Kıbrıs Süreci ve Türkiye’nin Rolü / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
 

Kıbrıs Süreci ve Türkiye’nin Rolü

Kıbrıs Süreci ve Türkiye’nin Rolü
 

Kıbrıs Sorunu yarım asrı aşan, zaman içinde farklı dönemlerde soruna farklı aktörlerin müdahil olması ile dönemsel olarak boyut değiştiren ve kapsamlı çözümün dahi artık tarafların uzun-süreli dirençlerini kırmaya yeterli gelmediği bir yapıya dönüşmüştür.[1] Türkiye bu zor süreçlerde kimi zaman aktif kimi zaman pasif kalmıştır. Tarihte şu açık gerçektir; Adnan Menderes’li Türkiye döneminde Kıbrıs Türklerinin haklarını resmi boyutta geri almada başarılı bir adım olmuştur. 

1963 yılında Kıbrıslı Türklerin yönetimden çekilmesi ile fiilen Kıbrıs Cumhuriyeti yıkıldı. Yıl 1974’e geldiğinde durum artık Türkiye’nin olaya müdahalesinin gerektiğini belirtiyordu. Yıl 1974’teki Türkiye’nin girişimine ‘‘Kıbrıs Harekâtı’’ ya da ‘‘Kıbrıs Barış Harekâtı’’olarak tarihe geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti harekâtın Zürich ve Londra Antlaşması’nın IV. maddesine istinaden gerçekleştirildiğini savunmaktadır.[2] 

Dönemin Başbakanı, Bülent Ecevit, operasyonun ana hedefinin Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını savunmak olduğunu belirtmiştir.[3] Diğer demeçlerinde ‘‘milli vazife’’olarak belirtmiştir. Bülent Ecevit’in Kıbrıs Harekâtı ile bir diğer demeci; “Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlar’a da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz. Türkiye’nin Kıbrıs’ta barış, kardeşlik ve özgürlük için giriştiği harekât, bu sabah erken saatlerde başlamıştır… Türk kuvvetleri savaş için değil, zorbaca bir istilâya son vermek için Kıbrıs’tadırlar. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’taki zaferi olacaktır, barışın zaferi olacaktır, kardeşliğin, özgürlüğün zaferi olacaktır. Türk’ün yalnız savaşçılığını değil, insanlığını da bir kez daha bütün dünyaya gösterecektir. Biz oraya canınızı yakmaya değil, yardıma geldik. Biz oraya nefret değil, sevgi ile geldik. Biz orada sizinle dövüşmek için değil, sizin ıstırabınızı dindirmek amacıyla bulunuyoruz.”[4] 

Toplumlararası görüşmeler Nisan 1975'ten Şubat 1976'ya kadar Viyana'ya yapıldı. 5'inci turun sonunda kesilen Viyana görüşmelerinde varılan en önemli sonuç "nüfus mübadelesi anlaşması" oldu. Bu anlaşmayla Güney'de kalan Türkler Kuzeye, Kuzeydeki Rumlar da Güneye taşındı.[5] Türkiye-Kıbrıs arasında artık diplomatik olarak ilişkiler sürülmektedir. Kıbrıs Harekâtı’nın Kıbrıs Sürecinde yeri tektir. Bu yüzden bu konuyu ele almadan geçmek istemedim. 

Şunu söylemek gerekirse Türkiye neden Kıbrıs’ı önemli görür? Bu soruya 3 ana neden ile belirtebiliriz. i.Bülent Ecevit’in dediği gibi ‘‘milli vazife’’ ii. ulusal çıkarlarımızdır. Kıbrıs’ın önemini anlamak için İngiliz Amirali Lord John Hay Kıbrıs'ı "bir deniz üssü olarak elde edilebilecek en iyi yer" nitelendirmesi nedenimize açıklık getirmekte fayda olacaktır.Son nedeni de şöyle belirtebiliriz ki onun başlığı da iii.‘‘güvenlik’’tir. ‘‘Enosis’’ fikrinin bölgede başarıya ulaşması Türkiye için oldukça baş ağrıtıcı bir durum olacaktır. 

