Sonra ne mi oldu? Ebeveynler çağrıldı ve resmi kurum anaokulundan sapık iki çocuk sepetlendi tabii...
***
Çok canım sıkılırdı evde. Çok küçüktüm ve annem babam çalışıyordu. Oyunlar yaratırdım kendi kendime. Bunlardan birisi çuval oyunuydu. Kardeşimle, yatak çarşaflarından çuval yapar, bir odadan diğerine yarışırdık. Güp güp diye ses çıkardı haliyle. Alt komşu gelirdi, kapıyı çalardı. Annemle babam, kapıyı kimseye açmayın diye tembihlediğinden açmazdım ben de. Kapının arkasına bir tabure koyar, tabureye çıkıp delikten komşuya bakardım. Sonra da kapının arkasından kıkır kıkır gülerdik. İllet olurdu adam açmayınca. Napiim, açma dedi annemle babam kapıyı kimseye, haksız mıyım yani hah hah hah?
***
Uyku saati olurdu anaokulunda. Hep numaradan uyurdum. Hiç uyumazdım aslında, sağı solu keserdim göz ucuyla. Acaba biz uyurken ne yapıyorlar değil mi bilmek lazım?
***
En sevdiğim şeylerden birisi de kardeşimi korkutmaktı. Aslında kendim korkardım onu korkutmaya çalışırken. Hani o da aniden karşına çıkıyor ya sen onun karşısına çıkarken aniden. İşte öyle değişik bir ruh hali. Ama çok severdim böööö diye aniden ortaya çıkmayı.
***
İlkay'ların evinin arkasında boş bir arazi vardı. Misket oynamaya giderdim oraya elimde bir torba misketle. Çok güzel kemiklerim olurdu benim. Fakat İlkay hep üterdi beni. Sonra da pişkin pişkin ödünç bilye verirdi, oynamam için. Arkadaş değil miyiz versene işte beleşten. Hiç vermezdi namussuz.
***
Kankim vardı apartmanda. Dolmuşa binip bir yerlere gideceğiz ama çok para da vermek istemiyoruz. Çözüm olarak çok kalabalık dolmuşlara biniyorduk. Dolmuş kalabalık ya biz de ayakta gidiyoruz ya, adama hep bir kişilik para verirdik. Olur da şöför yakalarsa arada bir, bahanemiz hazırdı nasıl olsa ; " Abi biz ayakta gidiyoruz zaten!" Nasıl yani?!
***
Dershanenin olduğu sokağın köşesinde bir çay ocağı vardı. Biraz ileride de bir işhanı. İşhanının içinde bir megafon cihazı. Megafon cihazından arada bir işhanı içindeki dükkanlara çay kahve servisi yaptırırdım. Ne kötüyüm!!!
Güzel günlerdi beee...
UÖ