2004 yılında Avrupa Birliği üyesi olan ülke, sadece Lefkoşa, Limasol, Larnaka ve Baf bölgelerini yönetebilmektedir.[6] Adanın iki tarafını birleştirmek için yapılan çalışmalardan sonuncusu Annan Planı'nın, [7] Kıbrıslı Türkleri tarafından referandumda kabul edilmesine rağmen, [8] Kıbrıs Rum halkı referandumda reddedince adanın birleşmesi gerçekleşmedi.[9]Kıbrıs Harekâtı literatürde ‘‘taksim’’, Avrupa Birliği’nin ise Güney Kıbrıs Rum Kesimini üye olarak kabul etmesi ‘‘enosis’’ fikrinin somutlaşmasına yönelik yapılan adımlar olarak gösterilir. Avrupa Birliği, politik olarak anlaşabileceği ülkeleri, bünyesinde barındırıyor. Türkiye’nin de Avrupa Birliği macerası, Kıbrıs ile sınırlandırılıyor. Türkiye AB’ne girmekten önce, ulusal çıkarlarını önem vermektedir. İktidarların değişmesi Türkiye’nin bu arzusunda bir taviz verme yoluna gideceğini ön görülmüyor. Türk dış politikasını kararlı tavrı elbet dünyaca kabul edilecektir. Tarihimizden bir hatırlatma yapmak gerekirse, Hatay kararlı bir tavır ile Türkiye sınırlarına bağlanmıştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; ‘‘Anavatan Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin kalkınması ve güçlenmesi ile Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin geleceklerinin güven altında olması için her alanda desteğini devam ettirecektir. Tüm adaletsizliklere karşın Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin daima yanında bulunacağımızı Kıbrıs Türk halkının refah ve üretkenliğinin artırılmasını sağlayacak reform ve kalkınma hamlelerini birlikte sürdürmeye kararlı olduğumuzu bilmenizi isterim’’[10] diyerek Türkiye-Kıbrıs politikasının, geçmişten günümüze doğru devam ettiğini belirtmektedir. 

Son dönemlerde ise Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Avrupa Birliği hakkında ‘Objektifliğine güven azaldı. Kıbrıs Türkleri cezalandırıldı, Rumlar ‘Hayır’ dediği halde ödüllendirildi’ [11]görüşlerini ifade ederek, Türkiye’nin Kıbrıs Sürecindeki haklı tavrını dile getirmiş ve Kıbrıs Türklerinin durumunu ulusal ve uluslararası medyaya iletmiştir. 

[1] USAK’ tan Kıbrıs Sorununa Alternatif Açılımlar:"Çok Bileşenli Adım Modeli", USAK 

[2] Turan, Sibel (15-16 Mayıs 2003). Keşan sempozyumu; 323. sayfa, Keşan Belediye Başkanlığı, 2006. 

[3] Milliyet, 23.07.1974 

[4] ‘Kıbrıs, sizin için ne ifade ediyor?’, Gazeteport .com, 22.08.2008 

[5] ‘Kıbrıs Müzakere Cumhuriyeti’, http://www.diplomatikgozlem.com/haber_oku.asp?id=730 

[6] Selim Sayarı, " Hristofias Güzelyurt ve Karpaz'ı istiyor", NTVMSNBC.com, 12.06.2009 

[7] Özersay Kudret, "24 Nisan 2004 Kıbrıs Referandumlarının Anlamı Üzerine", Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi. 01.09.2004 

[8] George Wright, ‘Greek Cypriot leaders reject Annan plan’, The Guardian, 22.04.2004
[9] A. Templar Marcus, ‘What If: The Annan Plan and Turkey’, [10] Başbakan'dan KKTC Başbakanı'na Mesaj, http://www.attabot.com/haber/basbakan-dan-kktc-basbakani-na-mesaj-3367365/ 

[11] Davutoğlu’ndan AB’nin 4 Yanlışı, NTVMSNBC.com, 13.12.2010 

 
Toplam blog
: 18
: 878
Kayıt tarihi
: 17.11.10
 
 

Üniversite öğrencisi, medya ve iletişim, uluslararası ilişkiler ilgi alanımdır...